Hulusi amcam sevilmeyecek adam değildi. Fakat her geçen gün yeni bir kafes satın alıyordu kendisine. Karşılığında bitmek bilmeyen sevgiyi, heyecanlı kalp atışını, bazen gözlerindeki ışığı, dilinden dökülecek şahane fikirleri veriyordu. Her kafes onu daha da olduğu yere çakıyor, sabit fikirlere bağlanıp kalıyordu. Tane tane konuşmaya başlasalar onunla, bu onu daha...
Öksürdükçe öksürüyorsunuz. Haftalar geçiyor, öksürük geçmiyor. İnadı tuttu bir kere. Doktora görünmek lazım diyorlar. Tıpış tıpış gidiyorsunuz. Sorulduğunda şikâyetlerinizi sıralıyorsunuz. Şikâyetleri dinleyerek “Haklısınız, söyledikleriniz insanın yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor.” diyen doktorun gösterdiği yere geçip oturuyorsunuz. “Ağzınızı açın.” diyor, açıyorsunuz. “A de, boğazınıza bakayım.” diyor. Ağzınızı kocaman açıp en az üç...
Hastane önünde incir ağacı/ Doktor bulamadı bana ilacı/ Baştabip geliyor zehirden acı, … diye devam eden bir Yozgat türküsündeki bu dizeler bir hastanın hastane ortamında neler hissettiğini ne güzel anlatmış. Zor şartlarda ve zamanlarda yaşanan bu hasta ve hastane tecrübesinin günümüzde olumlu yönde gelişme gösterdiği ve pek çok hastalığın tedavisinin çok iyi...
Eğitim, okul, öğretmen, dayak, mütevazılık, dik duruş, karakter oluşumu ve koyun olmak istemeyen yakın geçmişin çocukları hakkında bir deneme. Bizim nesil, (altmış yaşın üzerinde olanlar) orta ve liseye giderken gömleğin üstüne süveter giyer, kravat takardı. Süveteri pantolonun içine sokar, sonra pantolonu kemerle boğmaya çalışır gibi iyice sıkardı. Bu giyim tarzıyla...
“Her eve bir anne, yedi mahalleye de bir doktor lazım, işte o doktor ben olayım.” (Dr. A. Hümeyra ÖKTEN). Hastalarını muayene ederken onlara dua edip, reçetesini Besmele çekerek yazan ve reçetenin köşesine dikkat çekmeyecek şekilde “B” remzini iliştiriverecek kadar iyilik ve ihlas sahibi. Babasının çevresinde yer alan; Zahid Kotku, Ahmed...
28 Şubat döneminin muktedir jandarma kumandanı ölmüş. Şener Eruygur’u bugünün nesli bilmez. “Onbaşı bile olamayacakların general olduğu ülke”-“312 general davası”ndan beni mahkum ettirmek için RTÜK’e ve Telekom’a karakol kurdurmuştu. Onunlu ilgili 5.5.2009 (Vakit) tarihli yazımızı hafıza tazelemesine vesile olması dileği ile sunuyorum:* Onu âniden televizyonda gördüm. Epeydir görmemiştim. Nasıl sevindim...
Yakın dönem düşünce hayatımızın önemli isimlerinden Peyami Safa’nın, Yeni Mecmua gazetesinin 20 Haziran 1942 tarihli nüshasında yayınlanan yazısı tam da bugünlerde mezuniyet heyecanı yaşayan üniversite öğrencilerine ders niteliğinde. Aradan geçen bir asra yakın zamanda halen güncelliğini ve anlam derinliğini koruyan bu yazıyı bütün mezunlara ve alakadarların bilgisine sunuyoruz: Salâhiyetim olsaydı,...
Bir Alman tabip bir başka şehre veya ülkeye gitmek için havaalanındadır. Bir Müslüman genç karşısına çıkar ve kendisine Kur’an-ı Kerim’in Almanca mealini takdim eder. Bu talihli rastlantı ile hayatı değişir. Kibarca yapılan bu takdim üzerine Alman doktor Kur’an-ı Kerim’in Almanca mealini alır ve çantasına atar. Yapmak istediği ilk şey genci...
Dedem rahmetlik çocukları çok severdi. Keşke biz de onu o kadar sevebilseydik… Anlayamadık… Hep kötü davrandık. Kötü davrandığımızı veya en azından kendimin kötü davrandığını daha yeni yeni anlayabiliyorum… Henüz dört-beş yaşlarındaydım. Dedem her gün beni çocuk parkına götürürdü. Salıncağa biner, kayıncakta geçirirdim saatlerimi. Arada bir bana ‘hadi gidelim’ derdi; duymazcadan...
Nasrettin Hoca bir gün eşekten düşer. Hocanın başına insanlar toplanırlar ve “Bir doktor çağıralım mı, Hoca?” derler. Hoca ise “Yok yok, benim halimden doktor değil, eşekten düşen anlar.” diye cevap verir. Fıkra bu… Şiirlerin, edebi eserlerin şerhe ihtiyaç duyduğu gibi fıkraları da şerh etmek ve öyle anlamak gerekir. Bu fıkrayı...
İnsanoğlu her daim mutlu olarak yaşamak ister. Kişiden kişiye değişse de en basit söyleyişle hazdır bu mutluluğun kaynağı. Bazı kimseler şehvet, aşk, hırs, makam gibi nefsî duygularla bu hazzı yakalarken başka kimseler başkalarının mutluluğunda bulurlar mutluluğu. Yine bir başka grup için mutluluk sadece bu dünyayla sınırlı değildir, sonrası da vardır....