eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Fatma Nur Buraşoğlu: İstiklal Marşı Bin Yılın Destanı

Müellif, eseri beş ana başlık altında yazmıştır. Birinci bölüm “Bin yılın destanı” ikinci bölüm “Adım adım adım İstiklal Marşı’na” üçüncü bölüm “Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın” dördüncü bölüm “Mehmed Akif’ten sonra İstiklal Marşı” beşinci bölüm “İstiklal Marşı’nı Kurtarmak” başlığını taşıyor.

Yazarımız bu eserinde İstiklal Marşı’nın anlamı, ortaya çıkışı, şairi Mehmed Akif Ersoy’un bu süreçteki rolü ve marşın milletimiz açısından önemi gibi konuları derinlemesine ele alır. Ayrıca marşın bestesi üzerindeki tartışmalar ve zaman zaman değiştirme gibi hususlar da kitapta incelenmektedir. Yazar, İstiklal Marşı’nın sıradan bir şiir veya marş olmadığını, güçlü aidiyet ifadeleriyle eşsiz bir milli mutabakat metni olduğunu vurgulayarak, eseri ‘bin yılın destanı’ olarak nitelendirir.

D. Mehmet Doğan’ın İstiklal Marşı: Bin yılın Destanı adlı eseri, Türkiye Cumhuriyeti’nin milli marşı olan İstiklal Marşı’nın tarihi, kültürel ve edebi boyutlarını kapsamlı bir şekilde ele alan önemli bir çalışmadır. 

Yazar eserini İstiklal Marşı’nın mısraları üzerinden yorumlayarak başlar. İlk iki kıta da şairin bayrak üzerine konuştuğundan bahseder. Yıldız mecazen, baht, tahlil demektir. Milletimizin bahtı talihi sürekli açık kalacaktır. Bayrağın üzerindeki hilal İslam’ın sembolü olduğuna vurgu yapar. Yazar İstiklal Marşı üzerinden bir analiz yapmıştır. Kelimelerin ve sembollerin ne anlama geldiğini açıklamıştır.  Şairin beşinci kıtada, asıl düşmanı tarif ettiğini anlatır. Onu “medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar” olarak nitelendirir. Akif, bu istihzai mısra ile batı medeniyetinin sömürgeci tarafını, barbarlık yönünü öne çıkarır. Yazarımız bu analizlerle şiirin duygusal yönlerinin yanında gerçekçi tarafını görmemize yardımcı oluyor. 

Yazarımız diğer bölümde İstiklal Marşı’nın nasıl ortaya çıktığını anlatmıştır. O dönemin duygusunu çok güzel bir şekilde açıklamıştır. Millete ümit ve iman aşılayacak, heyecan uyandıracak, ayağa kaldıracak bir marşa ihtiyaç olduğu 7 Kasım 1920’de ilan edilir. Süreç böylece başlamıştır. İstiklal Marşı yarışmasında haberdar olanlar, Akif’in katılacağını düşünmektedir. Fakat o, “Ben ne müsabakaya girerim ne de caize alırım!” diyerek bu işin para karşılığı yapılmasını uygun görmez.

Yarışma süresi 23 Aralık’ta sona erer ve bu zamana kadar yaklaşık 750 şiirin geldiği belirtilir. İstiklal Marşı’nı Milli Mücadele boyunca en zor zamanlarda bile ümit var olan azmi kırılmayan biri yazabilirdi. Maarif Vekili, Mehmed Akif’e uzun ısrarlardan sonra İstiklal Marşı’nı yazdırmıştır. 

Yazar bu bölümde de diğer bölümdeki gibi İstiklal Marşı’nın tahlili üzerinde durur. Akif’in hangi duygularla marşı yazdığı ve ne anlatmak istediği çok güzel bir tahlil ile açıklar. 

“Allah bu millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın”. Cümlesini anlamak için bir asır öncesine kurtuluş mücadelesi günlerine gitmek gerekir. Böyle zamanlarda yazmayı istemek değil, yazmaya mecbur olmak esastır.

Yazarımız farklı bir noktaya değinir. Elbette her ülkenin milli marşı o ülkenin halkına hitap eden, onlara cazip gelen unsurlara sahiptir. İstiklal Marşı bir sipariş üzerine yazılmış gibi görülmekle birlikte, yazılırken içinde bulunulan atmosfer, şairin yüksek edebi kudreti ve milletin maneviyatını içine sindirmişliği farklı bir metnin ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Eserin son kısmında yazar Mehmed Akif’in vefatından ve sonrasındaki olaylardan bahseder. Mehmed Akif’in vefatı Cumhuriyetin tek parti döneminde ciddi bir kırılma noktasına işaret ediyor. 28 Aralık 1936 yılında Mehmed Akif’in cenazesi hiçbir kişinin, teşkilatın, kuruluşun yönlendirmesi olmadan sadece üniversiteli gençlerin kalabalık katılımıyla defnedilir. Halbuki, ölen Mehmed Akif değil, ülkenin  milli marşının şairidir. Devletin onu sahiplenmesi gerekirdi.

Yazar eseri bitirmeden önce yazarlar birliğinden de bahsetmiştir. ‘’Mehmed Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı’’ 28 Mart 1984’te Yazarlar Birliği’nin bir uzantısı olarak kurulur. Vakfın amacı: “Fikirleri, eserleri ve şahsiyetiyle millete mal olmuş Mehmed Akif Ersoy’un hatırasını yaşatmak, eserleri ve örnek şahsiyetini yurt içinde ve dışında bilhassa genç nesillere tanıtılmasını sağlamaktır.”

Eser ve başlık birbiriyle uyum içindedir. Alt başlıklar ile konu bütünlüğü sağlanmıştır. Kronolojik bir sıra hakimdir. Eser resimler ile desteklenmiştir. Resimler hem okuyucu merakını cezbetmiş hem de eserin daha zengin bir görünüm elde etmesine yardımcı olmuştur. Okuyucuyu yormayan akıcı bir dile sahiptir. Kaynakça oldukça zenginder ve yazarımızın detaylı bir araştırma yapmış olduğunu göstermektedir.

İstiklal Marşı: Bin Yılın Destanı, İstiklal Marşı’nın sıradan bir metin olmadığını, milli hafızada derin izler bırakan bir destan niteliği taşıdığını ortaya koyan değerli bir eserdir. Mehmet Âkif’in fedakârlıkları, marşın anlam dünyası ve Türkiye’deki millî kimlik inşası süreci açısından önemli bir kaynak niteliğindedir. Kitap, marşın geçmişten bugüne taşıdığı ruhu anlamak isteyenler için kapsamlı bir rehber sunmaktadır.

Fatma Nur Buraşoğlu

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.