1968’li yıllar ilkokula başlama yıllarımdı. Henüz okula başlamadan kısmen okuma ve yazmayı çözmüştüm. İlkokulu bitirinceye kadar beni etkileyen bir hikâye kitabı okuduğumu hatırlamıyorum. Üstelik o tarihlerde babam, ilçede az sayıda “okur” diyebileceğimiz biriydi. Gazete aboneliği olan yirmi kişinin içindeydi. Sonradan “Hülasâtü’l-Beyân” tefsiri olduğunu öğrendiğim on altı ciltlik tefsiri evimize getirmişti....
Terzikarı lakabıyla maruf Durdane nine -ki annemin anneannesi olur- annemin Kemal dayısının evinde kalırdı. Biz de dayı derdik ve çok hoşçaydık. Öyle ya bayramlarda gıcır kâğıt para veren tek dayıydı çünkü. Bahçeli, tek katlı, duvarları kerpiç, tavanı çam ve kamalak mertekleriyle örtülü mütevazı bir evdi. Bahçe tarafına uzatma yaptıkları yerin...