Çocukluğumun Kafdağı, masal ülkesiydi. Başında şahinlerin tünediği ulu meşe ağaçlarının gölgesinde cinler top oynar, devler ve ejderler güreş tutardı. Kara kara kayalıkların üstünde kartallar, dibinde kurtlar konaklardı. Zirvesi gizemli, çehresi asildi. Rüzgârı, yağmuru, karı şiddetliydi. Soğuğu çetin, suları buz gibiydi. Orada gök başka gürler, şimşek başka çakardı. Kar erken yağar,...
Atalarımız, “Ağustos soğuya soğuya kışı, şubat ılıya ılıya yazı getirir” demiş. Bu yaşıma kadar böyle uslu, böyle sakin ve böyle sıcak şubat görmedim. Aylardan habersiz olsam nisandayız derim. Bahar kapımıza dayandı. Baharın müjdecisi kabul edilen ilk cemre havaya düştü. Cemre demek, kıştan bahara aralanan kapı demek. Cemre demek havaların ısınmaya...
İnsanlar bir araya gelince, bir iki bardak çay içince ya da arada sırada birbirini arayıp hâl hatır sorunca dost olduklarını iddia ediyorlar, aslında kendileri de biliyor ki dostluk öyle birden bire olacak bir şey değil… Çiçek birden bire açar, yağmur birden bire yağar, toprak birden bire uyanır uykusundan değil mi?...