Kocaeli’de dünyaya geldi. İlk, orta eğitimini Ağrı’da tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde İç Hastalıkları alanında ihtisasını tamamladı. Öğrencilik yıllarından itibaren edebiyat, kültür, sanat ve düşünce alanlarında çalışmalar yaptı, çeşitli edebiyat dergilerinin genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Şiirleri ve denemeleri çeşitli dergilerde yayınlandı.
Bir mirasımız vardı. İbn Sînâ’dan, Fârâbî’den, Hârezmî’den, Bîrûnî’den, Ali Kuşçu’dan ve daha nice İslam büyüğünden bizlere kalan kadim bir miras… Ehl-i Suffe’nin sinesinde, Beytülhikme’nin kandilleri altında, Endülüs’ün kütüphanelerinde, Nizamiye medreselerinde büyüyen; içinde hiçbir babanın evladına bırakamadığı kadar kıymetli hazineleri barındıran...
Dr. Mahmut Esad Durmuş Beyaz önlüğün ardında yalnızca bilgi birikimiyle donanmış bir zihin değil, her seferinde yeniden sınanan bir kalp vardır. Hekim, yalnızca tanı koyan, tedavi eden ya da iyileştiren kişi değildir; o, aynı zamanda insan ruhunun derin ve esrarengiz...
Hayat uçsuz bucaksız bir anlam denizidir. Bu anlam denizinde boğulmadan, umudu ve cesareti yitirmeden menzile varabilmek için hakikat gemisinin yolcusu olmak gerekir. Her şey bir anlamla başlar ve var olur. Anlamını yitiren her şeyin kendisi de bitmiştir aslında. Anlamını yitiren...
İnsan, varlık yolculuğuna yaratılışın derin ve ahenkli melodisini işiterek başlamıştır. Hayatın akışı boyunca insanın özlemi hep yaratılışın eşsiz melodisine ve o melodiyi işittiği günedir. Tıpkı Odysseus’un İthaka’daki evini özlediği ve ondaki sükûnete, huzura dönüşü arzuladığı gibi… Hepimizin içinde o eşsiz...
Uzaklardayız…’İpeklere yumuşaklık bahşeden merhametin kalbi’nden çok uzaklardayız. Merhametsizliğin ortasında bir sürgün hayatı yaşıyoruz. Böylesine bir sürgünü tercih eden ve bize reva gören de yine biz kendimiziz. Menfaati, hırsı, bencilliği, kibri merhamete tercih ettik. Oysa insanın havaya, suya, gıdaya ne kadar...
“Edep hududa riayet etmektir. En büyük edep İlâhi hududu muhafaza etmektir.” Üstad Necip Fazıl ‘O ve Ben’ kitabında hocası Abdülhakîm Arvâsî Hazretleriyle karşılaşma ve onun rahle-i tedrisindeki değişme sürecini anlatırken bir taraftan da hocasının gönül ummanından dökülen sözleri birer inci...
Yürüyüş yapmak, yürümenin zorunlu olmayan türü…Bir noktadan bir noktaya ulaşmaya aracılık etmenin ötesinde bir mekanda ve zamanda derinlemesine bulunma hâli. Yürüyüş sadece ayaklar ve bacaklarla yapılan bir eylem değil; ruhun, bedenin, zihnin ve kalbin topyekün iştirak ettiği bir huzur ve...
İnsan, küfesinde taşıdığı yükün mesulüdür. Bu dünyada bizi biz yapan şeyler üzerimizde taşıdığımız yüklerdir. Benliğimiz çoğunlukla üzerimizde taşıdıklarımızdan müteşekkildir aslında. Bu yüklerin bir kısmını bedenimizle, bir kısmını da ruhumuzla, zihnimizle, kalbimizle taşırız. Üzerimizdeki elbiseyi, ellerimizdeki ve ceplerimizdeki nesneleri taşıdığımız gibi;...
Gidiyoruz… ‘Gitti gelmek, kaldı gitmek’ diye veciz bir şekilde tarif edilen ‘uzun ince bir yolda’ gece gündüz gidiyoruz. Ezelden ebede, ervahtan berzaha uzanan bu yolculuk zaman ve mekan mefhumunu aşıyor; ruh, beden, gönül, dimağ bütünlemlerini tamamen kuşatıyor; mikro ve makro...