Bilgi diktatörlüğüne giden vasatta ya da süreçte yapay zeka ile yeni bir aşamadayız. Bilginin bir takım tekeller tarafından kontrol edilmesi insanlık için, gelecek için bir kaygı vesilesi ve tehdittir. Firavun ve çevresi anılırken baş mimar Haman, zenginlik timsali Karun ve Bel’am üçlüsünden bahsedilir. Burada Bel’am bilgiyi temsil eder. Bir anlamda kontrol eder. Bilginin kontrol edildiği yerde özgürlükten bahsedilemez. Eleştiri kültürü yayılamaz. Bu alanda ilmi istibdat oluşur. Üç şeyin buluşmasıyla yöneticiler bir anlamda kutsal ve dokunulmaz hale gelirler. Fakirlik, eleştirel düşüncenin yokluğu ve istibdat! İnsanlar bu durumda hurafelerin kontrolü altına girerler. Şimdi son dönemlerde dünyada yapay zeka furyası patlak verdi. Önü alınamıyor. Her gün yeni bir mevzii ele geçiriyor. Kabul etmek gerekir ki bilgiye ulaşmakta zorlanıldığında devreye girmekte gecikmiyor ve zorlu meseleleri bir çırpıda hallediyor. Bu konuda eline su dökülemez. Elbette her zaman değil yanılma payı her zaman var. Lakin şimdiden efsane olmuştur. Bilgiye ulaşma konusunda yardımcı oluyor. Ya sonrası ya da bilgiyi kontrol etmeye doğru gittiğinde ve aradakileri devreden çıkardığında durum ne olacak? Asıl soru bu. Bu sürecin geri dönüşü olacak mı? Yoksa insanlık yapay zeka ile bir meçhule mi gidecek? İnsanları kendisine bağımlı hale getirecektir. Teknoloji veya yapay zeka tabii zekayı örseliyor ve köreltiyor. Bunda bir şüphe yok. İşlemler kolaylaştıkça insan beyni buna teslim oluyor ve klasik işlemlerden vazgeçiyor. Bu durumda saha onlara kalmış oluyor. Ayrıca sahtekarlar tarafından araç olarak kullanılmaktadır. Yapay zeka çeşitliliği öldüren bir mekanizmadır. Bu açıdan faydalı yönlerinden ziyade ontolojik düzeyde zararlı bir mekanizmadır ve bağımlılık yapıyor.
Sonrasına dair kuşkular artıyor. Nereye uzanırsanız uzanın yapay zeka ve etkileriyle karşılaşıyorsunuz. Bu normal bir durum olamaz! ‘Uzaylılar dünyayı ele geçiriyor’ temsilinde olduğu gibi burada da organize bilgi korsanları bilgi fezasını ele geçiriyor. Herkes her şey yapay zekadan bahsediyor. Sadece bilgi üretmiyor aynı zamanda kurgu da üretiyor. İnsanları taklit edebiliyor. Teknolojik diktatörlüğe giden bu süreçte dünyada iki şey gelişiyor. Birincisi yapay zeka ikincisi de robotlar. Bu gidişle yapay zeka organik zekayı ele geçirecek.
Filistinli araştırmacı Muhammed Ahmet el Mübeyyiz yapay zekanın yönlendirme yaptığını ve bir sonraki basamağın ise tekelleşme olabileceğini öngörmektedir. Bu da bilgi tekeli ve bilgi bağımlılığı ve diktatörlüğü demektir. Bu yapaylıklar fıtrata müdahaledir ve onu bozmaktadır. Bilgiye hızlı eriştiği doğrudur lakin bu düşünceyi öldürecektir. Düşünce hız değil teenni gerektirir. Düşünce köreldikçe ve tembelleştikçe hayatta ve alemde yapay unsurların ağırlığı artacaktır. Hız hazmetme kapasitesini de sınırlandırır.
Yapılması gereken yapay zekaya teslim olmamaktır. Sınırlandırmaktır. Alanlarını daraltmak ve belirlemektir. Siber suçlarda olduğu gibi bu alanın da hukuku oluşturulmalıdır. Aksine beşeri ve fıtri çeşitliliği muhafaza etmeliyiz. Bağlayıcı olduğundan veya baskın bir kavram arz etmesinden dolayı Iraklı alimlerden Taha Cabir Alvani cumhur-u ulema deyimine muhalefet etmekte veya bağlayıcılığına karşı çıkmaktadır. Nedeni özgürlük havzasının muhafaza edilmesidir. Bu noktada titizlenmiştir. Bana bu tutumu ilk bakışta garip gelse bile ucunun nerelere dayanacağını yapay zeka örneğinde olduğu gibi kestiremiyoruz. Zira karşıtlarını atıl ve etkisiz hale getirmektedir. Bilgiye erişme noktasında rekabeti öldürmektedir. Yol yakınken dünya veya dünyalılar olarak tedbir almak zorundayız sonradan dövünmenin alemi yok!