Geçenlerde YÖK ve Üniversitelerarası Kurul doçentlik kriterlerini değiştirdiğini duyurdu. Ama birkaç gün sonra nedensiz bir şekilde geri çekti. Bir açıklama da yapmadı. Değişen kriterleri okuyabilen bazı akademisyenler doçentlik şartlarının ağırlaştırıldığını söyledi. İleride ortaya koyulacak olan doçentlik kriterleri nasıl olacak bekleyip göreceğiz. Ancak bu konudan mülhem olarak akademik yükseltmelerin sil baştan...
Türk akademisi ve üniversitelerimiz üzerine yıllardır yazıp çiziyorum. 207’ye çıkan üniversitelerimiz 1981’de çıkarılan 2547 sayılı kanunla yönetilmekte. 1869’da çıkarılan Maarif-i Umumiye Nizamnamesi 1908’e 39 sene yürürlükte kalmıştı. Şimdiki kanun 44 senedir yürürlükte. Aslı esası sömürge esaslarına göre kurulan, İngilizce’yi sömürge dili haline getirip tefekkürü öldürerek köleleştiren bir yapıyı muhafaza etmek...
Millet iradesine, insan haklarına, demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, özellikle milletimizin inanç değerlerine yapılan en alçak saldırılardan birisi olan 28 Şubat Post modern darbesinin üzerinden tam 28 yıl geçmesine rağmen milletimizin bünyesinde açtığı maddi ve manevi tahribatı darbe öncesinde ve sonrasında yapılanların darbelerin şahidi olarak; unutmama, unutturmama, hafızalara kazıma, genç nesillere hatırlatma...
Derin devlet, kendisinden çok adı etrafında efsaneler üretilerek Türkiye’de yaşatılmış elitist ve biraz da mütagallibe bir yapının adı olmuştur. Özellikle gladyo egemen Türkiye döneminde bazı organizatör kimlikler bu durumu tepe tepe kullanmışlardır. Bunun esası bürokrasi, asker, siyaset ve sermaye arasında görülmeyen bir işbirliği ile yaşardı.. 28 şubat arifesi günlerde Rahmi...
Öğretmenlik Mesleği Kanunu Meclis’te kabul edilerek yasalaştı. Bu alanda yapılan düzenlemeden hareketle Türkiye’nin nitelikli öğretmen ihtiyacına karşılık verecek anlamlı bir yol haritasını çizdiğini belirtmek mümkün mü? Bu meslek kanunu ile eğitim çalışanlarının yaşadığı sıkıntıların giderildiğini, anlamlı bir çözüme kavuşturulduğunu dolayısıyla Türkiye’de eğitim bahsinde sorunları giderecek önemli bir adımın atıldığını söyleyebilir...
MEB’nin resmî sitesinden “sözleşmeli öğretmen” kadroları için adaylara mülakat (sözlü sınav) duyurusu yapıldı. Başvurular 31 Mayıs 2024 tarihinde bitti. Adaylar 1 Temmuz 2024 tarihinden itibaren 20 ilde mülakata alınacak. Bilindiği gibi eğitim öğretim okullarda üç temel unsurla yürütülüyor. Fiziki alt yapı, (okul, derslik, laboratuvar vd.), müfredat ve öğretmenler. Herkes hemfikirdir...
MEB’in Meclise gönderdiği Milli Eğitim Akademisi kurulmasını içeren 39 maddelik Öğretmenlik Meslek Kanunu taslağı, zorunlu ve genel eğitimin, YÖK’ün, Üniversitelerin, Eğitim Fakültelerinin içinde bulunduğu içler acısı hal dışarda tutulursa (nasıl mümkün olacaksa bu), yani salt kendi içinde değerlendirilirse, gayet güzel hazırlanmış dört başı mamur bir taslak olduğu söylenebilir. Dünyada yani...
İlahiyat/İslami İlimler Fakültelerinin kendi üzerine yeteri kadar düşünmediği, kendini tanımadığı ve yeterli düzeyde kendisini tanıtamadığı açık bir olgudur. Oysa son on yılda yaşadıklarımız; söz gelimi 2013 yılında YÖK genel kurulunda İlahiyat Fakültelerinde felsefe grubu derslerinin kaldırılması ile akademik yapılanmanın revize edilmesi hadisesi; 2016 yılında Fetö darbe girişiminin din üzerinden gerçekleştirilmesi...
14 Mayıs 2023 seçimlerinden sonra milli eğitim bakanlığı yine el değiştirdi. Yeni Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin oldu. Kendisine hayırlı hizmetlerinde başarılar diliyorum. Eğitim öğretimin devasa sorunlarının arasında kimine göre atanmayan, kimine göre atanamayan öğretmenlerin sorunları da kronik bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. 8 Mayıs 2023 günü çeşitli branşlarda...
Türkiye’de en büyük talihsizliğimiz herkesin yanlış olduğunu bildiğini uygulamaların hayat buluyor olmasıdır. Uygulamayı getirenlerin bile savunmaktan imtina ettikleri düzenlemeler, nasıl oluyorsa, kamu politikası olarak meclisten geçip resmileşiyorlar. Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu bunun çarpıcı örneklerinden birisiydi. Eğitimciler, eğitim kamuoyu, sivil toplum örgütleri vs. bütün halinde düzenlemenin yanlış olduğuna ilişkin yoğun bir tartışma...
21. yüzyılın eğitim anlayışı fertlerden öğrenmeyi hayat boyu sürdürmelerini talep ediyor. Bu durum özellikle çocuklara ebeveyn desteğinin okulla birlikte, okul öncesi ve sonrasında da olmasını gerektiriyor. Araştırmalar eğitimde ebeveyn katkısının geçmişe göre daha önemli olduğunu gösterse de gerçekte tam tersine bir durumun yaşandığı söylenebilir. Son yıllarda yaygınlaşarak ciddi bir mesele...