eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
30°C
Ankara
30°C
Açık
Cuma Açık
32°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
33°C
Pazar Az Bulutlu
31°C
Pazartesi Açık
31°C

Gönül Dağı

Gönül Dağı

Gönül Dağı, Neşet Ertaş’ın aynı adlı türküsünden aldığı isimle çekilen bir diziye isim oldu. TRT tarafından bir müddetten beri gösterilen dizi, her kademeden insan arasında bir alaka uyandırdı. Filmden parçalar bile sonraki günlerde bile tekrar tekrar izlenmekte.

Bu dizide ki sinema tekniği, oyunculuklar, oyuncular, senaryo, sanat  vs hepsi bir yana. Halk bu filmi bir bütün olarak aldı, seyretti ve sevdi. Severek seyretmeye de devam ediyor.

Bizim asıl hikâyemiz aslında elektriğin bile olmadığı ilk dönem cumhuriyet yıllarındaki radyo yayınları ile başlamakta. Radyonun en ücra köylerde tek haberleşme vasıtası olduğu yıllarda meşhur olan radyo tiyatrosu ile başladı her şey. Konularının büyük kısmını, aile bölünmesi, boşanma, çekişme, hırs ve ihtiras dolu kavgaların yaşandığı radyo tiyatrosu ile halkımız, önce aile ayrılıklarıyla tanıştırıldı.  Sonra televizyon seneleri geldi peşinden. Yakın zamana kadar televizyonlu senelerimiz, içinde türlü sefahatin sergilendiği, aileye, cemiyetimize dair ölçülerin çok  az görülebildiği zamanlar  olarak geçti.

Gelişen algılar ve araçsallaştırılan bilim sayesinde televizyonlar giderek küresel tüketim düzeninin emrine girdi. Bunun sonucunda televizyon, zihinleri teslim alıp insanları tüketim robotlarına dönüştürme hedefine büründü. Beyinleri eğitim ve yayın yoluyla iğdiş edip, insanlığı tüketimin sadece ve basit bir nesnesi olarak gören, televizyon yayınları günümüze kadar sürerek  geldi.  

Gençlik, eğitim ve aile bir televizyon programının diğer tüm içeriklerinin niteliğini belirler. Gençliği ele alalım. Tüik’in yaptığı  “İstatistiklerle Gençlik 2019” araştırmasına göre, Türkiye nüfusunun yüzde 15,6’sını 15-24 yaş arası gençlik teşkil etmekte. Yani Türkiye’de  2019 sonu itibariyle 12 milyon 955 bin 672 genç nüfus var demektir. Gençlik, eğitim ve aile kavramlarını bir arada düşününce ruh, düşünce ve beden  sağlığını da birlikte düşünmek gerekiyor. Gençliği, nesil emniyetini ve bunların koruyucu tedbirlerini de birlikte düşünmek gerekir.

Televizyon programlarının temel niteliği, inşa edici, ihya edici, terbiye edici olmasıdır. Bu çağda bizim de, insanlığın da kanaat, sebat, sabır ve iyilik gibi değerlere ihtiyacı bulunmaktadır. Bu değererlerimizin kulak aşinalığından çok öteye hayatın içine yerleştirilmesine ihtiyaç olan bir çağa geldik.  

Yani özellikle televizoyon filmlerinde eğitim ve öğretimin öncelikli olması gerekiyor. Bunlardan sonra kötü tavır, kötü ahlak örneklerinden neslimizin muhafaza edilmeli.  ‘’Kötülükleri tasvir safi zihinleri idlaldir.’ Bu bir pedagojik ve insani kaidedir. Kötülükleri anlatmak, yaymak özellikle de görüntülü bir şekilde yayına sokmak genç nesil üzerinde yıkıcı etki yapmaktadır. Zihin ve şuurlar örselenmekte. Gençliğimiz bunalıma sürüklenmektedir.

Genç dimağları maneviyatsız bırakan, tüketime özendiren, ‘alma’ hazzı ile yükleyip, beyinleri uyuşturan ‘köle’ bir ruha büründürmemeli.  Ayakkabı ile girilen evler, ikili ilişkilerde hiç bir ölçüye sığmayan zihin ve daranışları ifsat eden tavır ve ikili ilişki biçimleri, cemiyet yapımızı da olabildiğince yozlaştırmaktaydı. 

Aile birliği ve aile değerlerimizin işlendiği, bizim sokak ve bizim mahllenin konu edildiği filmler ile zihinler tazelenmeli. Kültürümüzü ve kimliğimiz, örfümüz ve geleneğimizle birlikte verilmeli. Saygı duygusu mahalleden diyaloglarla yansıtılmalı. Sevgi, klasik sistemimizden sahnelerle canlandırılmalı.  Bir medeniyet tasavvuru mutlaka olmalı. Çağı ve teknolojiyi muhakkak ki iyi kullanmalı.

Yapımda ve çekimdeki pek çok acemiliğe, sinamatografi ve daha geliştirilmesi gereken pek çok eksiğe rağmen Gönül Dağı, aile yapımıza uygun bir seyir izlemekte. Bize ve ailemize sıcak gelmekte.

Bizim kimlik ve düşünce yapımıza uygun şekilde işleyen, sade sakin ve sükunetli, yalın ilişki biçimlerini yansıtan, taşkınlık ve şaşkınlık taşımayan, insani münasebetleri olanca otantik haliyle yansıtan bir dizi.   Hırsı, kurnazlıkları, ayak oyunlarını, ihtirası değil, sebat ve çabayı ön plana çıkaran bir dizi. Anadolu insanımızın kendinden parçalar bulduğu sahih aile hayatımıza uyan bir dizi. Gündelik hayatın münasebet biçimlerinde doğallık hakim olduğu, genç nesilleri daha olumsuz piyasanın serpintilerinden alıp bir yeni cazibe merkezi oluşturan bir dizi. Geliştirilmesi gereken yönler var. Müktesebatı uygun bir kültür ve eğitim  danışmanı ile filme biraz daha filozofi ve sosyolojimizden derinlikler katılabilir.

Sağlıcakla kalın.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.