1968’li yıllar ilkokula başlama yıllarımdı. Henüz okula başlamadan kısmen okuma ve yazmayı çözmüştüm. İlkokulu bitirinceye kadar beni etkileyen bir hikâye kitabı okuduğumu hatırlamıyorum. Üstelik o tarihlerde babam, ilçede az sayıda “okur” diyebileceğimiz biriydi. Gazete aboneliği olan yirmi kişinin içindeydi. Sonradan “Hülasâtü’l-Beyân” tefsiri olduğunu öğrendiğim on altı ciltlik tefsiri evimize getirmişti....