Soğluk seherinde esen yellere Derin sızıları sakladı Bayram Sürmeli sevdayı bizim ellere Söyleyip usulca yokladı Bayram Bozkırda sükûtu dedi dağlara Gazel düştü mor sümbüllü bağlara Şah Kartal’ın hüznü yeter çağlara Gurbette hep sabır kokladı Bayram Nihânî Türk mûsıkîsi, sahih bir imanın dilbestesidir ve nefsanî süflîlik barınmayan bir hazine olarak ferahlandırma...
Türk halk müziğinin efsanevi seslerinden, ömrünü nefis ezgilere ve sıla hasretine adamış muazzam bir sanatkarın hikayesidir bu. 1904 yılında Erzincan'ın Çatalören köyünde dünyaya gözlerini açan Hafız Şerif Tanındı, henüz çocuk yaşta hayatın en acı yüzüyle karşılaşır. 1916 senesindeki o zorlu muhacirlik günlerinde, kalbinin yarısı olan annesi Zeliha Hanım'ı yollarda kaybederek derin bir kederle baş başa kalır. Bu büyük kaybın...
Yûnus Emre’nin, “Ben yürürüm yane yane, Aşk boyadı beni kane. Ne akilem ne divane, Gel gör beni aşk neyledi…” diye başlayan ilahisini hemen hemen bilmeyenimiz yok gibidir. Bize, doğrudan aşkı, aşk ile boyanıp yürümenin ne menem bir şey olduğunu anlatır… Dahası bu aşk, akıllıyı da deliyi de potasında eritir. Dolayısıyla...
Erzurum’da Alvarlı Muhammed Lütfi Efe’nin dergâhında, gazel ve türkü meclislerinde “tatyan” kıvamında söylenen “Vardım eşiğine yüzümü sürdüm!” türküsünün sözleri bir Bektaşî olan ve etrafında Feylesof Rıza Tevfik Baba olarak bilinen Rıza Tevfik Bölükbaşı’na aittir. Erzurum’un Türkü Paşası Raci Alkır’ın, daha çocukken babasının yanında devam ettiği Alvarlı Efe’nin zikir meclislerinde işitip...
Bir nev arus âsâ yeşermiş çamlar Hep sahraya gider servi endamlar Kurulur meclisler içilir camlar Şarkı söyler gazelhanı Yozgad’ın Hüznî Baba Yozgat’ta, güçlü bir mûsıkî geleneği vardır. Çünkü Yozgatlılar, hayata mânâ verirken türkülerle hâlleşir, türkülerle dilleşir, “kavilden karardan dönmemesine…” İşte bu sayede Yozgat’ta, mûsikî, hep bir üslûp harikası olmuştur. Hayatın...
Yalnızsın biliyorum… Yalnız geldin dünyaya, yalnız yaşadın; yine yalnız gideceksin âlemi bekâya… Annenin karnında başka bir âlemde idin; o daracık uçsuz bucaksız yerin tek hâkimi, kralı idin… Dilediğince yaşar, yalnızlığınla rahatça hem dem olabilirdin. Gün geldi ayrıldın oradan istemeyerek. Zira belli bir müddet idi misafirlik ve göçülecekti el mahkûm. Dar-ı...
Arabesk müzik; 20. yüzyılın ortalarında, Türkiye, Mısır ve İran başta olmak üzere birçok ülkede, geleneksel Orta Doğu müziği ile Batı etkisindeki stillerin bir karışımı olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye’de arabesk müzik 1960’larda başladı ve 1970’ler ve 1980’lerde büyük bir popülerlik kazandı. Bu popülerlikte hızlı kentleşme ve sanayileşmeyle birlikte kırsaldan şehirlere göç...
Türkî kelimesi Türk’e ait manasında iki kelimeden müteşekkil. Zamanla “türkü” şeklinde söylenir olmuş. Dörder mısralı bentlerden oluşan ve on birli hece vezniyle yazılıp bestelenen halk edebiyatı nazım şeklidir türkü. Türk halkının sevinçleri, hüzünleri, umut ve acıları türkülere yüklenerek öz hafızamızın ifadesi olmuştur türküler. İnsanların dilinden, onların yaşamlarından, yaşamlarına ait kesitlerden,...
gömenler beni gövdemi gömerler ben başka yerdeyim asaf hâlet çelebi Kederli kalpler, bilebilselerdi, gül serperdi yüzüne ölümün. Çünkü ölen bir kuru bedendi, “ben başka yerdeyim.” Karacaoğlan hani diyor ya! “Bir ah çeksem yüce dağlar delinir.” İşte iki yüz yıldır Türkiye’yi buhrana, boşluğa, mânâsızlığa, keşmekeşliğe sürükleyen; çarpık değişim sürecine iten emperyalist...
“Şairim Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası ayak seslerinden tanırım Ne zaman bir halk türküsü duysam şairliğimden utanırım” Şairim Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm” Kaynağı Gönül olan Irmak: Türkü Henüz bu coğrafyaya gelmediğimiz zamanlarda ozanların kopuz eşliğinde söylediği şiirler Anadolu’da türkü olarak adlandırılmıştır....
Diyarbekir küçeleri/Yâr doldur şişeleri (yahud da Yâr kaldır peçeleri…) Celâl Güzelses’in türkülerinden biri olarak aklımda kalmış, onun okudukları arasında bulamadım, meğer daha sonra derlenmiş. Bir halay havası, ritmi de ona göre…Nakaratça zengin bir türkü: Uy amman uy amman yâr yaman le le cane/ Uy amman yâr yamman le le cane… Türkünün bir kıt’ası var ki yakıcı: Diyarbekir sarayım/Seni kimden sorayım/Yüzüne hasret kaldım/Gel cemâlin göreyim Diyarbakır...