Osmanlı’da insan yetiştiren kurumlardan birisi hanegî-himâyeci usuldü. Cumhuriyet döneminde haneyi ve himayeyi büyük oranda devlet yaptı. Bu anlamda Yetiştirme Yurtları ve Devlet Parasız Yatılı Okullarının katkısı yadsınamaz. Devlet, nice yetim, öksüz ve kimsesiz çocuğa “babalık” yaptı. Keza nice fakir fukara ve garip guraba çocuk buralarda yetişti. Şimdi bu yatılı mektepler olmasaydı, mesela Mehmet Genç diye bir Artvinli çocuk okuyamazdı. Böylece biz de onun iktisat tarihimize ve kültür hayatımıza zengin katkılarından söz edemezdik.
Bu cümleleri kurarken devletin sunduğu bu imkândan yararlanarak okuyan bir köy imamının oğlu olarak aynada kendimi de görüyorum. Daha evvel Memleket Yazıları’nda yatılı günlere dair de notlar düşmüştüm. Yatılı okumak, disiplinli çalışmayı, okumayı ve yazmayı öğrettiği gibi paylaşmayı ve dostluğu da öğretmiştir. Bir fırsat bulursam, o günlere dair hatırımda kalanları yeniden yazmak istiyorum. Yazacak kitapların sayısı günbegün artıyor. Dua ediyorum, Rabbim sağlıklı zamanlar lütfeylesin… Yazmak, yaralara merhem oluyor.
Prof. Dr. Bilal Kemikli
Yatılı okumak tek başına ayakta kalmayı, kendi işlerini takip edip, bitirmeyi, özgüveni de öğretiyor.