Zorunlu eğitimin süresine ilişkin bir tartışma yürütüyoruz. Tartışma yürütüyor dediğime bakmayın aslında. Lafın gelişi öyle diyorum. Çünkü tartışmanın hangi soru, sorun, sorunsal etrafında döndüğünü bilmiyoruz. İşleyişinden, sonuçlarından memnun olmadığımız bir düzenlemeyi masaya yatırıyormuş gibi yapıyoruz ancak sorulması gereken soruların hiçbirisini sormadan mevzuyu konuşuyormuş gibi yapıyoruz. Son derece önemli bir alan...
Müfredat, mülakat, ÖMK gibi tartışmalarla başladı yeni eğitim-öğretim yılı. Daha önce de belirttiğim üzere yeni yıl, işleyişi ve sonuçlarıyla önceki yılların bir kopyası olacaktır. Sanırım netleştirmemiz gereken husus şu: Yeni yıl öncekilerin bir kopyası neden olmasın? Eğer bu sorunun yanıtı bir kopya olmaması yönünde ise o zaman şu soruya cevap...
İçinde bulunulan zaman, debdebesiyle, neşesiyle, ihtirasıyla insanı kendine çekiyor. Zamane insanın sükûnete ihtiyacı yoktur ama içinde bulunduğu ruh halinin oyalanmaya muhtaç olması, mevcut iklime onu mıhlıyor. Bir süre sonra, kendince, bir taraf tutuyor. Artık o, şartların içinde gittikçe aktifleşecek olan bir oyuncudur. Zamane insanının bu oyunculuğu bir rolü olmasından değil,...
Abdulbaki Değer Kamusal meselelere ilişkin söylemimiz bizi anlamlı bir çıkışa doğru yöneltmiyorsa, makul bir mesafe aldırmıyorsa söylemi şiddetlendirerek sürdürmek yerine söylemimizin şekline, içeriğine, motivasyonuna dikkat kesilmek durumundayız. Söylemin mimarisini, paradigmasını saklı tutarak konjonktürel gelişmelere göre makyaj tazeleyen vaziyetle anlamlı bir çıkış bulacağımızı düşünmek kendimizi kandırmaktır. Türkiye de kendini kandırmaktadır. İsmail...