Eğitime ilişkin önümüze gelen haberlerin büyük kısmı sansasyonel nitelikte. Zaten haber değeri taşımalarının mantığı da birazda oradan geliyor. Genelde de öğretmen, öğrenci veya veli şiddeti veyahut zorbalığı olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür haberler, beklenildiği üzere, anlık bir duygusal kabarmayla karşılık buluyor. Ardından herkes kendi rutinine dönmekte bir sakınca görmüyor. Anlık...
Bazı ifadeler imalarıyla birlikte anlaşıldığında manzaranın ne olduğuna ilişkin gayet açık ve anlamlı bir tablo sunabiliyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının başlığa çektiğim açıklaması da bunlardan birisi. Bakanın açıklaması içinde bulunduğumuz ekonomi-politik gerçekliğin vaziyetini ek bir açıklamaya gerek bırakmayacak şekilde önümüze koyuyor. Tablonun bir tarafında bu gerçeklik var. Bu zaten göstergelerden, istatistiklerden bildiğimiz bir şey. Bu açıklama ile durum...
Yeni eğitim-öğretim sezonumuz başladı. Yaptığımız değerlendirmeler, konuşmalar yarınlar için çok umutlu olmamızı mümkün kılmıyor maalesef. Çünkü bildiğimizden şüphe etmediğimiz gibi aynı şekilde yol almakta da bir problem görmüyoruz. Bu vesileyle birkaç hususa değinmekte yarar görüyorum. İçinde bulunduğumuz hayatın organizasyonunda eğitim, merkezi konumda bulunuyor. Eğitim üzerinden hayatın tanzimini yapıyoruz. Belirli bir...
Yeni eğitim-öğretim yılımız önümüzdeki günlerde başlayacak. Türkiye kendinden o kadar memnun ki, alanla ilişkisi o kadar problemsiz ki; alana dair hiçbir tartışma gündemi yok. Şu ana kadar görebildiğim kadarıyla bakanlığımız okullarda zil ve öğrenci-öğretmen kıyafetleri ile ilgili hassasiyet göstermiş durumda. Bu gibi küçük eksiklikler zaten kadı kızında da olur! Hayatımız ve işleyişimiz...
Bir eğitim-öğretim yılını daha geride bıraktık. Milyonlarca öğrencimiz tatilde şimdi. Her bitiriş geride bırakılana ilişkin bir muhasebe çağrısıdır. Yapılıp edilenleri gerçekliğimiz, geleceğimiz, beklentilerimiz üzerinden değerlendirme fırsatıdır. Bu fırsatın titizlikle kullanılması hayati önemdedir. Çünkü verdiğimiz emeğin, harcadığımız paranın, ayırdığımız zamanın neye karşılık geldiğine ilişkin bir sorgulama, kendi varlığımızı ve işleyişimizi ciddiye alma...
Dolaşım ağında zorunlu eğitime ilişkin haber sayısı artıyor. Ateş olmayan yerden duman çıkmayacağına göre zorunlu eğitime ilişkin MEB bünyesinde bir takım düzenlemelerin belirli kıvama geldiğini düşünebiliriz. Eğitimdeki gerçekliğimiz zaten her türlü tasarrufa gidilebileceğinin meşruiyetini oluşturuyor. Bu açıdan MEB’in bir arayış içinde olmasında garipsenecek bir durum yok. Hatta tam tersine eldekinin...
Türkiye’de bir çözüm yanılsaması oluşturarak mevcut düzeni sürdürmek şeklinde bir işleyişin olduğunu sıklıkla tekrarlıyorum. Proje okullarına yapılan atamalar tekrar gösterdi ki gerçekten yürürlükteki düzenin Türkiye’nin yarınları için dönüşüm geçirmesi şeklinde ne MEB’in ne de kamuoyunun bir derdi var. Gizemli, karışık, imalı, tevarüs edegelen hastalıklı bir retoriğin sosuna bulanan her iş...
Büyük bir altüst oluş içinde savrulduğumuz çok açık. Ulusal, bölgesel ve küresel tüm gelişmeler bu alt üst oluşun emareleriyle yüklü. Bildiğimiz dünya, gözlerimizin önünde çözülüyor. Hoş, bildiğimiz dünya çözülmemiş haliyle de devasa bir problem yumağı olarak hayatımıza kast ediyordu. Ancak yine de iyi kötü işleyişine, işleyişine ilişkin standartlara ve kabullere...
Çarpıcı bir tespitte bulunuyor Baudrillard: “Ütopya gerçekleşti; tüm ütopyalar gerçekleştiği halde, tuhaf bir şekilde, sanki gerçekleşmemişler gibi yaşamayı sürdürmek gerekiyor.” Kafiyeli konuşmayı, ağdalı bir retorik içinde mest olmayı sevdiğimiz için eleştirel düşünme, zor sorular sorma çok hoşumuza gitmiyor. Çünkü kendimizi seviyoruz, sorduğumuz sorulara verdiğimiz cevaplardan çok memnunuz. Oysa anlamlı bir...
Bernard Shaw, “İngiliz, kabilesinin ve adasının adetlerini doğa yasaları olduğunu sanan barbardır” demişti. Çok çarpıcı bir tespit. Bize de hayli sevimli gelebilir bu tespit. Nasıl olsa mahkûm edilen biz değiliz. Hele hele yerküreyi kendine benzeten bir emperyal düzenin komuta kademesinde bulunan İngilizlere ilişkin dile geliyorsa bu tespit doğruluğu da somut...
Türkiye enteresan bir görünüm arz ediyor. Bu enteresan görünümde devlet de toplum da aynı şekilde yer alıyor. Biri diğerini aratmıyor. İddiaların, ifadelerin boyutu çok yüksek, uygulama ise evlere şenlik. Aradaki çelişki ise neredeyse hiç dikkat çekmiyor. Hiçbir problem yokmuş gibi davranılıyor. Bilindiği üzere 20 bin öğretmen atamasının sonuçları yarın açıklanacak....