eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Nurcan ŞARLAYAN

İlk, orta ve lise eğitimini Kırıkkale'de, Üniversite Eğitimini Gazi Üniversitesi Meslekî .Eğitim Fakültesi'nde tamamladı. Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Yönetimi ve Denetim alanında Tezli yüksek lisans eğitimini tamamladı. "Estetik Eğitim" isimli tezi, aynı konuda yayımlanmış yazıları ve "Eğitimde Nezaket" adlı kitabı bulunmaktadır.

    “Milli” Eğitim

    “Nevi şahsına münhasır bir eğitim” hayalim var bir eğitimci olarak. Aslından gelen, asıl olan. Kendi üzerinde eğreti durmayan, kendine özgü. Ülküsü olan evlatlarımızın çiçek açtığı, öz benliğinin geliştiği, ahlaki değerleri temel alan, kendini bildiği, geçmişi ile gurur duyup, örnek aldığı, idol edindiği bir eğitim.

    Necip Fazılı Kısakürek’in: ‘Kim var! ‘ diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert ‘Ben varım! ‘ cevabını verici, her ferdi ‘Benim olmadığım yerde kimse yoktur! Diyebilen gençliğin yetiştiği bir eğitim. Bu eğitimde tarihini öğrenmeli, sanat meşgalesi, nezaket ve erdemlerle donanımının sağlanacağı bir sistemi olmalı. Ders kitapları on binlerce Türkçe kelimelerle donatılmış olmalı, atalarımızın kullandığı Türkçe kelimeler 1. Sınıftan itibaren yerleştirilerek dil zenginleştirilmeli ki bıraktıkları eserler bizlere yabancı dil ile yazılmış gibi gelmesin. Köklerimizden gelen milli, manevi değerler yeniden yeşersin.  

    Milli ve Milli Eğitim kavramları ne anlam ifade ediyor kısa bir incelemede bulunalım:

    TDK’ye göre milli kelimesi; “Milletle ilgili, millete özgü, ulusal” demektir. “Milli” kelimesinin ne anlama geldiğini ifade eden ana mefhum millettir. Arapçadan Türkçeye geçen millet kelimesi, 19. yüzyıldan itibaren toplumlar açısından dil ve kültür birliğini ifade eden bir kavram olarak kullanılmaya başlanmıştır.

    “Milli eğitim” kavramı ise ilk defa Kant ve Fichte’nin söylemlerinde ortaya çıkmış, milli eğitimi, Alman milletinin birliğini sağlamak için dil, kültür ve inanç birliğini oluşturacak bir yapı olarak görmüş ve tanımlamışlardır. Milli eğitim, tarihi, kültürel, felsefi, sosyal ve yasal bir çerçevesi olan eğitimdir. Temel amaç ve ilkeleri devlet tarafından belirlenerek ulusal hedefleri dikkate alarak sunulan eğitimi ifade eder.  Her milletin bir “ideal fert” hedefi olup milli eğitim sistemi de bu hedefe ulaşmayı sağlayacak kurumsal yapı olarak görülür.

    Milli eğitim, modern ulus devletler, modernleşme ve endüstrileşme süreciyle birlikte gündeme gelmiştir. Modernleşme sürecinde eğitimin teknik ve ekonomik işlevi öne çıkmış olup eğitim, endüstri toplumunun ihtiyaç duyduğu uzmanlaşmaya dayalı iş gücünü yetiştirme aracı olarak görülmüştür.

    Türkiye’de milli eğitime geçişin ilk adımları, Osmanlı Devleti döneminde 1839’da Tanzimat’ın ilanından sonra eğitimden sorumlu maarif kurullarının oluşturulmasıyla atılmıştır. Bunu takiben 1857 yılında Maarif Nezareti’nin kurulması, 1869 yılında maarif nizamnamesinin çıkarılmasını da milli eğitim sisteminin oluşma sürecinde sağlanan gelişmeler olarak görülebilir. Bu gelişmeleri takiben eğitimde millilik, İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte hız kazanmıştır.  Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile birlikte gelişimini sürdürmüştür.

    Eğitimde daha iyisini yapma arayışı Cumhuriyet’in ilk yıllarında, yabancı eğitim uzmanı davet edilip onlardan tavsiye alma ve eğitimde gelişmiş ülkelere uzman gönderip onlardan alınan raporlar doğrultusunda düzenlemeler yapma şeklinde sonlanmıştır. Bu durum ABD ile Türkiye arasındaki müttefiklik eğitim anlaşmalarına da yansımıştır. Eğitimle ilgili anlaşmalardan ilki 27 Aralık 1949 tarihini taşımaktadır (Tunçkanat, 2001; Kalaycı, 1988; Çınar, 2012). Bu tarihte imzalanan “Fulbright Anlaşması”yla eğitim sisteminin Amerikan etkisine açık hale getirildiği yönünde eleştiriler oldukça fazla olmuştur. Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, “1945’e kadar İngiltere’nin sömürgesiydik. 1945’ten sonra ABD’nin sömürgesi olduk. İsmet İnönü 1947 tarihinde yaptığı resmi (Fulbright) anlaşması ile Türk Milli Eğitim sistemini ABD’lilere teslim etti” ifadeleri ile dile getirdiği anlaşma 18 Mart 1950’de ‘5.596 Sayılı Kanun’ ile uygulanmıştır (Resmî Gazete, 1946, no 6303).

    Nurettin Topçu ise 1970 yılında eğitimde ABD etkisini değerlendirirken Batıcı anlayışı eleştiren şu vurguları yapmıştır: “Fransız, Alman, İngiliz kültür ve maarifine teslim olunduktan sonra bugün Avrupa için bile korkunç yıkım kaynağı olan Amerikan maarifine sığınma cinayetini işlemekten çekinmediler.  Bütün insanlık için bir musibet olan bu sonuncusu, fikir ve irfan yolu ile değil, siyaset ve onun dikenli eli olan ticaret yolu ile vatanımıza girmiş bulunuyor. Bu teknik ve ticaret maarifinin şimdiden çürütmediği millî hayat sahası kalmamış gibidir. Bin yıllık şan ve şeref olaylarıyla dolu tarih sahibi bir milletin bu kadar kısa zamanda bütün geleneklerinden ve kendi özel yapısından soyunup sıyrılması dikkatle üzerinde durmaya değer bir olaydır” (Topçu, 2006,27).

    Yabancı kültürlerin tesirinden uzak “Millî” bir eğitim sistemi için yola çıkılmış ancak eğitimin yüzü batıya dönmekten öteye gitmemiştir. Dolayısıyla ders kitapları seküler ve pozitivist düşünce, pedagoji, davranış bilimi ve edebiyat metinlerinden ibaret hale gelmişti

    Her milletin eğitimi, o ülkenin yaşamış olduğu tarihi, kültürü, dini ve dilinden oluşan bir sistem olup hiçbir ülkenin milli eğitim sistemi, diğer bir ülkeyle aynı olamaz. Farklı ulusların milli eğitim sistemleri, çeşitli yönlerden birbiriyle karşılaştırılabilir ve iyi uygulamalar yönünden birbirlerinden yararlanabilir, ancak hiçbir eğitim sistemi bir milletten diğerine nakil yapılamaz. Çünkü kan uyuşmazlığı gibi bir durum oluşur.

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.