Sanayi Devrimi’nin getirdiği mekanik dünya görüşünün, yalnızca üretim biçimlerimizi değil, aynı zamanda insanı ve toplumu anlama şeklimizi de kökten dönüştürdüğü yadsınamaz bir gerçektir. Bu yeni dünya tasavvurunda, verimlilik ve standartlaşma en yüce değerler olarak kutsanırken, insan ruhunun karmaşıklığı ve biricikliği, ölçülebilir ve kontrol edilebilir birimlere indirgendi. Eğitimin modern serüveni de...
Osmanlı Devleti, içten ve dıştan gelen hücumlar, oyunlar, kumpaslar neticesinde yıkılmış bir devlettir. Büyük devletlerin büyük haini olur. İhanetin büyüğü de içeriden gelir. Bu bağlamda Bürütüs sadece Roma’da görülmez bizde de epey Bürütüs vardır. M. Kemal’in Gençliğe Hitabe’sinde bahsettiği “dahili bedhahlar”la aslında bu hainler kastedilir. Lisede İnkılap Tarihi öğretmenimiz bir...
Avrupalıların Afrika ülkelerini sömürgeleştirmesi üzerine çalışırken, zihnimde ister istemez bir “sömürgeci tipolojisi” oluşmuştu. Bu insan tipi, keskin yüzlü, palası, gemisi ve bayrağıyla gemiden inerdi. Yerliyi “öteki”, “vahşi” ve “insan-altı” olarak kodlayan, bunu saklama ihtiyacı bile duymayan, kendince “dürüst” (!) bir figür. Onun gözünde sömürülen, insanla hayvan arasında bir ara formdu;...
Hem Batı’da hem de Doğu’da, tarih boyunca devletlerin, siyasi elitlerin ya da dinî otoritelerin suskun kaldığı dönemlerde halkın öne çıkarak direnişin ve uyanışın öncüsü olduğu pek çok örnek bulunmaktadır. Örneğin, 19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin zayıfladığı bir dönemde Sudan’da ortaya çıkan Mehdi Hareketi, dinî bir lider etrafında toplanan halkın İngiliz sömürgeciliği...
17. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Avrupa’da düşünürler ve yazarlar, “medeniyet misyonu” (mission civilisatrice) anlatısını inşa ederek, Avrupalı olmayan halkları geri kalmış, ilkel veya ahlaki açıdan yükseltilmeye muhtaç olarak tanımladılar. Entelektüeller, antropologlar ve biyologlar—Georges Cuvier’den Sosyal Darwinizm’in savunucularına kadar—Avrupalıları insan gelişiminin doğal hiyerarşisinde üst sıraya yerleştiren teoriler ürettiler. Bu yaklaşım, Avrupalı...
Dünyadaki çoğu insan, sömürgeciliği olmuş bitmiş bir olay sanıyor. Avrupalı zihin mimarları öyle zannettiriyor insanlara. Aynı şekilde kölelik sisteminin de eskiden uygulanan ama artık çağdaş dünyada uygulanmayan bir sistem olarak düşünülmesi isteniyor. Modern tarih öğretiminden beklenen tek fayda eskinin kötülüğüne ve dolayısıyla yeni zamanların muhteşemliğine (!) insanları inandırmaktır. Bugün modernizm,...
Gazze’nin ortaya çıkardığı: enformatik cehalet Türkiye’nin eğitiminin sömürge eğitim olduğunu yıllardan beri söyleyip duruyoruz. Bunun göstergelerinden biri de kimi kavramların belirli bir coğrafyaya ait olduğuna inanılmasıdır. Bu kavramlardan biri olan sömürgeciliğin sadece Afrika’ya has sanılması; sömürge ülkeler denildiğinde akla sadece Afrika’nın gelmesi bir sömürgeci politikasıdır ve maalesef tutmuş bir politikadır....
Emperyalist ülkeler ve küresel baronlar, güçlerini korumak ve geleceklerini inşa etmek için eğitimi araç olarak kullandıkları gibi Selçuklu, Osmanlı yahut Endülüs gibi İslam devletleri de genişlemek, toplum ve insanların doğru yoldan sapmalarını önlemek için eğitimi bir araç kullanmışlardır. Bu iki gücün / iktidarın / otoritenin niyet ve amaçları arasında hem...
Dünyanın her yerinde, resmi tarihi, gücü elinde bulunduranlar yazdığı için ve tarih sokaktaki insanın kanı üzerinden yazıldığı için iktidardan paye alanlar dışında resmi tarihin koruyucusu olmamıştır. Bu durum en çok batılı ülkeler ve bunların tesirinde kalan ülkeler için geçerlidir. Mesela demokrasi diye bir hayale ve insanların bir tercihinin olduğuna yahut...
Batının dünyayı, toplumlar ve insanlar için yaşanmaz bir adaletsizlik içerisinde sürüklediği gerçeğiyle yüzleşmek şöyle dursun, batılılaşma sefilliğini gelişmişlik olarak gören ekâbir arasında hayatı yaşamak çok zor. Yanlışın doğru, çirkinin güzel, kötünün iyi olarak gösterildiği bir dünyayı yani batılılaşmayı ulaşılacak bir hedef olarak koymak son yüzyılın en büyük aymazlığı, küresel ölçekli...
Diplomasi savaşın masada yürütülmesi ise eğitim de muharebenin kara tahta üzerinden verilmesidir. Özü aynı kalmakla birlikte form değişikliğidir. Vaktiyle Hindistan İngiliz tacının başındaki inci olarak anılırdı. Mısır da Osmanlılar açısından aynısını ifade etmektedir. Lakin sırasıyla hem Hindistan hem de Mısır İngiliz boyunduruğu altına girmiştir. Bunun nedeni her iki ülkede...