Celâleddin-i Harzemşah Sempozyumu’nda
İkinci Gün (20 Mayıs 2023, Cumartesi)
Özbekistan, “vilayet” adı verilen eyaletlerden oluşan bir ülke. Ürgenç de Harezm Vilayeti’ne bağlı bir şehir ve başkent. Yani tüm Harezm bölgesi buradan idare ediliyor. Harezm valisine “Hakim” deniliyor, cumhurbaşkanına karşı sorumlu. Bugün onun himayesinde tertip edilen Celâleddin-i Menguberdi sempozyumunda konuşacağız.
Diyarbakır ile Harezm’in nasıl bir münasebeti olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek yok. Harzemşahlar Devleti’nin en meşhur hükümdarı, büyük cengaver Celâleddin-i Harzemşah Diyarbakır Silvan’da medfun.
Celâleddin, Moğol hakanı Cengiz’e karşı destansı mücadeleler verdikten sonra kendisine bağlı bazı komutanların ihaneti sebebiyle en sonunda mağlup olur ve İran üzerinden Anadolu topraklarına gelir. Özellikle Tebriz’e hâkim olduktan sonra Anadolu’dan Gürcistan’a birçok sefer düzenler.
Ailesine karşı yapılan küçük düşürücü bir hakaretten sonra Ahlat üzerine yürür ve ne pahasına olursa olsun burayı ele geçireceğini söyler. Ahlat’a hâkim olmasına olur ama bu da onun için sonun başlangıcı olur. Erzincan dolaylarında Aladdin Keykubad ile giriştiği Yassıçimen Savaşı’nda yenilerek güneye doğru çekilir. Bu kaçış sırasında Diyarbakır’a geldiği hatta surların dibinde konakladığı söylenir. Ahalinin rıza göstermemesi üzere daha doğuya, Silvan’a doğru gider. Silvan’ın dağlık bölgelerinde iken eşkıyalar tarafından şehit edilir. Kendisine tabi oluna Silvan Beyi Celâleddin’in cenazesini alıp Silvan’a getirir ve burada defneder.
Özbeklerin milli kahramanı olan Celâleddin’in Silvan’da medfun olması onlar açısından çok önemli. Biz de Dicle Üniversitesi olarak Celâleddin’in Silvan’daki mezar yerini tespit etmek için iki yıl önce kolları sıvamıştık. Başkanlığını yaptığım komisyon 2021 yılında çalışmalara başlamış, önemli mesafeler kat etmişti. Bu çalışmalarımızdan haberdar olan Özbek dostlarımız 2022’de üniversitemize misafir olmuşlardı. Şimdi Ürgenç’deki sempozyumun düzenleme kurulu başkanı olan Bekzad Beg’in öncülüğünde on kişilik heyet bir hafta kadar Silvan ve civarını karış karış gezmişlerdi.
Özbek heyet ile bizim araştırma komisyonumuz ortak çalışmalar ve toplantılar yaparak iki rapor hazırladı ve Türkiye ile Özbekistan resmi makamlarına arz etti. Her iki komisyonun vardığı ortak ilmî kanaat, Celâleddin’in Silvan dolaylarında şehit edildiği ve merkeze getirilip defnedildiği şeklindeydi. Bugün Ürgenç’te olmamız işte bu çalışmaların meyvesi olacak.
20 Mayıs 2023 Cumartesi sabahı dokuzda otelden ayrıldık. Yol üzerinde şaha kalkmış bir atın üzerindeki eli kılıçlı devasa bir Celaleddin heykeli gördük. Burası Ürgenç Meydanı. Heykel de şehrin yeni sembolü olmuş. Meydanı geçtikten sonra yürüme mesafesindeki Harezm Vilayeti Maneviyat ve Marifet Merkezi’ne geldik. Sempozyumun açılış töreni burada olacak. Girişte bizi mahalli kıyafetler giymiş bir musiki gurubu karşıladı. Özbek mahalli müziklerini icra ediyorlardı. On kişilik bu musiki heyeti oldukça sakin bir edayla, kulakları tırmalamadan salondaki davetlilerle bir ziyafet sundular.
Görkemli, ferah ve ışığı bol bir tören salonu bizi bekliyordu. Ayan meclislerinde olduğu uzun ince masa sistemi var. Salonda beş yüz dolayındaki öğrenci ve hoca topluluğu sessizce oturuyor. Dicle Üniversitesi heyeti olarak en öne davet edildik. Salondaki görevliler hürmette kusur etmiyorlardı. Hatta bir kısmı etrafımızda pervane olmuştu. Bunun sebebini biraz sonra anlayacaktık.
Salonda hatip kürsüsünün yanındaki masada iki kişilik yer var. İçeriye önce Ürgenç Üniversitesi rektörü girdi. Ardından Harezm Hakimi anons edildi. Hakim’in içeri girmesiyle birlikte tüm salon hürmetle ayağı kalktı ve o yerine geçtikten sonra sessizce tekrar oturdu.
Rektör açılış konuşması için Harezm Hakim’ini davet etti. Hakim’in konuşması bizler için çok kıymetli idi. Zira özenle hazırlanmış konuşma metninde Diyarbakır Dicle Üniversitesi’ndeki çalışmalara vurgu yaptı ve ismen rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karakoç’a teşekkür etti. Özel gayretlerinden dolayı araştırma komisyonu üyeleri Oktay Bey ile Arafat Bey’i zikretti. Celâleddin’in makberinin bulunması meselesini Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirzayev’in de yakından takip ettiğini söyledi.
Açılış konuşmasından sonra Harezm Hakimi’nin takdim edeceği hediyeyi almak için Dicle Üniversitesi adına beni davet ettiler. Önce Özbekistan milli kıyafeti olan çapan, tekke ve belbağ (cübbe, yün takke ve kuşak) giydirdiler. Valinin bizzat giydirdiği bu kıyafetler hem üst düzey resmî kıyafet hem de ebedî bir dostluk nişanesi oldu benim için. Ardından Celâleddin’in bronz bir heykeli ile gerçeğine en yakın çizim olan ödüllü bir gravürünü hediye ettiler. Bu hediyeleri ülkem ve üniversitem adına iftiharla kabul ettim.
Açılış töreni bittikten sonra programın ilmî oturumları başladı. Ev sahibi Özbeklerin dışında Türkiye, Kazakistan ve Kırgızistan’dan ilim adamları tebliğleriyle sempozyuma iştirak etmişlerdi. Çoğunluğu tarihçi olan hocaların sunduğu özgün ve ilgi çekici bildirileri merakla takip ettim. Sunumlar boyunca tercüman kullanılmadı. Özbek gençlerin çoğu Türkiye Türkçesine aşina zaten. Bir kısmı güzelce konuşuyor. Televizyon dizilerinin burada da çok etkili olduğunu söylediler.
Konuşmaların yapıldığı salonlar kalabalık. Hocalar, öğrenciler, meraklı dinleyiciler… Her kesimden insan bizi dinliyor. Özellikle Dicle Üniversitesi heyetinin konuşmaları ilgiyle dinleniyor. Oktay Bozan Hoca ile Abdulselam Ertekin Hoca, Türkiye’dekki Horzum-Harzem aşiretlerinin yapısına ilişkin bilgi veriyor. Mehmet Salih Erpolat Hoca, Anadolu sınırları içerisindeki Harzem, Horzum çerçevesinde kişi adlarını ve yer adlarını incelemiş, onu anlatıyor. Arafat Yaz Hoca ise tartışmalı bir meseleyi izaha kavuşturuyor. Dönemin Kürt beyleri ile Celâleddin’in münasebetlerini değerlendiriyor. Ben de vatanperver şairimiz Namık Kemal’in Celal Piyesi’nden hareketle Celâleddin-i Harzemşah’ın şahsiyetini millî ve manevî değerler açısından anlatmaya çalıştım. Son konuşma bitene kadar salondaki ilgi eksilmedi. Özbek kardeşlerimizi ve meraklı dinleyicileri tebrik ediyorum.
İlmî oturumlar bittikten sonra Urgenç Devlet Tiyatrosu’na doğru yol alıyoruz. Celâleddin’in şahsiyetine dair bir oyun oynanacak. Evvelinde epeyce methi geçtiği için bu tiyatroyu kaçırmak istemiyoruz. Bakalım ne göreceğiz? 
