Müslümanlar olarak hepimiz bir Ramazan’ı daha idrak ettik, mübarek ayın sonuna geldik. Bu vesileyle Ramazan’ın eğiten, şifa veren, tazeleyen yönleriyle günlerimizi değerlendirmeye çalıştık, gecelerini ihya etmek için çaba sarfettik. Sahurun bereketinden, iftarın sevincinden, teravihin birlik ve beraberliğinden,mukabelenin huzurundan nasibimizi almaya gayret ettik. Kur’an okuyarak oruç tutarak fıtır sadakası vezekât vererek bedenimizi ve ruhumuzu arındırmak için uğraş verdik. Yüce Allah’ımıza yakınlaşmaya vesileler edindik. Böylece Ramazan ayı boyunca hep birlikte irade eğitimi içinde olduk; irademizi heva ve heveslerimizin, arzu ve isteklerimizi terbiye etmede inşallah mesafeler katettik. Şimdi...
“Eğitim evde, ailede başlar” denilirdi bir zamanlar hatırlar mısınız? Anne-baba idi ilk öğretmenlerimiz, geniş ailelerde dede, babaanne veya anneanneler de katılırdı sürece, ne de güzel olurdu. Herkesin asli rolünü üstlendiği yaşanası zamanlardı o güzel günler. Dedelerimizden, babalarımızdan kahramanlık, tarih, edep öğrenir, kültürümüzü geliştirir, annelerimizden sevdaya, aşka dair hikâyeler dinlerdik, babaannelerimiz...
“Merhaba ya şehri ramazan merhaba“dan ne kadar çabuk “Elveda ya şehri ramazan elveda Elfirak ya şehri gufran elvada”ya geldik? Mübarek ramazan ayı, kuşatıcılığını bütün mehabetiyle gösterdi, inanan inanmayan tüm halk kesimlerini sarıp sarmaladı, fakir fukaraya nefes aldırdı, inananlara mükellefiyetin hazzını tattırdı, her şeye rağmen bir ve beraber olduğumuzu hatırlattı ve...