Bir eğitim-öğretim yılını daha geride bıraktık. Milyonlarca öğrencimiz tatilde şimdi. Her bitiriş geride bırakılana ilişkin bir muhasebe çağrısıdır. Yapılıp edilenleri gerçekliğimiz, geleceğimiz, beklentilerimiz üzerinden değerlendirme fırsatıdır. Bu fırsatın titizlikle kullanılması hayati önemdedir. Çünkü verdiğimiz emeğin, harcadığımız paranın, ayırdığımız zamanın neye karşılık geldiğine ilişkin bir sorgulama, kendi varlığımızı ve işleyişimizi ciddiye alma...
“Kiliseye ilk paratoner takıldığı gün, din ve bilim çatışması bitti ” demişti Tesla. Mevzunun bu basitlikte tartışılması şüphesiz aşırı yüzeysel. Ancak bu basitleştirmeler aynı zamanda yabana atılmayacak bir gerçekliğe de işaret ediyor. Bu basitleştirmeyi eğitim alanına kaydırıp izdüşümlerine bakalım. Devasa bir eğitim mevzusunu devlet tekelindeki zorunlu eğitim formunda, formatında tükettiğimizde...
Okullarımızda yüz yüze eğitime yeniden başlamış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu yazımızdaki ana temamız “diğerkâmlık” değeri ve “test tekniğine dayalı değerlendirme süreci” olacaktır. Eğitimi, “toplumun düşünme biçiminin, ferdin kültürel derinlik kazanma süreci ve geleceğinin planlanmasının bütünü” olarak kabul ediyoruz. Eğitim programlarına diğerkâmlığı bir değer olarak yedirmeli miyiz? sorusuna cevap aramak durumundayız....