Zenginliğin sağladığı güvenlik, konfor ve nihayet tamamlanmışlık hissi, problemli bir boyut olan durağanlığı ortaya çıkarır. Zenginliğin ürettiği ve insanı hareketten alıkoyan bu durağanlık hissi, insanı ihtiyaçtan, arayıştan ve ideallerden koparır. Zira ihtiyaç, insanı harekete geçiren en temel saiktir. Mesela açlık, insanı üretmeye; eksiklik, düşünmeye; yoksunluk ise anlam arayışına sevk eder. Zenginlik, eğer doğru bir bilinçle taşınmazsa, insanı dünyaya mıhlar. Dünya, bir imkân alanı olmaktan çıkar, bir “yerleşiklik”...