Bir önceki yazımız çevre kirliliğinin bir alt boyutu atık ve çöp kirliliği hakkında idi. Atık ve çöp kirliliğinin görülen yüzüne ve sebep olacağı olumsuz sonuçlara kısmen dikkat çekmiştik. Yazımızı “Çevre kirliliğinin atık ve çöp kirliliği yanında toprak, hava, su, gürültü ve görüntü kirliliği boyutları da söz konusudur” cümlesi ile bitirmiştik....
‘’Kendisiyle barışık olmak’’ deyimini uydurdu kişisel gelişimciler. Ne demek kendisiyle barışık olmak? Hiçbir şeyi dert etmeyen, mahalle yanarken saçını tarayan insan türüne deniyor bazen… Bazen de cahilliği ile, kilolarıyla, beceriksizliğiyle dalga geçene deniyor… Mütevazılık diye yutturulan bir tür zevzeklik yani… Kendisini geliştirme, dönüştürme gayreti olmayan, çapsız, fikirsiz, gâilesiz insan çeşidi....
“Cahilliğin, iş bilmezliğin, yobazlığın, bağnazlığın ülkemizi ne hale getirdiği ortada…” Bu cümleye sarılmayan yok ülkemizde. Hangi kesimden olursanız olun, bu söz üzerine sayfalar dolusu konuşabilirsiniz. Nedir peki cahillik? Okuma yazma bilmemek mi? Sadece ilkokul mezunu olmak mı? Üniversiteye gidememek mi? Birkaç üniversite okuyamamak ya da akademik kariyer yapamamak mı? Türk...
”Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder” diye meşhur bir söz vardır. Genel olarak bir işin uzmanından yardım almayınca sonucun ters gideceğini ifade etmek için kullanılır. Doktor ile hoca üzerinden böyle bir atasözünün söylenmiş olmasının çok daha farklı bir anlamı olması gerek. Nitekim bu ikisi de insan hayatında çok önemli...