Türkiye Yazarlar Birliği, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği ile Yunus Emre Enstitüsü’nün işbirliği ile geçtiğimiz yıl Ankara’da “Yunus Emre ve Türkçe Yılı Münasebetiyle Türkçe Şûrası” düzenlenmişti. Bu konuda daha önce “Türkçe eğitemiyoruz çünkü Türkçe konuşamıyoruz” başlıklı yazıda şöyle demiştik; “Felsefe, din, eğitim, sanat, spor, akademi, edebiyat...
Rahmetli Teoman Duralı Hoca, Hz. Adem’in yasak ağaca yaklaşması ve akabindeki olanlarla ilgili kutsal metinlerdeki anlatımlardan özenle bahsetmişti televizyondaki bir sohbetinde. Batı kültüründe, Eski Ahit’teki anlatımın etkileyici bir yeri olduğunu vurgularken, insanlığın Tanrı vergisi en temeldeki hissedişlerinden biri olan utanma duygusundan Tevrat’ın Tekvin Kitabı’ndaki olabildiğince çarpıcı sahne bağlamında söz etmişti....
Eğitimde olan biteni hemen herkes eleştirmektedir ne var ki bu eleştirilerin de eleştirilmeye ihtiyacı vardır. Eleştiri ile şikâyetin sürekli karıştırılması bir yana eğitim eleştirilerinin çoğunda gizli ya da aşikâr bir tutarsızlık dikkat çekmektedir. Daha da tuhaf olanı ise eleştiren herkesin yeri geldiğinde eleştirdiği şeylerin varlığının devamı için ya araştırmacı, karar...
Eğitim düzeninin her kademesindeki malum gidiş oldukça bunaltıcı bir hal aldı. Bunaltının temel sebebi; bu ABD’ci, pragmatist, ekonomizm güdümlü, piyasacı gidişin en olmadık zihinlerde bile meşru bir zemin bulmuş olmasındandır. Ph.D., Latince bir ifade “Philosophiae Doctor” yani felsefe doktorunun kısaltması. Adından başka hiçbir yerinde felsefenin bir yerinin olmadığı bir şey...
Felsefe sözlük anlamıyla ve özü itibarı ile hikmet sevgisi ve arayışını ifade eder. Günümüz dünyasında artık hiçbir şeyin aramak isteyeceğimiz, seveceğimiz bir “hikmeti” kalmamıştır. Belirli bir bütünlük taşıması gereken ve fakat parçalanmış, dağıtılmış “bilme yolları ve bilgi türlerinin” en hayatî kurbanı belki de felsefedir. Bizim eğitimimizde felsefenin sahih bir yeri...
Eğitimdeki buhranın temel sebeplerinden birinin esasen belirli bir bütünlük taşıması gereken “bilme yollarının ve bilgi türlerinin” parçalanmış, dağıtılmış olmasıdır demiştik. Bu dağılışın tipik örneklerinden biri de mitoslardır. Bugün eğitimde mitosun yeri sahih anlamında hiç yoktur. Geçenlerde TRT2’nin yüz akı programlarından Kökler’i izlerken, ilkokul üçüncü sınıfa giden kızım olabildiğince anlamlı bir...