Dağ başında, çeşme başında, ocak başında… Anadolu’nun dört bir yanında türküler söylenir. Dili tutuklar söyleyemediğini, söylemeye utandığını türküye döker. Yüreği yaralılar derdini suya fısıldar, rüzgâra bırakır, toprağa anlatır, “Kâtip arzuhâlim yaz yâre böyle.” diyerek bir de arzuhalciye… Hâlini arz etmek isteyenler arzuhâlcilerin kapısını çalar. Arzuhâlciler okuma yazma bilmeyenlerin ahvalini yazar;...
Çoban Yıldızı, sabahları göründüğünde Sabah Yıldızı ya da Tan Yıldızı; akşamları göründüğünde Akşam Yıldızı adıyla anılan bir gezegen aslında. Yön tayinine yardımcı olduğu için Kuzey Yıldızı da denilmiş. Kadim Türkçe’mizde ise Çolpan Yulduzu adıyla isimlendirilmiş. Venüs adıyla astronomi literatürüne girmiş olan Çoban Yıldızı, güneş sistemindeki diğer gezegenlerin aksi istikametinde döndüğünden...
Gelen/ek, billur bir pınardır ve naz makamının şehrâyînidir. Her ânı, “kendi gökkubbemiz altında bir bayram saati” hazzı ve safiyeti içinde idrak için, “sînesi saf olan ehl-i dilin,” yaşama sevincini her dem taze tutması, ruh akınları ile muhteşem fütuhatlar peşinde mesai sarf etmesi ve mağfiret iklimlerinde oluş sırrına erip varlığı hazmedebilmesi...
İştikâk alâkası, müştak kelimelerin anlamlarını âdetâ tek bir tohumun içindeki mânâ âlemine ircâ eder… N-f-s üçlüsü de kendisinden türeyen, türevlenen kelimelerin anlamları için âdetâ böyle bir tohumun kök uçlarıdır… Nefs, nefes, nefâset kelimeleri ve müştaklarının, aralarındaki anlam alâkaları ile oluşturdukları kavram âilesi zengin ve rengârenk dünyâsıyla karşımızda durmaktadır… Nefs, kelime...
Her şey sıvıyla dolu körpecik ciğerlerimize yakıcı bir havayı teneffüs etmemizle başladı. Öncesinde çok yabancısıydık, dünyanın havasının, suyunun, acısının ve tatlısının. İlahi takdirin bizleri yerleştirdiği o muazzam korunaklı ve besleyici ortamda, etrafımızda sudan rahat bir yatak, karnımız tok, keyfimiz yerinde, annelerimizin kalp atışlarının ahengiyle, yine o şefkat meleğinin doğmamış çocuğuna...