Bütün kavramların anlamının tersine döndüğü, ihanete taalluk eden merhametlerin sergilendiği bu çağda, sömürgecilik dışında meselelerin gerçek halini bize anlatan başka bir kavram yok. Zihnimiz koca bir sahtekârlığa teslim. Hayat, Avrupalıların kurduğu bu son çağda, gerçeklerin ters yüz edildiği bir tiyatro. Tiyatro zira oyuncunun rol gereği söylediği /oynadığı ile kendi yaşamı...
Karun ile başlayan öne çıkma, gözde olma, itibar görme derdi hiç aksamadan süregelmiştir günümüze kadar. “Makamlar gelip geçicidir, Bugün varız yarın yokuz, Sultan Süleyman’a bile kalmadı bu dünya, Çok yaşayan yüz yıl yaşıyor, Makamın mevkiinin canı cehenneme bize insanlık lazım.” Gibi lafları herkes eder. Eder etmesine de… Düşenin irtifasını kaybettiği...
MEB’in çalışma yöntemi, kendi gibi, oldukça merkezi. Sadece merkezi değil aynı zamanda sistemsiz, hazırlıksız ve hedefsiz. Buna en son müfredat taslağı tartışmalarında şahit olduk. MEB, aylardır müfredatı değiştireceğini, çalışmaların devam ettiğini söyleyip durdu. MEB Bakanı içeriğe değinmeden sadeleştirileceğini söyledi. Bununla birlikte sosyal medyada, kimi gazetelerin ufacık köşelerinde, “sızan kulis bilgilerine”...
Sezai Karakoç’un diğer fikirlerinde olduğu gibi eğitim konusunda da temel aldığı husus İslam’dır. Çünkü İslam her anlamda milletimizin üzerine tam oturmuş benzeri olmayan bir elbiseyi andırır. Bin yılı aşkın süredir bu millet İslam’ın tüm gözeneklerine sızdığı yeni bir hayat tarzını yeşertmiştir. İslam öylesine etkilidir ki; dilimiz, ismimiz, cismimiz, evimiz, şehirlerimiz,...