Milli Eğitim Bakanlığının öğretmenler için düzenlediği seminer çalışmalarının artık masaya yatırılması gerekiyor. Çünkü bu uygulama özellikle öğretmenler tarafından “Mış gibi yapmak”a örnek veriliyor. Bakanlık, öğretmenlere “hizmet içi eğitim” vermenin huzur ve rahatlığını yaşarken ! kendini ne kadar mutlu hissediyor bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey varsa o da öğretmenlerin bu uygulamadan hiç memnun olmadıklarıdır.
Maarifinsesi.com’da eğitimle ilgili yazılar neşrettiğimi bilen, takip eden meslektaşlardan öğrendim. Diyorlar ki videoların Türkçesinden bir şey anlaşılmıyor. Cümlelerin sahipleri de söylediklerinden emin değiller ve onların da pek bir şey anlamadığını görüyoruz. Böyle dediler. Sosyal medyada bu hususu yazanlara çok rastladım. Bakanlığın “Mış gibi yapma”sına öğretmenler de bilmukabil yaparak karşılık veriyorlarmış. Şöyle: Videoların izlenip izlenmediği sistemde görüldüğü ve görüntülerden hareketle bir “sınav” yapıldığı için şöyle bir pratik geliştirmişler. Videoları hızlı geçirmeye yarayan butonlar varmış. Onları belli bir süre basıldığında izlenmiş gibi görünüyormuş sistemde. Sorular da “cevap ben burdayım” şeklinde sorulduğundan yüz almak zor olmuyormuş.
Sınıfta pratik hiçbir karşılığı olmayan, öğretmenleri meşgule yarayan bu seminerlerin gerçekten verimli geçmesi, katılımın faydalı olması için yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Bu konuda benim bir fikrim var ama zayi olmaması için söylemiyorum. Bu zamana kadar getirdiğimiz tenkit ve tekliflere “Gerçekten doğru, biz böyle düşünmemiştik, teşekkür ederiz” denilmediği gibi –ki ben asla teşekkür beklemiyorum, beklemeden yazdım- yazdıklarımızdan niyet okundu, öküzün altında buzağı arandı. Onun için ben tenkitleri aktarıp geçeceğim. Çözümü yetkililere havale ediyorum.
Öğretmenleri meşgul etmeye yönelik bu tür seminer ve toplantılar onların tatile girmesini engellemekten başka bir sonuç doğurmuyor. Bir zaman bir Milli Eğitim Bakanı -ona bu yanlış bilgiyi kim verdiyse- öğretmenler 3 ay yaz tatili yapıyor; biraz da eğitim için hazırlansınlar” demiş ve karizmayı çizdirmişti. Yeni dönemde bu tartışmalar Maarif Modeli Müfredat ve seminerler çevresinde oluyor. Fakat her şey yolunda gidiyor gibi bir hava var. Maarif Modeli Müfredatın pilot bölge olarak uygulanmamasının sonuçları bütün bunlar. Geçelim.
CB ERDOĞAN: 444’E DEVAM LİSELERİN KISALTILMASINA HAYIR
Hatırlayacaksınız yaz tatilini liselerin 2+2 mi yoksa 3+1 mi olsun tartışması ile geçirmiştik. Okullar açıldığında da sürmüştü bu tartışmalar. Bakanlık da sendikaların, bazı köşe yazarlarının, sosyal mecraların desteğini alan bu tekliflere sıcak bakıyordu. Meclis’e getirilmesinden bahsediliyordu bu teklifin.
Biz de esas eğitimin lise eğitimi olduğunu söylemiş, daha Maarif Modeli Müfredat okul öncesinden lise son sınıfa kadar kendini test etmeden böyle bir değişikliğin öncelikle maarif modeline zarar vereceğini yazmıştık. Aslında Maarif Modeli Müfredat’tan memnun değilim. Bu müfredatın okullarda uygulanan halihazırdaki ölçme ve değerlendirme sistemi ile liselere geçiş ve yüksek öğrenime geçme sınavlarında gümleyeceğini görüyorum. Bu Müfredat’ın ölçümü bu sınav sistemi ile mümkün değildir.
Dersler, sınıflar ve konular arasında koordinasyon, bileşiklik, beceri çıktıları sağlanmamıştır. Okullarda yapılan ölçme ve değerlendirmenin bu haliyle orta öğretime ve yüksek öğrenime yansıtılması mümkün değildir. Öğrenciler okullardaki başarılarını bu sınavlarda gösteremez, taşıyamaz. Bunun için öğrenciler “eski” sisteme göre yani bilgi ölçen sınavlara ayrıca hazırlık yapmak zorundadır. Olan da budur.
Cumhurbaşkanlığı eğitim kurulu da bizim gibi düşünmüş olmalı ki basından öğrendiğimize göre muhtemel sakınca ve çekincelerini bir raporla CB Erdoğan’a sunmuş. Erdoğan da lise eğitiminin kısaltılması teklifi için Bakanlığa “Bunun üzerinde biraz daha çalışın” demiş. (19 Ekim 2025, Haber7 sitesi)
Diplomatik dilde bunun karşılığı red’dir. Erdoğan’ın bu konuda ikna edilmesi zor görünüyor. Bize göre bu iş bitmiştir. Bakanlık ve Cumhurbaşkanlığı Eğitim Kurulu bu konuyu çalışadursun bizce yapılacak iş bellidir. Türkiye 2 yıl içinde seçime gidiyor. Bundan dolayı konunun önümüzdeki yıl gündeme gelmesini imkan dahilinde görmüyoruz. Bakanlık öncelikle lise eğitimi daha iyi nasıl olur, 60’lı yıllara kadar gelen kaliteyi nasıl yakalarız, Maarif Modeli Müfredatın sınıflar ve konular arasındaki bileşimi nasıl sağlarız konularına eğilmelidir. Yoksa büyük takdim ve umutlarla sarılınan müfredat kadük ve elde kalacak. Haberiniz olsun.