Modern hayatın olmazsa olmazları arasında sayılmaya başlanan cep telefonları bilgisayarlar tabletler aracılığıyla artık herkesin bir sanal dünyası var. En çok da çocuklar ve ergenler nasibini alıyor bu sanal dünyadan. Modernleşme adına kendimizle ve çocuklarımızla aramıza mesafeler giriyor.
Çocuklarımız akşam gelince bir arada geçirilen zamanı değil de, bir an önce odasına geçip sanal âlem denilen sosyal medya hesaplarıyla uğraşmayı özlüyor. Bilgisayarının başından kafasını kaldırmayan çocuğun önüne yemeği geliyor, çayı kahvesi geliyor, çocuk veya ergen bunu da sosyal medya hesabından evde kahve keyfi diyerek fotoğraflarını facebook, instagram, twitter hesaplarında paylaşıyor… Bundan duyduğu haz beğenileri artıkça sanal âlemin gerçek dünyada yansıması çocuğu tekrar tekrar paylaşımlara yöneltiyor.
Oysa ortak yasam alanlarımız; salonlarımız, mutfaklarımız, çocuklarımızın ve bizim ihtiyaçlarımıza yönelik olarak dizayn edilmiştir.
Konuşmayı öğrendiğimiz yahut öğrenemediğimiz yerlerdir ailelerimiz… Hayata karşı algımızı oluşturur aile ortamları… Bu yüzden geniş ailelerde güven içinde büyüyen çocuklar, hayata daha sağlıklı adımlar atarlar. Çocuklarımızın benlik sınırlarını keşfettiği karakterini oluşturduğu muazzam yerlerdir, ortak yaşam alanları… İdeal aileler çocuklarının sesini bu ortamlarda daha fazla duyuyor onu onaylıyor ve hayata hazırlıyor. ‘Biz’ duygusu yoğun olarak yaşanırken çocuk bireysel faklılarıyla ‘BEN’ in sınırlarını inşa ediyor. Sesini duyuramayan varlığı onanmayan çocuklar da suçluluk duygularına kapılıp, davranış bozuklarıyla karşımıza geliyor.
Şimdilerde ortak yasam alanları neredeyse ailenin en az kullanılan mekânları olmaya başladı.
İşten yorgun argın gelen anne baba, okuldan gelen ergen, kreşte büyütülen çocuklar… Evde muhabbet ortamı oluşmayınca bir yalnızlıktan, diğer yalnızlığa geçen yürekler… Sanal âlemde kendini var etmeye çalışan yetişkinler ve çocuklar.
Ergen çocuklarımız özerkliğini ilan edercesine odalarına kapanmaya başladı…Ergenle sorun yaşamamak adına verilen tavizlerle aileden bihaber çocuklar yetişiyor.. Çocuklarına ulaşamayan anne babalar psikologların terapistlerin yaşam koçlarının kapısını aşındırmakta.
Ebeveynler bir an evvel başlarını cep telefonlarından bilgisayardan kaldırmalı çocuklarını odalarından ortak yaşam alanlarına çekmelidir… Her gün bir ebeveynin kendine sorması gereken elzem soru, ‘bugün evladımın gözlerine kaç dakika baktım’, ‘bugün evladı olduğum anneme babama kaç dakika ayırdım’ sorusu olmalıdır… Her iki soruya verilecek samimi olarak 15 dakika cevabı hayatımızı, geleceğimizi şu an olduğundan çok daha güzelleştirecektir… Bir eğitimci olarak buna yürekten inanıyorum.
Var mısınız anne babalarımızın hayır duasını almaya ve evlatlarımızın gözbebeklerinde o mutluluk pırıltılarını görmeye…
Esma TUTAR