eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Yusuf Alpaslan ÖZDEMİR

Öncelikle muallim. Selçuk Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı alanında yüksek lisansa devam ediyor. Konya’da yaşıyor. Bir orta öğretim kurumunda Edebiyat Muallimi, yanı sıra çeşitli edebiyat dergilerinde yazıları yayınlanan, yerel bir gazetede düzenli olarak kültür sanat sayfaları hazırlayan bir kul, bir okur-yazar.

    “Batılılaşma İhaneti” Bugün Ne Söylüyor?

     

    Türkiye’nin iki asırlık yenileşme macerası, çoğu zaman “Batı’dan ne aldık?” sorusu üzerinden konuşuldu. Rahmetli D. Mehmet Doğan ise yönünü daha tedirgin edici bir başka soruya çevirdi: Batı’ya yönelirken kendimizden neleri bıraktık? Askerî yenilgilerle başlayan arayış nasıl oldu da dili, eğitimi, tarihi, kültürü ve insanın kendi toplumuna bakışını kuşatan zihniyet değişimine dönüştü? Üstelik kaybedilenlerin hesabını kim, hangi kelimelerle tutacaktı?

    İlk kez 1975’te yayımlanan Batılılaşma İhaneti, başlığındaki sertlik kadar sorduğu sorularla da düşünce hayatımızda geniş yankı uyandırdı. D. Mehmet Doğan, Batı’yı tanımaya, bilimsel ve teknik gelişmelerden faydalanmaya karşı çıkan içe kapanmayı savunan bir tavır kurmadı. İtirazını, mağlubiyet duygusundan doğan taklitçiliğe; kendi tarihini küçümseyen, milletin hafızasını ilerlemenin önünde engel sayan ve toplumu dışarıdan kurulmuş ölçülere göre değiştirmeye çalışan zihniyete yöneltti. Kitabın asıl meselesi, coğrafi anlamda Batı’dan çok, insanın kendisine ve mensup olduğu medeniyete hangi gözle baktığıydı.

    Doğan’ın “ihanet” kelimesiyle kurduğu sarsıcı hüküm de aynı noktada anlam kazanmıştır. Başlıkta kastedilen ihanet, başka kültürlerle temas kurmak yerine kendi hafızasına yabancılaşmayı; geçmişini yük, dilini kusur, halkını dönüştürülmesi gereken ham madde saymayı anlatır. Bundan mütevellit eser, siyasi tarihin belirli dönemlerine yöneltilmiş itirazla sınırlı kalmayarak dil ile düşünce, eğitim ile kimlik, bürokrasi ile halk, değişme arzusu ile medeniyet şuuru arasındaki gerilimi de sorgulamaktadır.

    “Batılılaşma İhaneti”nin yayımlanışının üzerinden yarım asır geçmişken tartışmanın eskimemesi üzerinde durulması zarurî bir diğer hususiyetidir. Küreselleşmenin gündelik hayatı benzeştirdiği, dijital kültürün dili hızla aşındırdığı, toplumların kendi hafızalarıyla ilişkilerinin yeniden tartışıldığı çağımızda Doğan’ın soruları geçmişten gelen yankıdan çok daha fazlasını taşımaktadır. Batılılaşma İhaneti, okurunu hâlâ rahatsız edebiliyor, itiraza çağırabiliyor ve en önemlisi kendi kabullerini gözden geçirmeye zorluyor. Muhit Kitap tarafından gerçekleştirilen yeni baskı da eseri nostaljik hatıradan çıkararak güncel düşünce tartışmalarının önüne yeniden koyuyor.

    Öyleyse kitabı anlamanın yolu, başlığındaki hükmü peşinen kabul etmekten veya reddetmekten geçmiyor. Doğan’ın hangi tarihî tecrübeye baktığını, hangi kavramlarla düşündüğünü ve hangi kayıplara dikkat çektiğini hesaba katmak gerekiyor. Aşağıdaki on beş soru, Batılılaşma İhaneti’nin medeniyet, dil, tarih, aydın, bürokrasi ve kültürel bağımsızlık çevresinde kurduğu temel görüşleri görünür kılmayı amaçlıyor.

    1. D. Mehmet Doğan “Batılılaşma İhaneti”nde ne-y-leri sorguluyor? Kitabın temel meselesi nedir?

    D. Mehmet Doğan’ın “Batılılaşma İhaneti” kitabı, isminden de anlaşılacağı üzere sadece Batı ile ilişkilerimizi tartışan bir çalışmadan ibaret görülmemelidir. Kitabın merkezinde daha derin bir soru; ‘Millet kendi medeniyet birikimiyle bağını kopararak başka bir medeniyet modelini benimserse ne kaybeder?’ vardır.

    Doğan’a göre ülkemizde yaklaşık iki asırlık Batılılaşma hareketi, başlangıçta teknik ve askerî ihtiyaçlarla ortaya çıkmış; zaman içerisinde toplumun kültürüne, diline, eğitim anlayışına, sanatına ve düşünce dünyasına kadar uzanan kapsamlı bir dönüşüme evrilmiştir.

    Kitap, Batı’dan bilim, teknik ve tecrübe alma meselesine karşı çıkmaz. Asıl eleştirisi, Batı karşısında duyulan hayranlığın zamanla kendi değerlerine karşı aşağılık duygusuna dönüşmesinedir.

    Doğan’a göre sorun, başka bir medeniyeti tanımak değildir. Sorun, kendi medeniyetini yetersiz görerek başka bir dünyanın ölçülerini tartışmasız kabul etmektir.

    Bu sebeple kitap boyunca şu düşüncenin altının çizildiğine şahitlik ederiz: “Millet değişebilir; fakat değişirken kendi varlık sebebini, hafızasını ve kimliğini kaybetmemelidir.”

    2. D. Mehmet Doğan “Batılılaşma” kavramını nasıl değerlendiriyor? Ona göre Batılılaşma neden problem hâline geldi?

    Doğan’a göre Batılılaşma kavramı, ülkemizde zaman içinde olumlu anlamlarla sunulmuş, çağdaşlaşma, ilerleme, modernleşme gibi kavramlarla birlikte kullanılmıştır. Ancak ona göre kelimelerin olumlu çağrışımları, meselenin gerçek boyutunu gizleyebilir.

    Doğan, Batılılaşmayı sadece Batı’nın gelişmiş taraflarını almak şeklinde değerlendirmez. Türkiye’de yaşanan süreçte Batılılaşmanın zaman zaman kendinden uzaklaşma, kendi kültürel kaynaklarını küçümseme ve başka bir toplum modelini taklit etme biçimine dönüştüğünü savunur.

    Kitaptaki temel eleştiri; ‘Batı’nın teknolojisini almak başka şeydir; Batı’nın kendi tarihî şartları içinde oluşturduğu hayat anlayışını olduğu gibi taşımaya çalışmak başka şeydir.’ minvalindedir.

    Doğan’a göre Türkiye’de bazı aydın çevreleri, Batı’nın üstünlüğünü sadece bilim ve teknik alanında değil, hayatın bütün alanlarında kabul etmiş; kendi geçmişini geri ve değersiz görmeye başlamıştır.

    Bundan mütevellit, kitapta Batılılaşma bir medeniyet tercihi olarak ele alınır.

    3. D. Mehmet Doğan’a göre Batılılaşma süreci ne zaman başlamıştır? İlk kırılma noktaları nelerdir?

    Doğan, Batılılaşma hareketinin başlangıcını Osmanlı’nın son dönemlerine götürür. Ona göre süreç bir anda ortaya çıkmamış, uzun bir tarihî arka plâna sahiptir. Öncelikle askerî alandaki yenilgiler, Osmanlı yöneticilerini Batı’nın üstünlüğünü kabul etmeye yöneltmiştir. İlk dönemlerde amaç, Avrupa’nın askerî ve teknik gücünden faydalanmaktır. Ancak zamanla bu yaklaşım genişlemiş, Batı kurumları, yönetim biçimleri, eğitim anlayışı ve kültürel değerleri örnek alınmaya başlanmıştır.

    Tanzimat dönemi Doğan açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Çünkü bu dönemde sadece devlet düzeninde değil, zihniyet dünyasında da değişim başlamıştır.

    Daha sonra Cumhuriyet dönemiyle birlikte bu süreç daha köklü ve kapsamlı hâle gelmiştir.

    D. Mehmet Doğan’a göre meselenin aslı, Batı’dan faydalanma noktasından çıkılıp Batı’yı tek ölçü hâline getirme anlayışının ortaya çıkmasıdır.

    4. D. Mehmet Doğan neden “Batılılaşma İhaneti” ifadesini kullanıyor? Buradaki “ihanet” kelimesinden ne anlamalıyız?

    Kitabın en çok tartışılan noktalarından biri başlıktaki “ihanet” kelimesidir. Doğan’ın “İhanet” kavramıyla kastettiği, toplumun kendi tarihî ve kültürel mirasına karşı yabancılaşmasıdır. Millet kendi değerlerini tanımadan, kendi geçmişini küçümseyerek başka bir medeniyetin kalıplarını benimserse ortaya ciddi bir kimlik problemi çıkar.

    İhanet, Batı’ya yönelmek anlamında değil; kendi kültürünü aşağı görmek, kendi dilinden uzaklaşmak, kendi tarihini yük kabul etmek, kendi toplumunu değiştirme adına onu kendine yabancılaştırmaktır.

    Hasılı, Doğan’a göre asıl mesele Batı ile ilişki kurmak değil, bu ilişkinin hangi ruh hâliyle kurulduğudur.

    5. Kitapta dil meselesi neden bu kadar geniş yer tutuyor, dil ve Batılılaşma arasında nasıl bir bağ kuruluyor?

    D. Mehmet Doğan için dil, kitabın en önemli meselelerinden biridir, çünkü dil, milletin hafızasıdır. Toplum geçmişte oluşturduğu kelime dünyasını kaybederse geçmişiyle bağ kurmakta zorlanır.

    Doğan’ın eleştirisi, Türkçenin gelişmesine veya sadeleşmesine yönelik değil, dilin geçmişle bağını koparacak şekilde değiştirilmesidir. Dil devrimiyle nesiller arasındaki kültürel mesafenin artması ciddi bir sorun olmuştur, neticede tarih şuuru da bundan etkilenmiştir.

    6. D. Mehmet Doğan’ın Dil Devrimi ve Öztürkçe anlayışına yönelttiği temel eleştiri nedir?

    Doğan, Türkçenin gelişmesini doğal bir süreç olarak görür ama dile müdahaleler tabiî gelişimin dışına çıkmış ve ideolojik boyut kazanmıştır.

    Öztürkçe hareketinin problemiyse kelimeleri sadece kökenlerine göre değerlendirmesidir. Kelimenin Arapça yahut Farsça kökenli olması, o kelimenin Türkçeye ait olmadığı anlamına gelmez, yüzyıllardır kullanılan, halkın ve edebiyatın içinde yaşayan kelimeler artık Türkçenin malı olmuştur. Doğan’a göre bu kelimelerin tasfiyesi, toplumun geçmişle bağını zayıflatmıştır, yani dil temizlenirken hafıza da temizlenmiştir.

    7. D. Mehmet Doğan’a göre Cumhuriyet dönemindeki dönüşümlerin en önemli sonucu ne olmuştur?

    Doğan, Cumhuriyet dönemindeki değişimleri sadece siyasî düzenlemeler olarak görmez. Ona göre bu dönemde kapsamlı bir kültür dönüşümü yaşanmıştır. Harf değişikliği, dil devrimi, eğitim politikaları ve yeni kurumlaşmalar birlikte değerlendirildiğinde büyük bir zihniyet değişimi ortaya çıkmıştır. Bu dönüşümlerin en önemli sonucu, toplumun geçmişle ilişkisinin zayıflaması olmuştur.

    Yeni nesiller eski metinleri okuyamaz, eski kültür dünyasını doğrudan tanıyamaz hâle gelmiştir. Bu durum, ona göre kültürel süreklilik açısından önemli bir problemdir.

    8. Kitapta bürokrasi de önemli bir yere sahip, D. Mehmet Doğan bürokrasiyi nasıl değerlendiriyor?

    Doğan’a göre Türkiye’de Batılılaşma hareketinin taşıyıcı unsurlarından biri bürokrasi olmuş, Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren devlet kadroları değişimin öncüsü hâline gelmiştir. Fakat Doğan bürokrasinin toplumla arasındaki mesafenin zaman zaman büyüdüğünü düşünür.

    Ona göre bazı bürokratik ve aydın çevreler, halkın değerlerini anlamak yerine halkı değiştirilmesi gereken bir kitle olarak görmüştür. Bu yaklaşım, toplum ile yönetici kesim arasında kopukluk oluşturmuştur.

    9. D. Mehmet Doğan’a göre aydınların Batılılaşma sürecindeki rolü nedir?

    ‘Batılılaşma İhaneti’nde bazı aydınların Batı’yı anlamaktan çok Batı karşısında hayranlık duyan bir tavır geliştirdiği zikredilir. Mevzubahis bu aydınlar, kendi toplumuna dışarıdan bakmaya başlamış, halkın değerlerini geri kalmışlık göstergesi olarak değerlendirmiştir.

    Doğan’a göre haddizatında gerçek aydın, toplumunu küçümseyen kişi olmamalı; kendi kültürünü tanıyan ve dünyayı onunla ilişki kurarak değerlendiren kişidir gerçek aydın.

    10. D. Mehmet Doğan Batı’ya tamamen karşı mıdır?

    Hayır. Kitabın en sık yanlış anlaşılan noktalarından biri budur. Doğan’ın eleştirisinin Batı’nın kendisine yönelik olmadığını, bilim, teknik, sanat ve düşünce alanlarında başka toplumların birikimlerinden faydalanmaya karşı olmadığını idrak ederiz; itirazı taklitçi anlayışadır.

    11. Kitapta “medeniyet” kavramı nasıl ele alınmaktadır?

    Doğan’a göre medeniyet; tarih, inanç, sanat, dil, ahlak ve hayat anlayışının bütünüdür. Bundan mütevellit bir toplum başka bir medeniyet modelini olduğu gibi alamaz. Çünkü her medeniyet kendi tarihî şartları içinde oluşmuştur.

    Türkiye’nin yapması gereken, kendi medeniyet birikimini yeniden değerlendirerek dünyayla ilişki kurmaktır.

    12. D. Mehmet Doğan’a göre Batılılaşma sürecinde en büyük kayıp nedir?

    Doğan’a göre en büyük kayıp, özgüven kaybıdır. Toplum kendi geçmişini değersiz görmeye başladığında sadece bazı kurumlarını değil, kendisine bakışını da kaybeder.

    Kültürel bağımsızlık, kendi değerlerini tanımakla mümkündür.

    13. Kitabın hâlâ tartışıldığını görüyoruz, bunu neye bağlamalıyız?

    Çünkü kitap sadece geçmişte kalmış bir dönemi anlatmaz, bugünün temel tartışmalarına da temas eder: Kimlik meselesi, kültürel devamlılık, eğitim, dil, küreselleşme ve medeniyet tartışmaları hâlâ güncelliğini korumaktadır.

    14. ‘Batılışma İhaneti’nin en temel çağrısı nedir?

    Kitabın temel çağrısı; kendi köklerini bilen, dünyaya açık bir toplum olmaktır. Doğan ne geçmişe kapanmayı ne de dünyadan kopmayı savunur. Onun istediği, kendi kimliğini koruyarak dünyayla ilişki kuran bir anlayıştır.

    15. ‘Batılılaşma İhaneti’nin günümüz okurlarına verdiği en büyük ders nedir?

    Bu kıymetli eserden çıkarılabilecek en önemli mesaj, milletin geleceğe yürürken geçmişini yük olarak görmemesidir.

    Değişim kaçınılmazdır; ancak değişim hafızayı yok ederek gerçekleşirse toplum kendi sesini kaybedebilir.

    D. Mehmet Doğan’ın mücadelesi aslında tek bir noktada birleşir: Kendi kelimeleriyle düşünebilen, kendi tarihini bilen ve dünyayı kendi özgüveniyle okuyabilen bir toplum kurmak.

    YUSUF A. ÖZDEMİR

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.