Son zamanlarda geceleri uyumamayı marifet zanneden bir gençlik ortaya çıktı. Gecenin geç saatlerine kadar bir şeylerle meşgul olup sabaha karşı uyuyakalıyorlar. Günün en bereketli saati olan seher vaktini ıskalıyorlar. Gündüz vakti okulda veya iş yerinde çoğunlukla sermest bir hâlde zaman geçirip akşam yine aynı uykusuzluk sarmalına kapılarak “ofline”oluyorlar.
Modern zamanın dayattığı bu olumsuz yaşam biçimi insanoğlunu zihnen ve bedenen yoruyor. Elektriğin ve dahi internet denilen sanal cennetin(!) keşfinden önce “gün” ve “saat” kavramlarının belirli bir anlam karşılığı vardı. “Gün”, gece ile gündüz denilen iki zıt kardeşin güzelce anlaştıkları ve birbirinin hukukuna riayet ettikleri bir zaman dilimiydi. “Saat” ise her ânı paha biçilmez bir servet… O sebepledir ki büyüklerimiz “Vakit nakittir.” demişler.
Biyolojik Saat Denilen Mucize
Modern çalışmalar, insanın yirmi dört saatini tanzim etmesine yardımcı olan “biyolojik saat” olgusundan bahseder. Bu alanda ilmî çalışmaları olan uzmanların dediğine göre insan vücudu, gündüz ile gecenin intizamlı dengesine uygun bir şekilde hareket ettiği sürece daha sağlıklı oluyor. Bu konuya dair müracaat ettiğim bütün araştırmalar, gece 23.00 ile sabah 05.00 arasındaki sürenin ideal dinlenme zamanı olduğunu vurguluyor. Zira bu saatler hem ideal uyku zamanına hem de vücudumuzdaki bakım onarım salgılarının yoğun bir şekilde yayıldığı sürece denk geliyor. Yani gece uyuyarak güzelce dinlenmiş oluyoruz üstelik farkına bile varmadan vücudumuz için gerekli bakımları yaptırıyoruz.
Yaratıcının bizlere hediyesi olan biyolojik saat dengesini korumak da aslî görevlerimizden biri olmalı. Küçük yaşımdan beri erken uyumayı ve erken uyanmayı adet edinmiş biri olarak bu tercihin hayatımda birçok hayırlı netice verdiğini söylemeliyim. Günün ilk saatlerindeki bereketi hayatımın her safhasında tecrübe etmişimdir. Bu uygulamayı genç kardeşlerime hararetle tavsiye ediyorum.
Seher Vakti Neden Önemli?
Günün yorgunluğunu güzel ve sağlıklı bir uyku ile üzerinden atan birey, sabahın ilk saatlerine tekabül eden seher vaktinin hakkını verirse üstesinden gelemeyeceği hiçbir zorluk yoktur Allah’ın izniyle. Zira insan denilen harikulade varlık beden, ruh, zihin, hafıza ve kalp gibi unsurlardan mürekkeptir. Bu unsurlar uykunun en ideal zamanı olan gecenin karanlığında yeterince dinlenip seher vaktine eriştiğinde insan güne taze bir başlangıç yapmış oluyor. Beyaz bir sayfa açar gibi güne duru bir şekilde başlıyor. Gün içinde kendisini bekleyen tüm meşguliyetleri sağlıklı bir bünye ile karşılamış oluyor.
Gece güzelce uyuyup seher vaktinde uyanmak önemli. Bunun farkında olan bir şairimiz (Sultan III. Murad) şöyle diyor:
Semâvâtın kapıların açarlar
Âlemlere rahmet suyun saçarlar
Seherde kalkana hulle biçerler
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Seherde uyanırlar cümle kuşlar
Dillü dillerince tesbihe başlar
Tevhid eyler dağlar, taşlar, ağaçlar
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Şairin iddialı bir şekilde ilan ettiği gibi seher vaktinde semanın bereket kapıları açılıyor. Evrendeki bütün varlıklar seherle birlikte güne başlıyor. Her biri kendi dilince yaratıcıya şükredip günlük rızkını aramaya koyuluyor.
İbrahim Peygamber’e Kadar Uzanan Bir Uygulama: Gününü Üçe Böl
Derde merhem olur mu bilmem ama eski bir uygulamayı hatırlatayım: Eskiler “Gününü üçe böl!” demiş. Birinci sekiz saatini rızık temini için işine gücüne ve mesleğine ayır. İkinci sekiz saatini sana insan ve kul olduğunu hatırlatacak faaliyetler için harca. İyi ve güvenilir insan olabilme bilincini arttıracak bir yaşamın peşine düş. Ailenle ve sevdiklerinle kaliteli zaman geçir. Kalp ve vicdan haneni temizle, gereksiz süprüntülerden arındır. Gönül pencereni aç, manevi iklimin havasını doyasıya teneffüs et. Üçüncü sekiz saatin ise uyku ve dinlenmek için var. Boş olmayan hoş bir zaman geçirmeye çalış. Maddi ve manevi anlamda sağlıklı bir insan ol.
Modern insanın, özellikle genç kardeşlerimizin bir günü onlarca parçaya bölünmüş durumda. İşler hep aceleye geliyor, tempo yoğun ve zihinler dağınık. Sağlıklı bir uyku ancak rüyada mümkün. Özellikle büyükşehir insanı saatlerini tanzim etmekte epey sıkıntı yaşıyor. Tesirini ve takdirini okura bırakmak kaydıyla bu aktardığım uygulamaların tecrübe edilmesinde yarar var. Zihnen, ruhen ve kalben sağlıklı olan gençlerimiz bize lazım. Yani gününü güzelce tanzim eden, uykunun ve uyanıklığın hakkını veren bir gençliğe ihtiyacımız var.