Bir cemaatin il sorumlusu ile tanıştım.
Eğitim durumunu sordum.
Saygın bir devlet üniversitenin Veterinerlik Fakültesi mezunu olduğunu söyledi.
Devlet onu ücretsiz 5 yıl milyonlarca lira kaynak kullanarak okutmuş, o ise alakasız bir işle meşguldü.
1983 yılında Zile Alparslan Orta Okulu son sınıfında iken Devlet Parasız Yatılı Okulu sınavlarında başarılı olarak Kırklareli Sağlık Meslek Lisesi’ni kazanmıştım.
O sınava girebilmek için Türkçe, Matematik, Fen Bilgisi ve Sosyal Bilgiler derslerinden 10’luk sistemde en az 8 almış olmanız gerekiyordu.
Kırklareli Sağlık Meslek Lisesi’ne kesin kayıt yaptırırken rahmetli babama okul sözleşme/senet imzalattı.
Okulu bitirdiğimde en az 4 yıl “Sağlık Memuru” olarak devletin görevlendirdiği yerde görev yapmak zorundaydım.
Aksi takdirde devlet bana harcadığı 4 yıllık eğitimim süresince harcadığı parayı yasal faizi ile babamdan tahsil edecekti.
Ve ben Sağlık Meslek Lisesi 2. Sınıfından itibaren ileride çalışacağım alanlarda “Uygulamalı Dersler” başlığında Sağlık Bakanlığı’na katkı sunmaya başlamıştım.
3 ve 4. Sınıfta vaktimizin çoğu maaşlı bir çalışan gibi vatandaşa sağlık hizmeti sunmakla geçiyordu.
Bu köyümüzde tatillerde dahi devam ediyor, fahri olarak bütün sağlık işlerini yerine getirmeye çalışıyoruz.
Devletimiz; istihdam edeceği memurunu ortaokuldan sonra başarılı öğrenciler arasından seçmiş eğitmiş ve harcadığı paranın kat kat fazlasını onlardan çıkarmıştı.
Sağlık Meslek Liseleri (Toplum Sağlığı/Çevre Sağlığı/Laboratuvar/Radyoloji/ATT), Hayvan Sağlığı Meslek Lisesi, Ziraat Meslek Lisesi, Demiryolu Meslek Lisesi, Maliye Meslek Lisesi, Tapu Kadastro Meslek Lisesi, Meteoroloji Meslek Lisesi gibi onlarca lise aynı mantıkla “Mahreç” esaslı eğitim veriyorlardı.
Öğrenciler özenle seçiliyor, yatılı okutuluyor, derslere ilaveten günde akşam 2, sabah 1 etüd programları ve zengin okul kütüphanesi ile destekleniyor, 2. Sınıfta başlayan uygulamalarla teori pratiğe aktarılıyordu.
Eğitimin sistemimizin en temel sorunu: Mahreç’tir.
Yani, mezun ettiğiniz çocuğunuzun nerede/nasıl/kiminle/ne iş yapacağıdır.
Mezun verdiğiniz öğrencinin istihdam alanını hazırlayamıyorsanız hiç eğitime başlamayın.
Olması gereken benim önerim şudur:
Eğitim sistemi; Anaokulundan itibaren Montessori gibi uygulamalarla çocuktaki cevheri tespit edip anne/baba ile birlikte hareket ederek; onu kabiliyetli olduğu alana yönlendirmeli.
Fen/Anadolu/Sosyal gibi boş ve havalı isimleri bir kenara bırakıp bütün liseler hızlı bir şekilde meslek lisesine çevirilmeli.
Çocukta sağlıkçı olma isteği ve kabiliyeti varsa Sağlık Meslek Lisesi+Tıp, Hayvan Sağlık Meslek Lisesi+VeterinerlikFakültesi, tarıma yönelik bir eğilimi varsa Ziraat Meslek Lisesi+Ziraat Fakültesi, mühendis olma istek ve kabiliyeti varsa Tapu Kadastro Meslek Lisesi+Harita Mühendisliği, sanatçı olma kabiliyet ve isteği olanları Güzel Sanatlar Meslek Lisesi+Konservetuvar/Güzel Sanatlar Fakültesi ve yönetici olma imkân ve potansiyeline inanıyorsanız İktisadi İdari Bilimler Meslek Lisesi+Kamu Yönetimi/Siyasal Bilgiler, din eğitimi alanında kabiliyet görüyorsanız İmam Hatip Okulu+İlahiyat Fakültesi okutmalısınız.
Eğitim sistemi; eğittiği çocuğa 16 yaşında çırak, 17 yaşında kalfa, 18 yaşında usta olacağı bir altın bilezik takmak üzere dizayn edilmelidir.
Ve o altın bilezikli ustanın istihdam alanı 16 yaşından itibaren çalışabileceği şekilde yine aynı eğitim sistemi tarafından hazırlanmalıdır.
Eğitimde mahreç sorunu yukarıda yazdığım öneriler geliştirilerek acilen çözülmelidir.