Bütün aşklar bir bakışla başlar ve her mecazî aşk ilâhî aşka bir kapıdır. Kimi açar ve geçer bu kapıyı, kimi kapıda kilitli kalır. Bizim bütün aşk destanlarımız bu hakikati anlatır ve şöyle der:Leylâ Mevlâ’dandır ve Mevlâ’ya merdivendir. Leylâ aşkın bireşiği, âşığın mürebbisidir. Gözünün gördüğünü sevmeyenler, gözünün görmediğini sevemezler. Buna sevginin bir boyutu olan iman da dahildir. Belki bilir ve kabul eder, ama sevemez. Kalp sevmek için yaratılmıştır ve kalbin sevgisi tektir. Sevginin...
Bugünkü yazımızda insanlığın felakete sürüklenmesine veya huzur bulmasına vesile olan 3 davranışı anlatmaya çalışacağım. “İfrat, tefrit vasat.” Öncelikle ifade edelim ki; toplumsal hayatta kullandığımız dil ve üslup sertleştikçe; tahammülsüzlükler artmakta, aklıselimin yerini bencil duygular almaktadır. Bu durum bireysel, ailevi, kurumsal ve toplumsal ilişkilerimizi menfi yönde etkilemektedir. Ülkemizde fikirlerin ve yönetim...
Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde babasının ağzından “nizam bozucu olma” der. Evliya Çelebi’nin bu nasihat ölçüsünü yazdığı asırlar Osmanlı’nın zirve çağlarıdır. Büyük bir sisteme dayalı büyük bir devlet düzeni kurulmuştur. O büyük sistem, o muhteşem devleti beslemektedir. Cemiyetin dayandığı genel ilke ve esaslar da oluşturulmuştur. O nedenle işleyen sistemi, kurulu düzeni bozmama...
Maariften ve marifetten bir sestir kıssa ile yani hikâye ederek anlatma. Akılda kalır, gönülde yer eder bu usûlün hâsılası. Söz temsili deyip söze yol vermek eskilerin eskimeyen tarzıdır. İş bu sebeple vaktiyle, yol büyüğü bir ariften dinlediğim bir kıssa düştü gönlümüze. Muazzez Mekke’nin tevhîd nuru ile mübârek Medine’nin muhabbet teknesinde...
“Gözlerimiz korkudan ağlamıyor, Ölümden korkmuyoruz. Kalp kırıklığından ağlıyoruz. Dünyanın tüm köpeklerini üzerimize saldılar. Araplar da dâhil tüm dünya bizi yalnız bıraktı.” Bu sözler, bir TV muhabirinin uzattığı mikrofona açıklama yapan yiğit bir Gazzeli’ye ait. Yüzüne, tarifi imkânsız acıların ıstırabı yansımış. Yüreğinin yanığı gözlerinden alev alev fışkırıyor sanki. Derin bakışlarla...
(ENDÜLÜS SEYAHATNAMESİ – 2) Majrit bölgesindeki tarihî mekânları ziyaret ettikten sonra Madrid merkezine yürüyerek dönüyoruz. Yağmur atıştırmaya başlamış, üzerimiz hafifçe ıslanmıştı. Gündüzden beri gri bulutlarla kapalı olan Madrid, güneşin batması ile iyice kararmıştı. Etkili ama insanı rahatsız etmeyen ince, narin bir yağmur yağıyor. Biz de daha fazla ıslanmadan kalacağımız yere...
Gözündeki yaşın ağırlığı Hangimizin derdinden hafif Yok o göz yaşını tartacak terazi O yüzden mi bakamıyoruz gözlerine Titreyen bedenin Taşlaşmış yüreğimizi sarsıyor Lakin benim göz yaşımın ağırlığı Seninkine yaklaşamıyor Ruhunu teslim ederken Rahman’a Gökyüzüne bakan gözlerin Cennet’te Gülerek bakacak annenin gözlerine “Bizim suçumuz ne” diye Dünyaya haykıran çocuğum Korktukları sensin...
Türkiye haritasını gözünüzün önüne getirip uzaktan şöyle bir bakın, hangi bölgeler gelişmiş, hangi bölgeler az gelişmiş, hangi bölgelerin eğitim ve gelir seviyesi yüksek… Sonra Filistin’de olan bitene bakın. Zalimin zulmüne maruz kalan bebekleri gözünüzün önüne getirin. Parçalanan minicik bedenleri, kucağında çocuğunun cansız bedeniyle feryadını arş-ı âlâya yükselten babayı düşünün. Sonra...
Maarifin amacı bir toplumun potansiyelini harekete geçirmektir. Bunun yolu da, evrensel bilgi ile yerli bilgi ve değerleri özümseyerek küresel hedef ve idealler oluşturmaktan geçmektedir. Bizim maarif sistemimizin, potansiyelimizi ortaya çıkarmakta aksatan taraf, yerli bilgi ve değerlerin genel eğitim sistemimize yüklenemeyişinden kaynaklıdır. Bu durumu not ederek genel duruma göz atalım. Milli...
Karşılaştığımız insanlar iyiydi. İyi yönleriyle çektiler bizi kendilerine. Öyle ki, biz de iyiydik. İyi olmak için hiçbir çaba sarf etmeden önce.Göze girmeye çalışınca kaybettik hepimiz. Elimiz ayağımıza dolaştı. Dilimiz sürçtü. Heyecanlandık, sabırsızlandık. İyi yönlerimizi sokmaya çalışırken insanların gözlerine, kör ettik gözlerini, göremez oldular bizi. Sizler de öyle, bazen kaplumbağa gibi...
Bir insan için düşünmek ne kadar anlam ifade ediyorsa dil bilmek de en az o kadar anlam ifade eder. Düşünmek kendisiyle, dil bilmek ise çevresiyle olan irtibatını sağlar. Dil, sosyalleşmenin, sosyal olmanın en önemli öğelerinden biri… Tıpta hasta-doktor iletişiminde dilin yeri tartışılamaz. Tabi her branşta ve her durumda aynı değerde...