Çocukluğumda koyunlarımızı ve keçilerimizi sağım için ağıla götürürken ürkütüp sıkıştırmamamız, korkutmamamız, koşturup yormamamız büyüklerimiz tarafından sıkı sıkı tembih edilirdi. Aynı uyarı, kuzu ve oğlaklarımızın satım zamanında da yapılırdı. Üstelik “Sakın ha!” denilerek. Büyüklerimiz, “ürkütme, sıkıştırma, korkutma, koşturma, yorma” diyerek tembihte bulunurken aslında şunu söylemek istiyorlardı: Bu tür muamelelerle koyunları, keçileri,...
Önce her şey hayvan sesi çıkaran oyuncakların piyasaya çıkmasıyla başladı. Kuzunun sesi yetti bize ve biz kuzunun yününü, sıcaklığını, koşuşunu, annesini koklamasını ve gözlerinin o güzel bakışlarını unuttuk. Sonra tavuğun sesi yetti, civcivlerini koruyup kollamasını göremedik, etrafta yiyecek ararken telaşlı koşuşturmalarını da, ördeğin sesini suda heyecanla yüzüşünü izlemeye tercih ettik....