Mûsikî denilen nutk-ı ilâhî Bir coşkun denizmiş nâmütenâhi.. Yahya Kemal Beyatlı * İlk olarak yarım yüzyıla yakın bir zamandan beri yazdığım/söylediğin üç cümle ile yazımıza başlayalım: İkinci olarak şöyle bir genelleme yapalım: İlim, felsefe ve sanat insanoğlunun kabiliyetlerini geliştiren, güzelleştiren, derinleştiren faaliyet alanlarıdır. Bu sahalarda cevelan etme ve eser verme...
Malûm olduğu üzere takiye, “gerçek inanç veya düşüncesini söylemeyip gizli tutma” demektir. Dolayısıyla takiye, daha ziyade dinî alanda tebarüz etmiş, özellikle de “Şiî ve bâtınî mezhep mensuplarının kendilerini korumak ve amaçlarına erişmek için dînî ve siyâsî inanç ve düşüncelerini gizli tutma prensibi” olarak kabul edilmiştir. Bu bağlamda elbette tarihî seyre...
Günümüzde ilahiyatçı olmak çok zor ve meşakkatli iş olarak görünüyor; zira bu husus pek çok beklentiyle çevrili ve tüm bu beklentiler arasında ilahiyatçılar hem kendi olmaya, hem de yönlerini tayin etmeye çalışmaktadır. Bu hususun tarihsel olaylardan ayrı olarak anlaşılması da mümkün değildir. Zira Cumhuriyet döneminde ilahiyat eğitimi; kuruluşu ve gelişimi...
Bir önceki yazıda cumhuriyet dönemi eğitim politikalarını işlemiştik. Kaldığımız yerden devam edelim. O dönemin eğitim anlayışı elbette ders kitaplarına da yansımıştı. Örneğin din dersleri, 1925, programında, üçüncü sınıftan itibaren haftada bir saate indirilir. 1924 programıyla ortaokullarda yer verilen bu ders, 1930 programıyla kaldırılır. 1927 yıllarında Abdülbaki Gölpınarlı’nın ilkokullar için yazdığı...