Güneş, çorak topraklı tepeleri avururken uzaklardan bir uğultu duyulur. Yumuşamış araziden göğe doğru kocaman bir toz bulutu yükselir. Evlerin arasından eşekli, atlı kalabalık, bir hamazla köye girer. Köyün içinde ne kadar çocuk varsa kalaycıların arkasına düşer. Kalaycılar, çayırlığın dereye yakın yerine yükünü indirirler.Salkım söğütlerin arasındaki düzlüğe kazıklar çakılır, direkler kaldırılır, ipler gerilir. Kara çadır çimenlik yere kurulur. Söğüt dalları çadırın omzunu okşar. Çadırın diplerine taşlar dizilir.Etrafına hendek kazılır. Avgını dereye verilir. Takım taklavatyerine konmadan kalaycılar köyün içine dağılır. Kalaycılardan çoluk çocuk, avrat uşak ”Kalaycı geldi!” diye sesin...