eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Dr. Mustafa Öcal: Hocam Prof. Dr. Halis AYHAN

Rahmetli Hocam Halis Ayhan, Yozgat İmam Hatip Okulunun son sınıfında öğrenci iken ben aynı okulun orta 1. Sınıfında idim. Teneffüslerde ayaküstü elindeki kitabın sayfalarını çevirerek okuduğunu hatırlıyorum. O zaman ben 12 yaşında bir çocuk idim. Sonraki yıllarda beni o çocukluk halimle hatırlaması mümkün değildi ama ben kendisini iyi hatırlıyorum. Eğer aradaki bunca yıllıkfarka rağmen kabul edilirse kendisi ile okul arkadaşı olmuştukdenilebilir. Yıllar sonra, Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsünde bizim Din Pedagojisi ve Din Psikolojisi hocamız olmuştu. Kayseri’de bize hocalık yaparken, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Ali Koçer’in danışmanlığında İslâmiyetinEğitime Getirdiği Değerler ve Türklerin Eğitime Hizmetleri” konulu “bilimde yeterlik” tezi hazırlamıştı. 1975 yılında Bursa’da Yüksek İslâm Enstitüsünün kurucu müdürü olmuştu. 1982’de Yüksek İslâm Enstitüsünün İlâhiyat Fakültesine dönüştürülüp Uludağ Üniversitesine bağlanmasından sonraki yıllarda Din Eğitimi Anabilim Dalında meslektaş olmuştuk. 1988 yılında aramızdan ayrılıp İstanbul’da TDV İslâm Ansiklopedisi Genel müdürü olarak görev almıştı.

Bu ön bilgi ve açıklamalardan sonra kendisi ile yaptığımız, 2008 yılında yayımlanan uzunca mülâkatın girizgâhındaki kısa özgeçmişini o zaman verdiği fotoğrafı ile birlikte aynen naklediyorum:

Prof. Dr. Halis AYHAN

M. Ü. İlâhiyat Fakültesi Din Eğitimi 

Anabilim Dalı Öğretim Üyesi 

ve Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Üyesi

——- 

1944 Yozgat / Boğazlıyan Aşağı Sarıkaya Köyü doğumlu.

Kayseri İHO’nda başladığı ortaöğrenimini

1962’de Yozgat İHO’nda tamamladı.

Kısa süre Balıkesir Savaştepe Müftülüğü yaptı.

1966 Konya YİE’nün ilk mezunlarından oldu.

1966-1970 arasında Çorum İHO öğretmenliği ve müdürlüğü 

yaparken Çorum Lisesinde de Felsefe grubu dersleri okuttu. 

1970-1975 arasında Kayseri YİE öğretim görevliliği yaparken

A. Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesinde ‘Eğitim Tarihi’ üzerine tez hazırladı.

1975’te ifa ettiği kısa dönem askerlik görevi sonrasında 

Bursa YİE’nün kurucu müdürü oldu ve1982’de Enstitü 

İlâhiyat Fakültesine dönüştürülünceye kadar görevini sürdürdü.

1983’te Dr. unvanını aldı.

1988’de U.Ü. İlâhiyat Fakültesinden ayrılarak İstanbul’da

TDV İslâm Ansiklopedisi Genel Müdürlüğü görevine başladı.

1989’da M. Ü. İlâhiyat Fakültesi öğretim üyeliğine atandı ancak

1991 yılına kadar İA Genel Müdürlüğü görevini de sürdürdü. 

1994’te Doç. 2000’de Prof. unvanını aldı.

28 Şubat 2005’te Hükümet Temsilcisi olarak YÖK üyeliğine atandı. 

M. Ü. İlâhiyat Fakültesindeki Öğretim Üyeliğiyle birlikte 

YÖK üyeliği görevini de sürdürmüştür.

*

Kuşkusuz her hocanın talebesinin üzerinde çok emeği ve hakkı olduğu gibi Hocam Halis Ayhan’ın da benim üzerimde çok fazla emeği ve hakkı vardır. Onlardan bazılarını rahmete vesile olması dua ve temennisi anlatmak istiyorum;

– Hocamın misafirperverliği

1974 Mart ayında başladığım Hopa Lisesinde iki tam yılı aşkın görev yapmış olduğum için 1976 yılında başka bir yere nakil isteme hakkım oluşmuştu. Millî Eğitim Bakanlığınca hazırlanmış olan form dilekçeyi doldurmuş, Bursa merkezine nakil yapmayı talepetmiştim.  1976 yaz aylarında 4 aylık kısa dönem askerlik görevimi ifa etmek üzere İzmir Gaziemir Ulaştırma Okuluna giderken Ankara’da Bakanlığa uğramış Bursa Necatibey Kız Meslek Lisesine Din Bilgisi öğretmeni olarak atanmış olduğumu öğrenmiştim. 30 Ağustos tatilinden istifade ile Ramazanın 3. günü hem yeni atandığım okulu görmek ve hem kiralık ev aramak için İzmir’den Bursa’ya gitmiştim. Bursa’da karşılaştığım bir zata, askerlik sonrası göreve başlayacağım Necatibey Kız Meslek Lisesinin yerini sordum; Heykelin arka tarafında, merkezi bir yerde olduğunu söylediler. Okula vardığımda, 30 Ağustos tatili olduğu için idareci ve öğretmenlerden kimse yoktu. Bir hizmetli vardı, kendimi tanıttım, adamcağız beni okul içinde gezdirerek bilgi verdi. Kendisine teşekkür edip ayrıldım.

1975 yılında Bursa’da da bir Yüksek İslâm Enstitüsü açıldığını, müdürlüğüne de Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsünden hocam olanHalis Ayhan Beyin atanmış olduğunu duymuştum. Enstitünün yerini sorduğum bir zattan, İpekçilik semtinde İpekçilik Araştırma Enstitüsü binasında olduğunu öğrendim. Akşama / iftara yakın bir zamanda İpekçilik yokuşunu tırmanıp, enstitünün merdivenlerinden yukarı doğru çıkarken Halis Ayhan Hocamın merdivenlerin üst tarafından aşağı doğru inmeye başladığını gördüm. Kendisi beniKayseri’deki öğrencilik dönemimden iyi tanıyordu. 

– Hoş geldin Mustafa, hayrola nereden böyle, dedi kucaklaştık.

– Hocam, İzmir’de kısa dönem askerlik yapıyorum. Enstitüden mezuniyetten sonra ikibuçuk sene Hopa’da öğretmenlik yaptım. Askere gitmeden Bursa’ya nakil istemiştim. Necatibey Kız Meslek Lisesine atandığımı öğrendim. 30 Ağustos tatilinden istifadeyle buraya hem yeni okulumu görmek ve hem kiralık ev aramak içingeldim. Bu vesile ile Sizi de ziyaret etmek istedim.

– İyi, hoş geldin. Nerede kalacaksın? 

– Otelde kalacağım, bir-iki gün ev arayıp tekrar İzmir’e döneceğim.

– İftar vakti yaklaştı, haydi bize gidelim, dedi.

– Hocam, teşekkür ederim, bana müsaade, ben bir lokantada iftar yaparım, dedimse de Hocam;

– Gel, gel dedi. O sırada konuşarak merdivenlerden inmiştik. Aşağıda bekleyen yeşil renkli ford taunus markalı makam arabasına bindik, evine gittik.

Allah rahmet eylesin, Hocam bana çok ilgi gösterdi. İftarı Hocamın evinde yaptık. Kendisi Emirsultan Mahallesi sınırları dâhilinde Işıklar Askeri Lisesinin alt kısmında Işık Sokaktaki evde kiracı olarak ikamet ediyormuş. İftardan sonra teravih namazını Emirsultan Camiinde kıldık. Bursa’ya ilk defa gelmiştim. Hocam beni o gün bırakmadı, ertesi gün Hocamla Emirsultan, Yeşil, Ulu Camiyi gezdik, öğle ikindi namazlarımızı eda ettik. Hocam o gün de beni bırakmadı evinde misafir etti. Bir Hocamın iki gün boyunca beni evinde misafir etmesi elbette takdire şayandı. Beni son derecede memnun ve mesrur etmişti. Hocamın misafirperverliğini hatırladıkça Rabbimden kendisine gani gani rahmet diliyorum. O iki gün boyu okul hatıralarımızdan, Yozgat İmam Hatip Okulu öğrenciliğimizden, Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsündeki hoca-talebe olarak eğitim öğretim faaliyetlerinden bahsettik. Hopa’daki öğretmenliğim ve orada yaşadığım nahoş olayları konuşup değerlendirdik. Askerlik konusunda sohbetlerimiz oldu. Kendisi de bir yıl önce kısa dönem askerlik yaptığından bahsetti.

Kiralık ev konusunda ise Hocam, kendisinin kiracı olarak ikamet ettiği evin yan tarafındaki, bir-iki ay içinde boşalacağını söylediği evlerden birine baktık. Ev güzeldi, kira bedeli 800-900 lira civarında olacaktı. Benim öğretmen olarak alacağım maaş 2200 lira idi. Eğer ek ders ücretleri de tam olursa 700 lira civarında da ek gelirim olacaktı. Ev sahipleri Emirsultan Camii civarında yeni yaptırdıkları apartmana taşındıklarında dairenin birini bana kiralayacaklardı. Ev sahibine; “askerlik görevimin Ekim ayı sonunda biteceğini, o zaman gelip evi kiralayacağımı” söyledim. O da tamam dedi. Ben Hocama misafirperverliğinden dolayı teşekkür ederek İzmir’e döndüm. 

(Bu vesile ile ifade etmek isterim; ben de yıllar sonra önce talebemiz olan, birkaç yıl sonra asistanlık imtihanına gelenlerden vebaşka fakültelerden bizim fakültemizde doktora imtihanına gelen arkadaşlarımızdan bazılarını evimde misafir ettim.)

Bursa Yüksek İslâm Enstitüsü Müdürlük makamında

*

– Hocamın, beni Asistanlık imtihanına teşviki

Bursa’da Necatibey Kız Meslek Lisesinde öğretmenlik yaparken 15 Haziran 1977 günü Bursa Yüksek İslâm Enstitüsünde Müdür Halis Ayhan Hocam ile Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsünden hocalarım olan ve Bursa Yüksek İslâm Enstitüsüne atanmış olan Süleyman Uludağ, Taner Şenay ve Mikail Bayram Beyleri ziyaret amacıyla Yüksek İslâm Enstitüsüne gitmiştim. Halis Hocam sohbet esnasında;

“Mustafa, biliyorsun Din Eğitimi Genel Müdürü Tayyar Altıkulaç Bey Yüksek İslâm Enstitülerine 100 asistanlık kadrosu tahsis ettirdi. Bildiğin gibi 7 Yüksek İslâm Enstitüsü var, her birine 15’er kadro verildi. Bizim enstitümüze tahsis edilen 15 kişilik kadro için geçen yıl yapılan imtihana girmeleri için tanıdığımız eski öğrencilerimizi teşvik etmiş, başarılı bulunanları almıştık ki onlardan çoğunu sen de tanıyorsun, bazıları arkadaşın. Bütün Türkiye’de / Enstitülerde yapılan imtihanlarda 15 civarında asistanlık kadrosu boş kalmış. O kadrolar için son bir imtihan daha açıldı. İstanbul’da yapılacak imtihanlara gidip girmeyi düşünmez misin?” dedi.

İmtihanların zamanını sordum; 20-22 Haziran 1977 günlerindeolacağını belirtti. Benim biraz tereddüt etmem üzerine Hocam:

– Mustafa, tereddüde gerek yok, kazanamasan bile gir, ne kaybedersin bir kere şansını denemiş olursun. İlk imtihanı enstitüler farklı günlerde yaptığı için ilk turda kazanamayan bazı arkadaşlarınız enstitüden enstitüye giderek 5-6 ayrı ilde şanslarını denemişler, onlardan birini kazanmışlar bazıları ise hiçbir enstitüye girememişti. Bunu ar meselesi yapmaya lüzum yok. İyi niyetli arkadaşların kazanması isabetli olur. Yine düşün taşın, kendin kararını ver” dedi. 

– Hocam, gidip sınava girmek isterim ama benim başarabileceğim bir alanda kadro var mı? Meselâ; ben İslâmî Türk Edebiyatından şansımı denemek isterim, edebiyatı seviyorum. İlk öğretmenlik yaptığım lisede Edebiyat dersleri de okuttum, deyince Hocam;

– Edebiyattan kadro yok ama Öğretmenlik Bilgisi (Pedagojik Formasyon) Dersleri asistanlığı kadrosu var, ona girebilirsin, dedi.

– Ama Hocam, biliyorsunuz biz öğrenci iken bu dersleri okumadık. Bu konuda hiç bilgim, deyim yerinde ise alt yapım yok denebilir, nasıl yaparım? Sınavda hocaların sorularına nasıl cevap veririm?

– Ben seni tanıyorum, eğitim konusuna ilgin var, başaracağından eminim. Sınava gir, kazanırsan İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsünde görev yapabileceğin gibi istersen senin atamanı buraya da yaptırabiliriz. Burada da aynı branştan elemana ihtiyaç var, dedi.

Hocam; “seni tanıyorum, eğitim konusuna ilgin var” derken herhâlde Kayseri’deki öğrenciliğimi ve kendi derslerine karşı olan ilgimi hatırlamış olmalıydı. Hocam, -üst tarafta da ifade ettiğim gibi- orada Din Psikolojisi ile Din Pedagojisi / Dinî Pedagoji)derslerimize girmişti. Din Psikolojisinden not olarak kaç aldığımı net olarak hatırlamıyorum ama 10’luk not sisteminden 7 veya 8 olabilirdi. Fakat eğer yanlış hatırlamıyorsam sözlü olarak yaptığı Dinî Pedagoji imtihanında ise bana 10 (tam not) vermişti. Hocam herhâlde bu durumumu hatırlamış olduğu için böyle söylemiş olmalıydı. Ayrıca kendisini ziyaret ettiğim günlerde bana öğretmenliğimle ilgili bazı sorular sorar, ben de anlatırdım, bu konuda sohbet ederdik. Belki anlattığım hususlar da kendisinin ilgisini çekmiş ve beni bu alana yönlendirmesinde etkili olmuş olabilirdi… 

Hocamın tavsiyesi üzerine kendi kendime; “İstanbul’a bir dilekçe göndereyim de hiç olmazsa sonradan pişman olmayayım” dedim. İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü Müdürlüğüne hitaben; “20-22 Haziran günlerinde yapılacak asistanlık imtihanlarına Öğretmenlik Bilgisinden katılacağıma” dair dilekçe yazıp postaya verdim. Bakanlığın kararına göre bu son imtihanda kazananların hepsi İstanbul’da kalıp tez çalışması yapacaklardı. Tezlerini başarı ile tamamlayanlar, ihtiyacı olan Anadolu’daki enstitülere atanacaklardı.

İstanbul’da 20 Haziran 1977 günü sabah Fransızcadan, öğleden sonra Arapçadan yazılı imtihana girdik. Bu iki alanda yeterli not almışım. 22 Haziran 1997 günü yapılan sözlü / mülâkat imtihanı için salona girdiğimde Hocam Halis Beyin de imtihan komisyonu üyesi olduğunu gördüm hem şaşırdım ve hem memnun olup rahatladım. İmtihanlar bitti, bir müddet sonra kazananların isimleri ilân edildi. Benim ismim de kazananlar arasında idi. Aldığım sonuçtan duyduğum memnuniyet duyguları ile Bursa’ya döndüm.

Bursa Yüksek İslâm Enstitüsünde Öğretmenlik Bilgisi öğretim üyesi veya asistanı yoktu. Müdür Halis Bey Hocam; “İstanbul’da yapılan bu son imtihanda kazanan asistanlardan Öğretmenlik Bilgisi, Edebiyat, Arapça ve Kur’an-ı Kerim’den birer kişi isteyip alacağım. Hem tez çalışmalarını burada yaparlar hem de boş kalan derslere girerler. Eğer Din Eğitimi Genel Müdürlüğü muvafakat ederse, inşallah olur” demişti. Hocamdan bu açıklamayı duyunca gönüllü olarak Bursa Yüksek İslâm Enstitüsüne atanmamı istemeye karar verdim. 

Notere gittim; “Bursa Yüksek İslâm Enstitüsünde 3 yıllık süre içinde asistanlık tezimi yapıp tamamladıktan sonra Bakanlığın tayin edeceği herhangi bir Yüksek İslâm Enstitüsüne gitmeyi kabul ettiğime dair taahhütname” hazırlatıp imzaladım, Müdür Halis Beye teslim ettim. Ayrıca, Bursa Yüksek İslâm Enstitüsüne Öğretmenlik Bilgisi Asistanı olarak atanmam için Millî Eğitim Bakanlığı Din Eğitimi Genel Müdürlüğüne hitaben dilekçe yazıp gönderdim. Dilekçemin Genel Müdürlüğe ulaşmasından sonra, Genel Müdür Tayyar Altıkulaç Bey, Halis Beyden benim kimliğim, kişiliğim hakkında bilgi istemiş. Halis Bey de benim hakkımda olumlu kanaat belirtmiş. Bunun üzerine Tayyar Bey; “Mademki öyle, temiz ve sağlam bir arkadaş, Kayseri’ye gönderelim, oraya gitmez mi?” demiş. Ben ise asistanlık dönemimde Bursa’da kalmak istediğim için dilekçemi buna göre yazıp göndermiştim. Aradan bir zaman geçti, Necatibey Kız Meslek Lisesi Din Bilgisi Öğretmenliğinden Bursa Yüksek İslâm Enstitüsü Öğretmenlik Bilgisi Dersleri Asistanlığına atanmış olduğuma dair kararname geldi. Bu şekilde, benim açımdan nerede, hangi enstitüde görev yapacağıma dair belirsizlik ortadan kalkmış oldu. 03 Ekim 1977 günü Bursa Yüksek İslâm Enstitüsü Öğretmenlik Bilgisi (Pedagojik Formasyon) Dersleri Asistanlığı görevime başladım. Bu şekilde ortaöğretim öğretmenliğinden yüksekokul asistanlığına geçmiş oldum.

– Asistan olarak göreve başlamam ve sorumlu olduğum dersler

Benden bir yıl önce asistanlık imtihanını kazanan arkadaşlar danışman hocalarının nezdinde tez çalışması yapmaya başlamışlar, aynı zamanda yeterli hoca olmadığı için kendi branşları ile ilgili 6 saat ve hatta daha fazla derslere girmişler. Bu sene de aynı uygulamanın devam edileceğini öğrendim. Ben Yüksek İslâm Enstitüsünde asistan olarak göreve başlamamdan birkaç gün sonraMüdürümüz Halis Bey tüm hocaları ve asistanları (öğretmenler kurulunu) topladı. Yaptığı açış konuşmasından sonra bu sene kimlerin hangi derse kaç saat gireceğini açıkladı. Sıra bana gelince; “Mustafa, sen 3. Sınıfların Eğitim Sosyolojisi ile Ölçme ve Değerlendirme derslerine gireceksin” dedi. 

“Peki Hocam…”

“Peki Hocam” dedim ama içimden de “eyvah, ne yapacağım ben şimdi!” demekten kurtulamadım. Çünkü ben göreve başlar başlamaz hemen derslere girmeyip belli süre zarfında hazırlık yapabileceğimi zannediyordum. Zira yukarıda da ifade ettiğim gibi biz öğrencilik dönemimizde bu dersleri görmemiştik. Eğitim konusunda temel bilgiler anlamında yeterli alt yapıya sahip değildim. Diğer branşlardaki arkadaşlarımın hepsi gerek ortaöğrenim ve gerek yükseköğrenim öğrencilikleri döneminde okudukları derslerde yeterince bilgi edinmiş ve alt yapı oluşturmuşlardı. Ben ise bu anlamda “sıfır” noktasındaydım. Önce birkaç kitap, makale okuyup kendimi bu alana hazırlamalıydım. Ama Hocam bu konuda bana zaman bakımından fırsat ver(e)medi. Çünkü dersler başlayacaktı, hocaya ihtiyaç vardı. Eğitim Sosyolojisi ile ilgili olarak; “çalışır, hazırlanabilirsem yapabilirim belki” diye düşündüm ama Ölçme ve Değerlendirme ismi bende hiç olumlu çağrışım yaptırmıyordu. Bu ders ve konuları benim için bir muamma idi. İçimi bir sıkıntı ve korku kapladı ve deyim yerinde ise kara kara düşünmeye başladım. O gün öyle geçti. Hatta gece sabaha kadar bir türlü uyuyamadım.

Ertesi gün korka-çekine Müdürümüz Halis Beyin odasına girdim;

– Hocam, ben bu dersleri okutamam, beni affedin, dedim.

– Neden okutamıyorsun?

– Biliyorsunuz, biz öğrenciliğimizde bu dersleri okumadık, her iki dersten de bilgi bakımından alt yapım yok, üstelik dersler 3. sınıflarda, nasıl okutayım? Ya bana yardımcı olun veya bir başka hoca bulun.

– Ne demek okutamam, çalışacaksın, hazırlanıp okutacaksın. Yüksekokul hocalığına talip olmuşsun, sonra da gelip “ben bu dersleri okutamam” diyorsun. Git hadi, ne okutursan okut!..

Hocamın bu tavrı karşısında sendeledim. İpekçilikteki o tarihi bina adeta başıma yıkıldı. İçimden; “Neden o güzelim okulu bırakıp buraya geldim ki… İstifa edip, tekrar geldiğim okula öğretmen olarak döneyim” diye düşünmeye başladım. O sırada koridorda Kelâm asistanı Ahmet Saim Kılavuz Beyle karşılaştık;

– Hayrola Mustafa Bey, bir durum mu var? Niye öyle düşüncelisin? diye sordu. Ben durumu anlatınca; 

– Biz o dersleri okumuştuk. Bende ders notları duruyor, yarın sana getireyim, dedi. 

Ahmet Saim Bey, bizden iki dönem sonrasının öğrencilerindendi. İzmir Yüksek İslâm Enstitüsündeki öğrencilik döneminde bu tür dersleri alarak mezun olanlardandı. Ertesi gün hocalarının hazırlayıp teksir halinde çoğaltarak kendilerine verdiği Ölçme ve Değerlendirme ders notlarını getirdi. Hemen aldım, alel-acele sayfaları çevirdim ve incelemeye başladım. Konuları görüp inceleyince içimde; bu dersi okutabileceğime dair bir kanaat oluştu ve rahatladım. Sonra çıktım kitapçıları dolaştım ve her iki dersle ilgili yayınlanmış kitapları araştırmaya başladım ve birkaç tane aldım, başladım okumaya…

Okuduklarımı bir taraftan zihnimde özümsemeye çalışırken diğer taraftan yazılı özetler yaptım. Kitapların bazı kısımlarını ise, kaynağını belirterek aynen nakletmek suretiyle birkaç ay içerisinde -yanlış hatırlamıyorsam- dersin birinden 127, diğerinden 135 sayfalık teksir halinde ders notu hazırlayıp öğrencilere ulaştırdım. Kısaca her iki dersin konularını hem kendim öğrenmeye çalıştım hem de öğrencilerime öğretmeye…

Yıllar sonra bir gün geldi, başlangıçta çok korktuğum ve sıfırdan öğrenmeye başladığım ders notlarımı Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme ismiyle kitap olarak üniversitemiz yayınları arasında üç defa bastırmak kısmet oldu. Ayrıca; Din Eğitimi ve Öğretiminde MetodlarEğitimde RehberlikDin Kültürü ve Ahlâk Bilgisi ve Öğretim YöntemleriOsmanlı’dan Günümüze Türkiye’de Din Eğitimi ve diğer çalışmalarım yayımlandı. Bazı yıllarda 3, bazı yıllarda 4 ve bazı yıllarda ise kendim ve arkadaşlarım tarafından 5 ayrı çalışmam fakültede ders kitabı veya ders notları olarak okutuldu. Bundan dolayı Yüce Rabbime şükrediyor, hamdediyorum.

Burada şu hususu da ifade etmek isterim; Hocamın “ben bu dersleri okutamam” demem üzerine adeta bana bir şok uygulamış olduğu ve kendimi çalışmaya teşvik etmiş olduğu şeklinde yorumladım. Zamanla Hocamla aynı branşta birlikte görev yaptık. Zaman zaman birlikte panellerde konuşmalar yaptık, sempozyumlara katılıp tebliğler sunduk. Din Psikolojisi asistanı Hayati Hökelekli ve Halis Hocamla birlikte üçümüz ortaokullar için “Ahlâk Bilgisi” kitapları kaleme aldık, yayımlandı. Sonraki yıllarda katıldığımız bazı bilimsel toplantılarda sunduğum tebliğler, yaptığım konuşmalarımla Hocamı mahcup duruma düşürmemiş oldum. Zaten kendisi de birlikte katıldığımız bazı tartışmalı toplantılarda, sempozyumlarda; “Mustafa kendine güven, toplantıya katılanların çoğundan daha iyi ve başarılsın” gibi ifadelerle takdirini belirterek bana moral verdi, destek oldu.

            25-27 Eylül 1986 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dekanlığınca düzenlenen din eğitimi temalı seminerde;Soldan sağa: Selahattin Parladır, Halis Ayhan,Mustafa Öcal, Mehmet Faruk Bayraktar

– Halis Hocamın kişiliği hakkındaki düşünce ve görüşlerim…

Bu vesile ile Hocamın kişiliği hakkında da birkaç cümle ile açıklama yapmak istiyorum: 

Hocam Halis Ayhan, dış görünüşü itibariyle sert ve bürokrat bir yapıya sahipti. Ama o sertliğinin arkasında samimi bir kişilik vardı. İyi ve güzel olanı takdir eder, daha iyisinin yapılması konusunda teşvikte bulunurdu. Bir talebesinin veya bir meslektaşının başarısını duyduğunda çok memnun olur ve tebrik ederdi.

İmam Hatip Okulu mezunu olarak Balıkesir’in Savaştepe ilçesinde bir süre müftülük yapması, müftülüğü bırakıp, Konya Yüksek İslâm Enstitüsünde yükseköğrenime başlaması, enstitüde talebe cemiyeti başkanlığı yapması onu idareciliğe hazırlamıştırdenilebilir. 1966 yılında Çorum İmam Hatip Okulu Öğretmeni iken bir yıl sonra stajyerliğinin kaldırılması üzerine müdür olarak görevlendirilmesiyle başlayan idarecilik / yöneticilik görevi ve daha sonra 1975 yılında açılan Bursa Yüksek İslam Enstitüsündekimüdürlük dönemlerinde başarılı olduğu kendisini tanıyan herkes tarafından bilinir ve takdir edilirdi.

Hocamın olaylar hakkında isabetli tahminleri ve öngörüleri olurdu. Genel anlamda toplumda yaşanan olayları ve tabii dinî eğitim ve öğretim konularında çok farklı veya olumsuz gibi değerlendirmeleri tarafımızdan zaman zaman yadırganırdı amazamanla onların doğru ve isabetli olduğu gerçeğini ortaya koyardı. 

12 Eylül 1980 ihtilali sonrasında 5 Yüksek İslâm Enstitüsü Müdürü ve hocalarıyla birlikte Devlet Başkanı Kenan Evren’le din eğitimi öğretimi faaliyetlerini görüşmeleri ve zamanla görüşmelerden alınan sonuçlar kendisinin önemli hizmetlerinden birisi olmuştur.

Halis Hocamın 1988 yılında Türkiye Diyanet Vakfınca hazırlanmakta olan İslâm Ansiklopedisi Genel Müdürlüğü göreviyle Bursa’dan İstanbul’a geçtiği yıl ben Din Eğitimi Anabilim Dalında Yrd. Doç. Dr. Öğretim Üyeliğine atanmıştım. İstanbul yıllarında kaleme aldığı ve kendi alanında bir boşluğu dolduran “Türkiye’de Din Eğitimi” isimli kitabını bana okutmuş ve değerlendirmemi istemişti. Kendisinin bu talebi geçmiş yıllarda bir öğrencisi olan bu fakire olan güveninin bir tezahürü idi. Ben de söz konusu kitabını baştan sona büyük bir dikkat ve titizlikle okuyarak tespitlerimi kendisine arz etmiştim.

– Rahatsızlığı ve vefatı

Her faninin bir şekilde yaşadığı gibi Halis Hocam da ömrünün son deminde rahatsızlanmış ve uzun süre hastanede ve evde tedavi görmüştür. Biz Bursa’da, kendisi İstanbul’da olduğu için sık sık ziyaretine gitme imkânımız olamamıştı. Ancak, 18-20 Ekim 2024 günlerinde; İSAM, İstanbul Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi İlâhiyat Fakülteleri tarafından ortaklaşa düzenlenen “100. Yılında Türkiye’de İlâhiyat Fakülteleri Uluslararası Sempozyumu” isimli sempozyumda bir tebliğ sunmak üzere İstanbul’a gitmiştim.*O günlerde sözkonusu sempozyuma gelmiş olan ve benim gibi Kayseri’de öğrencisi olan Mustafa Kara ile evinde ziyaret etmiştik. Ev içinde tekerlekli sandalyede oturuyordu. Morali yerinde idi, bir hayli sohbet etmiştik.

Kendisinden üç ay kadar önce çok değerli eşi Meryem Hanım yengemiz vefat etmiş, Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Camiinde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazı sonrasında defnedilmişti. O günlerde Hocamız hastanede yoğun bakımda imiş. 

Halis Ayhan Hocamın vefat haberini aldığımızda üzüldük, “innâlillâhi ve innâ ileyhi râciûn” diyerek bir gurup arkadaşımızla birlikte Bursa’dan hareket ettik, 23 Mayıs 2025 Cuma günü Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Camiinde kılınan cenaze namazına iştirak ederek dua ettik. Kabristana kadar kendisine eşlik etme imkânımız olmadı ama Rabbimizde kabrinin cennet bahçelerinden bir bahçe, ebedi mekânını cennet olması için dua etmiştik.

*

Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsünden talebesi olan 

Mustafa Kara’nın Halis Hocanın vefatına düştüğü tarih:

Yozgatlı bir bey,

Muallim bir bey,

İki melekle

“HALİS AYHAN BEY”

1446

*

– ESERLERİ:

Halis Ayhan hocamız ilmî alanda münferiden (yalnız kendi ismiyle) ve çoğunluğu komisyon halinde yahut bölüm yazarlığı şeklinde kaleme aldığı çok sayıda eser bırakmıştır:

– İslamiyet’in Eğitimimize Getirdiği Değerler ve Türklerin Eğitime Hizmetleri; (Yayınlanmamış Öğretim Üyeliği“yeterlik” tezi), Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü, 1970-1973.

– Ortaokullar için Ahlâk Bilgisi (Orta 1. 2. 3.); (Halis Ayhan – Mustafa Öcal – Hayati Hökelekli), Damla Yay. İstanbul 1979.

– Eğitime Giriş ve İslâmiyetin Eğitime Getirdiği Değerler;Damla Yay. İstanbul 1982, (264 sayfa); 2. Baskı 1986.

– Eğitim Bilimine Giriş; Şule Yay. İstanbul 1995 (286 sayfa), 2. Baskı 1997.

– Din Eğitimi ve Öğretimi; Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yay. 3. Basım. 1997.

 Türkiye’de Din Eğitimi; İFAV Yay. (1. baskı) İstanbul 1999, 622 sayfa, Gözden geçirilmiş 3. Baskı dem yay. İstanbul 2014, (600 sayfa).  

– İslam Düşüncesinde Yeni Arayışlar II. (Halis Ayhan, Hilmi Yavuz, İlyas Çelebi, Taha Akyol, Mahmut Kaya), İstanbul: Rağbet Yayınları, 1999.

– 21. Yüzyılda Eğitim ve Türk Eğitim Sistemi; (Halis Ayhan, Orhan Oğuz, Ayla Oktay), Sedar Yay. İstanbul 2001.

– Evin Okula Yakınlaşması ve Değişen Anne-Baba Rolleri(Bölüm Yazarlığı) MEB 2003, (1. Kitap 326 sayfa) (2. Kitap 230 sayfa). 

– Din ve Ahlâk Eğitim Öğretimine Yeni Yaklaşımlar; (Halis Ayhan – Hayati Hökelekli – Yurdagül Mehmedoğlu – Mustafa Öcal – Halil Ekşi) Dem Yay. İstanbul 2004, (240 sayfa),

– Çocuk ve Ergen Eğitiminde Anne Baba Tutumları; (Halis Ayhan – Abdurrahman Dodurgalı – Özcan Köknel – Haluk Yavuzer – Adnan Kulaksızoğlu, Halil Ekşi) İstanbul: Timaş Yayınları, 2013. 

*

– Halis Ayhan Hocam Hakkında Yapılan Yüksek Lisans Tezi:

Prof. Dr. Halis Ayhan Hocamın bilimsel yayınları ile ilgili bilgi verip açıklamalar yaptıktan sonra bir de kendisi hakkında yapılan yüksek lisans tezi hakkında açıklama yaparak sözlerimizi tamamlayalım:

Prof. Dr. Halis Ayhan Hocam hakkında; 2006 yılında Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Din Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Mustafa Usta tarafından Mübarek Erkulisimli öğrencisine; “Halis Ayhan Hayatı Eserleri ve Eğitim Görüşleri” konulu bir yüksek lisans tezi çalışması yaptırılmıştır. 148 sayfa olan tez Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İlâhiyat Anabilim Dalı Din Eğitimi Bilim Dalı’nda yapılmıştır.

*

Dr. Mustafa ÖCAL

Bursa – 30 Mayıs 2026 Cumartesi

13 zilhicce 1447

(Kurban Bayramı 4. Gün)

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.