Dört beş yaşlarındaydım. Rahmetli annemle dağda keçilerimizi güdüyoruz. Bir düzlükte oturduk. Keçilerimiz karşı yamaçtaki çalılıklarda otluyor. Hava günlük güneşlik, mevsim bahar. Annemin önünde, yeşil çimenlerin üzerine yaydığı yama bohçası var. Böyle günlerde ya yama yapar, ya yün örer veya kirmanıyla yün eğirirdi. O gün yama bohçası yanında. Uygun olan eskilerden...
Gök giyinmek isteyenler bir dağ yoluna düşürmeli yolunu. Ayak izlerini izleyerek bir yolakta, yorula yorula dağa ağmalı ağır adımlarla. İnsan dağa yöneldiğinde yokluk yoluna düşer, ama varlıkla döner. Hani dergâh kapılarına yazılan “Edeple gelen lütufla döner” sözüyle ifade edildiği gibi. Dağdan indiği vakit, dağın eteklerinden tutup aşağıdan yukarı doğru baktığında...
Cumhuriyetin ilk Maarif Vekaleti Binası, bugünkü Ulus’ta Avlulu Ulus Çarşısının yerinde Sultan Abdülhamit Han’ın tahta çıkışının 25. yılı hatırasına bir kısmı İstanbul’dan gönderilen ödenekle bir kısmı da Ankara halkının destekleriyle 1900 senesinde Sanat Mektebi olarak yaptırılmıştır. Bina dışı kesme Ankara taşından, içi ise tamamen ahşap olmak üzere inşa edilmiş bir...
Hayata ve yerçekimine merhaba dediğimiz anlardan beri dinlediğimiz masallar, hikâyeler, hep “bir varmış, bir yokmuş” diye başlar ya hani, her ne kadar klişe bir söz gibi algılasak da, aslında var oluşumuzun da sonlu bir dünya hayatı yaşadığımızın da en güzel ifadesidir bu söz. Eldeki her şey aslında bir an için...