eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Melek KARADENİZ

Tarih Öğretmeni. İdarecilik yapıyor. Stk faaliyetlerine destek veriyor. Muhtelif gazete ve dergilerde yazı çalışmalarına devam ediyor.

    Vazifesine Devam Ediyor!

    foto: Oğuz Kesmekaya

    Umre üzerine birkaç kelam edeceğiz lakin. Hac kısmına da sizler uyarlama yaparsınız. İhramlıklar giyilir, ellere ve saçın ön tarafına kına yakılır, zira Hakk’ın kurbanı vatanından ‘’Lebbeyk!’’ ‘Buyur Allah’ım buyur’ diyerek, Hz. İsmail olma yolunda yola çıkmıştır. Kâbe-i Muazzamaya varana kadar ‘’Lebbeyk, Allâhümme Lebbeyk, lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk, İnne’l-hamde ve’nni’mete leke ve’l-mülk, lâ şerîke lek’’derler. Anlamı: Rabbim, davetine sözüm ve özümle tekrar icabet edip, emrine boyun eğdim. Rabbim, davetine icabet, boynumun borcudur. Senin, eşin ve ortağın yoktur. Rabbim, bütün varlığımla sana yöneldim. Hamd senin, nimet senin, mülk de senin. Bütün bunlarda eşin ve ortağın yoktur.” Demektir. İlk gidenlerin ilk görüş heyecanı ve şaşkınlığı, ne hissedeceğim düşüncesi, tekrar kere gidenlerin vuslatı, hasretin bitişi, âşıkların kavuşma anı…

    Mekke’ye varınca, otel odalarına yerleşilir. Valizler açılır, odalar seçilir, asansörler, lokantada yemek, Bir taraftan rutin işler yapılmaya başlanırken, diğer taraftan dilinizden çıkacak her cümleyi, aklınızdan geçecek her düşünceyi, üç boyutlu hale dönüştürecek özel mekanizma da tik tak tik tak işlemektedir. Dikkatli olmayan anlamaz bu noktada; şamarın nereden, niye geldiğini, uyanıklar fark eder…

    Kara sevda Kâbe! İlk görüşte yapılan tüm dualar kabuldür. Bu nedenle; ‘’ Allah’ım, tüm dualarımı hayırlısıyla kabul eyle’’ diye dua edilir.

    Cibril As. in Hz. İbrahim ile Hz. İsmail’e öğrettiği veçhile tavaf yapılır. Tavaf konuşulan namazdır. Burada konuşma; dua olmalıdır ve de hikmet. Boş lakırdıların mekânında değiliz. Tavaf sırasında Hz. İbrahim’in yakınında isek bir de camekâna sokulabildiysek, gözlerimizi sekiz açarak, Hz. İbrahim’in ayak izine bakarız. Kâbe’yi inşası sırasında asansör gibi kullandığı taş. Ayak izi denilince, Allah’ü Teâlâ’nın Peygamberlere verdiği hususi özelliklerden biri de; ’’Kumda ayak izlerinin çıkmayıp, taşta çıkmasıdır’ ’Tarsus mağarasının içerisindeki ayak izleri, hangi Peygambere ait acaba, Danyal Peygamber olabilir mi?

    Hz. İbrahim’in ayak izine hürmetle bakıp hayal ediyoruz.

    Cebrail A.s.:

    -Ya İbrahim!  Hac yapmaları için insanlara seslenerek bildir’ ’dedi.

    İbrahim:

    _ Ne diyerek bildireyim?

    Cebrail As.:

    _ Ey insanlar! Rabbimiz bir Beyt edindi ve O’nu Haccetmenizi sizlere farz kıldı. Rabbimizin davetine icabet edip bu Beyt’e geliniz’’ diye seslenerek bildir. Dedi.

    İbrahim As.:

     _ Ya Rabbi! Benim sesim bütün insanlara nasıl yetişebilir?

    Yüce Allah:

    • Ey İbrahim! Sen seslen; senin sesini bütün insanlara duyurmak benim işimdir.’’ Buyurdu. Bugünkü teknolojiyle seslerin kaybolmadığını, İyonosfer’de biriktiğini, Radyo dalgaları ile dinlenebildiğini biliyoruz.  Yine biliyoruz ki, Hz. İbrahim’in sesini işitenler; ‘’Lebbeyk’’ diyerek icabet ediyorlar. Suudi askerinin, ‘’Hacı, haram, şirk’’ deyişine ‘’La, hürmet’’ der geçeriz.
    • Yedi şavt tamamladıktan sonra iki rekât tavaf namazı kılar, Kara sevdamıza karşı, ayakta zemzem içeriz. Bir Fatiha, üç ihlas okuyarak zemzemi, hangi niyetle içersek Allah’ın izniyle gerçekleşeceğini söylemişti Prof. Dr. Necati Öztürk hoca.
    • Umremizin devamızda Sefa tepesinde Say’a başlıyoruz. Şimdi Hacer olma zamanı. Hacer annemizin oğlu İsmail için su arayışı. Safa ile Merve arasında yedi defa gidip gelmişti. Hz. İsmail’i göremediği kısımda, hızlı koşmuştu. Erkek umreciler burada Hacer annemiz gibi koşarlar. Genç yiğitler uçarak giderler. ‘’Allahu Ekber’’ sesleri yankılanır Safa ile Merve arasında. Hacer olmadan Hacı olunmaz bu dünyada. İslam’ın kadına verdiği bir kıymeti daha görüyoruz; Herkes Hacer olmak zorundadır. Yedi sayın sonunda Merve dağında umre tamamlanmıştır, kendimizi H. İsmail misali Rabbimizin yoluna kurban ederiz ve umreden çıkmak için saçımızdan bir tutam keseriz. Zira saç kesmemek âdeti Hz. İsmail’in ailesinde uzun zaman yaşatılmıştır. Bugün bile hacılar ihrama girdikten sonra Hz. İsmail sünnetine uyarak, saçlarını kesmezler. Hz. İshak doğduğu zaman, Hz. İbrahim; şu sözleri söylemişti: ‘’Ya Rabbi! İsmail senin huzurunda yaşasın.’’ Allahü Teala Halilinin yani dostunun bu duasını da diğerleri gibi kabul edecekti. İsmail hala huzurda yaşıyor.
    • Hz. İbrahim’in kurban ile ilgili gördüğü rüyayı mecazi değil olduğu gibi yorumlayıp, Hz. İsmail’i kurban etmeye çalışması da üç kişinin, Hz. Hacer, Hz. İbrahim, Hz. İsmail‘in teslimiyet boyutlarını göstermiştir. Allah’ü Teâla İsmail’in Kâbe’nin hizmetine sunulmasını irade buyurmuştu. Ve Hz. İsmail’in hayatına baktığımız zaman, Hz. İsmail Mekke’den hiç ayrılmadı. Hayatı boyunca Rabbinin evine, kara sevdasına hizmet etti. Kâbe’nin temizliğinden ve bakımından sorumluydu. Kâbe’ye ilk örtüyü örten de kendisiydi. 137 yaşında vefatından önce, vasiyeti üzerine annesi Hz. Hacer’in yanına Hicri İsmail’e defnedildi.  Bir gün Mekke’nin sıcağından şikâyet edince, Yüce Allah:
    • ‘’ Ben, sana, Cennet’ten bir kapı(pencere) açacağım! Dedi. Pencere açılacağı bildirilen yer, kendisinin, vefat ettiği zaman, gömüleceği Hicr idi. Hicri İsmail, İsmail’in taşı anlamına gelir. Kâbe’nin aslında içinden sayılan bu bölümde yatma şerefi bir ana oğula ve sadık eşe nasip olmuştur. Hz. İsmail uzun boylu boslu, ak saçlı, küçük başlı, büyük gözlü, uzun burunlu, kalın boyunlu, geniş omuzlu, uzun elli ve uzun ayaklı, çok güçlü ve kuvvetli idi. 4000 yıl önce Hicr-i İsmail’e defnedildi. Hicri 64 yılında Abdullah b. Zübeyir; Haccac’ın, mancınıkla attırdığı taşlarla yıkılan Kabe’yi, yeniden yaptırırken, Hatim’i kazdırdığı sırada, orada, yeşil taştan bir tabut bulur. Bunun hakkında Kureyşilerden bilgi ister. İstediği bilgiyi, hiç birinde bulamayınca, Abdullah b. Safvan’a adam gönderip ondan sordurur. Abdullah:
    • – Bu, İsmail Aleyhisselamın kabridir. Onu, yerinden kımıldatma! ‘’. Der. Abdullah b. Zübeyr de tabutu olduğu gibi bırakır.

    Sevgili Okurlarım! Yani Hz. İsmail vazifesine sağlığında olduğu gibi hâlâ devam ediyor… Kâbe’ye gelenleri Hicri İsmail’de karşılıyor, zemzem sunuyor…

    Sevgili umreciler, hacılar; Hicri İsmail’in yanına geldiğimizde Hz. İsmail, Hz. Hacer ve Seyide’ye selam ve hürmetlerimizi sunalım ve Allah’ımıza dua edelim:

    _’’ Ya Rabbi!, babamız İsmail gibi bizi de senin yolunda kurban olanlardan, hizmet edenlerden eyle.’’

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    1. Cihat noyan dedi ki:

      Bilgi , kültür ve duygu seli ile gönül tellerini titreyerek yazılmış bir yazı.Kaleminize sağlık

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Çok teşekkür ediyorum kıymetli okurum. Saygılarımla.

    2. Hüseyin Efil dedi ki:

      En güzeli en güzeliyle anlatan kıymetli yazarımız;kaleminize, yüreğinize sağlık..

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Çok teşekkür ediyorum kıymetli hocam. Saygılar.

    3. Münevver AVŞİN dedi ki:

      Ne güzel anlatmışsınız☺️Elinize sağlık

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Teşekkür ediyorum sevgiler sunuyorum.

    4. HAMİT GÖZDAŞ dedi ki:

      Sayın hocam okurken sanki o anı yaşamış gibi oldum elinize emeğinize kaleminize sağlık yine gönüllere dokundunuz

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Çok teşekkür ediyorum Hamit bey. Ne mutlu bana…

    5. Hamit Gözdaş dedi ki:

      Ablacım eline emeğine kalemine sağlık yine çok güzel bir yazı olmuş

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Teşekkür ediyorum kıymetli kardeşim.

      2. Aslıhan Salman dedi ki:

        Gönüllere dokunan çok güzel bir yazı… Elinize gönlünüze sağlık hocam

        1. Melek Karadeniz dedi ki:

          Teşekkür ediyorum kalbi muhabbetlerimle efendim.

    6. Şule akyar dedi ki:

      Yüreğine sağlık meleğim.

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Teşekkür ediyorum güzel arkadaşım.

    7. Zeynep İclal dedi ki:

      Hocam ne kadar güzel yazmışsınız okudukça okuyasım geldi emeğinize sağlık

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Teşekkür ediyorum kalbi muhabbetlerimi sunuyorum.