eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
18°C
Ankara
18°C
Az Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
20°C
Cuma Hafif Yağmurlu
14°C
Cumartesi Az Bulutlu
18°C
Pazar Az Bulutlu
20°C

Bu Toprakların Bir Farklı Hikâyesi: Doğan ERGÜN

Bu Toprakların Bir Farklı Hikâyesi: Doğan ERGÜN

Doğan Ergun bir sosyolog olup (D:1932,Ö:28 Şubat 2018) Akşehir / Konya doğumludur. İlk ve ortaöğrenimini Akşehir’de yaptıktan sonra Fransa’da Aix Üniversitesinde Sosyoloji okudu. Bir süre Fransa’da, Centre National de la Recherche Scientifique’ta araştırmacı olarak çalıştı. 1963’te yurda döndü; Gazi Eğitim Enstitüsünde, ardından Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünde öğretim görevlisi olarak görev yaptı. Kültür Bakanlığı danışmanlığından emekli oldu. 2019 28 Şubat’ında da öldü.

Burada hayat hikayelerinden bazı kesitler sunmak istiyoruz. 

İlki Fransa’da Centre National de la Recherche Scientifiqe’taki asistanlığıdır. Girdiği asistanlık sınavını birincilikle kazanır. Ancak o dönem bir çok insanın can attığı  Fransa’da okumak yerine, ülkesinde hocalık yapma seçeneğini tercih eder. Türkiye’ye dönüp Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinde dersler vermeye başlar. O devir,  sosyalizmin bütün prpopoganda araçlarıyla topluma boca edildiği yıllardır. Böyle bir dönemde ‘Osmanlı feodalitesini’ anlatırken arka sıradan bir öğrenci  Doğan Hoca’ya itiraz eder. Öğrenci itirazını da önünde açtığı bir kitaptan okuduğu paragraflarla desteklemektedir. Öğrenciye, okuduğu eserin kime ait olduğunu sorar Doğan Hoca. Fuat Köprülü cevabını alan hoca duralar ve düşünmeye başlar.

Talebesini bu şekilde ders anlatımına ve muhtevasına itirazı, Doğan Hoca’nın  hayatının sonraki yıllardaki akışını değiştirir.

Doğan Hoca, ‘Çocuk sağlam gerekçeler sunuyordu, bunları nereden okuyorsun diye sorduğumda, o zamana kadar okumadığım Fuat Köprülü’nün bir kitabına referans vermişti’.  Diyerek durumu anlatır. Ve o tarihten sonra Fuat Köprülü’yü, Ömür Lütfi Barkan’ı ve Halil İnalcık’ı okumaya başlar. Bir yerli kafa olan Doğan Hoca’nın kendini, tarihini ve kimliğini keşfetmesi o tarihten sonra başlar.

Kendisi de bu durumu:

‘Bu toprakların ve bu toplumun farklı bir hikâyesi olduğunu öğrenme fırsatını buldum’ diye açıklar.   O tarihten itibaren de bu yol hikayesine olan vefa borcunu Fuat Köprülü’nün Divanyolu’ndaki mezarını her İstanbul seyahatinde ziyarete edip, Fatiha okuyarak öder.  

Doğan Ergun’un ilim yolculuğunda temel ilkesi, sahip olduğu  bilgilerden hüküm çıkarabilmektir.  Aksi durumda olanlara Hoca, ‘sadece teknisyen olursunuz’ nasihatinde bulunur. Hocanın bir başka özelliği de sosyolojik gerçekleri edebiyat eserleri üzerinden anlamayı ‘metot’ edinmiş olmasıdır.

 Sosyoloji ve Eğitim

Alanında özgün eserler vermiş bir sosyolog olan  Doğan Ergun, bir edebiyat dostu ve sosyolojik gerçekleri edebiyat eserleri  üzerinden anlamayı/anlatmayı “yöntem” edinmiş bir bilim adamıdır. Bir sosyolog olarak Ergun, eğitimle de ilgilenmiş. Yazdığı ‘Sosyoloji ve Eğitim’ adlı eserinde milli kimlik temeline dayalı özgün görüşler ortaya koymuş. Eğitim sistemimizin, kendi kimliğine dayalı  teori üretecek bilim adamlarından mahrum oluşuna ve üzerindeki Amerikan etkisine dikkat çekmiştir. Eğitimimize programlar üzerinden dahil olan kapitalizmin kendi bunalımını örtmek ve tüketim anlayışını yerleştirmek için eğitim programlarını kullandığını belirtmiş. Özellikle yakın dönem eğitim tarihimizi de içine alan, ‘özgün’ ve ‘özgür’ olmayı konu edindiği bu çalışmasında oldukça önemli tespitlere yer vermiştir. Ergun, Montessorri, Pestalozzi, Dewey, Baltacıoğlu, Tonguç gibi yakın dönem eğitim tarihinde görüşleriyle var olan eğitimcilerin görüş ve uygulamalarına karşı,  sosyolojik ve insani temelli tenkitler yöneltmiştir. Kapitalizmin toplumu yönetmek ve tüketimini dayatmak için sosyolojiden nasıl faydalandığını da gözler önüne seren Ergun, bu konuda kendi tüketimini, topluma dayatmak isteyen kapitalist sistemin çok sık baş vurduğu yöntemin ‘ideoloji üretmek’ olduğunu ortaya koymuştur. 1968 ilkokul programıyla Ford Vakfı’nın on üç yıl ilgilenmesini, sonuçlandırıncaya kadar da takibini de yazan Ergun, bu konuyu kapitalist sistemin cemiyeti yönlendirme aracı olarak kullandığını belirtir.

Doğan Ergun’un sosyolojik görüşleriyle alakalı geniş bir makale yazan Prof. Dr. Bayram Kaçmazoğlu, sözkonusu makalede Doğan Ergun’un sosyoloji ve eğitim ilişkisini incelediği kitabı ve bu çerçevedeki görüşlerine de yer vermiştir:

‘’Aktarmacılığın, taklitçiliğin sosyoloji gibi diğer bilim alanlarında da geçerli olduğunu belirten Ergun, Batılı çıkar çevrelerinin Türkiye’deki okul programlarına kadar karışmalarını, içerisinde bulunduğumuz durumun vahameti olarak değerlendirir. Türkiye’nin bütünüyle kalkınmasına, ilerlemesine karşı olanların eğitim ve öğretim anlayışına göre yapılan eğitim programları, toplumun tüm kesimlerini ve onların çıkarlarını temsil etmemektedir. Bu programlar, ekonomiye egemen olan ve devlet yönetimini elinde tutan azınlığın çıkarlarına göre düzenlenmiştir. Kapitalizmin amacı da budur. Kapitalizm, kendi çıkarlarını korumak, egemenliğini sürdürmek ve bunalımlarını saklamak için ideoloji oluşturur ve bu ideolojiyi okul programlarına yansıtır. Kapitalizm, hedefe ulaşmak için bir araç olan eğitimi ve öğretimi, kendi ideolojisine göre biçimlendirir. Kapitalist bir toplumda eğitim ve öğretimin kuramsal çerçevesi, burjuva azınlık anlayışına göre oluşturulmuştur.’’

Eğitim sistemimiz üzerindeki batılı çıkar guruplarının tesiri Doğan Ergun’un yakın ilgi alanındadır.  Bu konuda batılı çıkar gruplarının eğitim üzerindeki etki ve yönlendirmelerini kaldırarak, ülkenin birikimine, tarihine ve milli  çıkarlarına dayandırmayı amaçlar. Doğan Ergun bu konuda çare ve çözüm olarak “çok yönlü eğitim” anlayışını ortaya koyar. Bu görüşüyle de ülkenin kalkınmasını, ilerlemesini kendi çıkarları istikametinde yürümesini hedefler.

Doğan Ergun, buradaki ‘çok yönlü eğitim’ görüşüyle cemiyette farklı kökenden gelen çocukların eğitimde fırsat eşitliği yakalamalarını, böylelikle eğitimde dezavantajlı gurupların  korunmasını hedeflemektedir.

Ders kitapları ve kitapların yazmında kullanılan ‘dil’ de Ergun’un inceleme alanına girmektedir. Çünkü dil, gerçekleri anlamanın, gerçeklere ulaşmanın en temel aygıtıdır. Bu hususda, ‘kelimeler kavramları, kavramlarda gerçekleri gösterir’ diyerek dil, gerçek ve eğitim arasındaki ilişkiye dikkat çeker. 

ESERLERİ:

100 Soruda Sosyoloji El Kitabı (2003), 

Yöntemi Bulmak,

Kimlikler Kıskacında Ulusal Kişilik,

Sosyoloji ve Eğitim,

Türk Bireyi Kuramına Giriş (2005), 

Sosyoloji ve Tarih (2005).

                                                                                                                                       

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.