Bir mirasımız vardı. İbn Sînâ’dan, Fârâbî’den, Hârezmî’den, Bîrûnî’den, Ali Kuşçu’dan ve daha nice İslam büyüğünden bizlere kalan kadim bir miras… Ehl-i Suffe’nin sinesinde, Beytülhikme’nin kandilleri altında, Endülüs’ün kütüphanelerinde, Nizamiye medreselerinde büyüyen; içinde hiçbir babanın evladına bırakamadığı kadar kıymetli hazineleri barındıran nadide, zengin ve soylu bir miras… İlim, irfan ve medeniyet...
“Önce yüreğimizdeki Kudüs’ü işgal ettiler. Biz savaşı önce kendimizde kaybettik!” Cahit Zarifoğlu “Telgrafın tellerini kurşunlamalıÖyle değildi bu türkü bilirim…” Öyle değil bu türkü, öyle değil. Türkülere kan sıçradı Ortadoğu’da. Kurşunlar ihtiyârlara, kurşunlar kadınlara, kurşunlar bebeklere sıkılmakta! Türkü yerine ağıtlar yakılmakta, yana yakıla! –Batı cephesinde yeni bir şey yok,...
Alzaimer hastası baba ve ona bakan kızının hikayesini anlatıyor film. Artık kızını dahitanımaz olan baba, sonlara doğru, “bütün yapraklarımın döküldüğünü hissediyorum” diyebiliyor. Bu, düşüncesiz bir sözden çok herşeyin anlamlı bir özeti.Bense, daha önce hiç gitmediğim İsviçre’ye, derslerimde bahsettiğim Lozan ve Montrö şehirlerinin yanı başında yapılacak toplantıya katılmaya gidiyorum. Lozan (Lausanne)...
Hem peşinden koşup hem elde edip hem de başımıza bela olan şeylerde kendimizi aklayıp nasıl da saldırıyoruz kadere, insanlara, zamana, hayata, dünyaya… Yazmışımdır daha önce… Üniversiteye çalışırken şöyle dua ederdim: ”Allah’ım hakkımda hangisi hayırlıysa o bölümü kazandır ama ben öğretmenliğin hayırlı olduğunu düşünüyorum.” Yani Allah ile pazarlık yapıyorum. Hatta ben...