eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

İhsan YALÇINKAYA

Kayseri'de 30.03.1963 tarihinde doğdu. İlkokulu Pınarbaşı Aslanbeyli köyünde, lise tahsilini Pazarören Mimar Sinan Öğretmen Lisesinde tamamladı. Hatay Eğitim Yüksekokulunu(1984) ve Gazi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliğini(1996) bitirdi. Öğretmenlik hayatıyla beraber kültür tarihi araştırmalarına başladı. Mahalli ve ülke geneli radyo ve televizyonlarda kültür tarihi programları yaptı. Bir müddet TBMM'de danışmanlık görevi ile bulundu. 2014 - 2018 yılları arasında Ankara Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı yaptı. Bu görevi esnasında a. “Öyküleriyle Türkülerimiz” b. “Her Sınıf Bir Piyes Oynuyor” c. “15 Temmuz “Demokrasi Şehitleri Albümü” d. “Dilimizi Koruyalım” e. “Kıssadan Hisse Hikmet Sohbetleri” f. “Onlar Nasıl Başardılar Öğretmenlerin Gerçek Hikâyesi” g. “Geleneksel Çocuk Oyunları”. h. “Kut’ül Amare” i. “15 Temmuz Şehitler Albümü” ana faaliyetlerine öncülük eti. Halen Maarifin Sesi sitesinde yitik medeniyetin izini süren ve alanında ilk olma özelliği taşıyan kültür tarihi yazılarına devam etmektedir.
    12.03.2026 09:00
    Yoksulluk, Anadolu’nun tozlu sokaklarında kapıyı çalmadan içeri giren bir misafir gibidir. Evlerin çoğunda tencere kaynamaz, yemek ancak belli günlerde yapılır. O gün kazan kaynarsa yemeğin kokusu evdekilerin yüreğinde sıcak bir avuntuya dönüşür. Çocuklar dizlerini karınlarına çekip ocağın başında, annelerinin elindeki...
    08.02.2026 11:59
    Etlik Yokuşu’nu aşıp Yozgat Bulvarı’na indiğinizde, yolun hemen sağında yer alan “Abdurrahman Küçük / Site 2 Lokantası” gözünüze ilişir; o an aracınız ister istemez yavaşlar. Siteler Otobüs Durağı’ndan adını alan Site 2 Lokantası, yalnızca bir yemek mekânı değil; geçmişle bugünün...
    25.01.2026 09:20
    Bünyan’ın Zek Köyü’ndendi. Asıl adı Mehmet’ti. Herkes ona Bayraktar derdi. Halkın gözünde mecnundu, deliydi; ne yapacağı belli olmazdı. Onu gören, “Zırrr Bayraktar!” deyip taşın, ağacın arkasına saklanırdı. Zırrr kelimesi Bayraktar’ı çileden çıkarırdı. Avşar yöresinde gezmediği yer yoktu. Hatta Kayseri’den Adana’ya,...
    05.01.2026 15:15
    Eskiden fotoğrafçıya gitmek şan şöhret nişanesiydi. Fotoğraf çektirmek hem mali duruma hem kültüre dair bir temsildi. Fotoğraflar ömür boyu saklanacak kadar kıymetliydi. Fotoğraf çektirmeye gidilecek günün bir gün öncesi akşamdan hazırlıklar yapılırdı. Çocuklar erkenden uyutulur, büyükleri ise uzun yolculuğa çıkacakmış...
    09.10.2025 22:25
    Dağ başında, çeşme başında, ocak başında… Anadolu’nun dört bir yanında türküler söylenir. Dili tutuklar söyleyemediğini, söylemeye utandığını türküye döker. Yüreği yaralılar derdini suya fısıldar, rüzgâra bırakır, toprağa anlatır,  “Kâtip arzuhâlim yaz yâre böyle.” diyerek bir de arzuhalciye… Hâlini arz etmek...
    22.07.2025 14:48
    Güneş, çorak topraklı tepeleri avururken uzaklardan bir uğultu duyulur. Yumuşamış araziden göğe doğru kocaman bir toz bulutu yükselir. Evlerin arasından eşekli, atlı kalabalık, bir hamazla köye girer. Köyün içinde ne kadar çocuk varsa kalaycıların arkasına düşer. Kalaycılar, çayırlığın dereye yakın yerine yükünü indirirler.Salkım söğütlerin arasındaki düzlüğe kazıklar çakılır, direkler kaldırılır, ipler gerilir. Kara çadır çimenlik yere kurulur. Söğüt dalları çadırın omzunu okşar. Çadırın diplerine taşlar dizilir.Etrafına hendek kazılır. Avgını...
    08.05.2025 11:33
    Köy odası, Anadolu köylerinin irfan mekânıdır. Köyün uygun yerine, taş ya da kerpiçten, tek katlı yapılır. Odanın penceresi küçük, yüksekliği neredeyse iki adam boyu kadardır. Duvarlar, taban, dambaşı… hepsi topraktandır. Köylüler buraları el birliği ile inşa ederler. Zanaatkârlar, ustalar emeklerini...
    21.03.2025 14:00
    Baharın müjdecisi Nevruz. Özellikle Türk Dünyasında ayrı bir kültürel şölene dönüşmekte. Dirilişin, yenilenmenin, baharın müjdecisi Nevruz. Bu konuda daha önceki bir yazımızı 21 mart dolayısıyla ilginize sunuyoruz. Her yeni yıl her yeni gün bir yenilenme demektir. İnsana, güne, tabiata bir...
    15.03.2025 07:03
    Herk edilmiş topraklar sonbaharda ekimi bekler. Yaz sıcağını yemiş tarlalar kapkaradır. Sonbaharın gelmesiyle birlikte çiftin kulpu, oku onarılır. Boyunduruk, zelve, kayış elden geçirilir. Çift demiri yülenmeye gönderilir. Öküzler koşuma hazırlanır. Çoluk çocuk, yaşlı genç tarlaya koşar. Tarlanın taşı, keseği toplanıp geçgereyle takımın kenarına taşınır. Bir tarafa yığılan zibil, kürekle tarlaya serpilir. Bider ekmek için tarla hazır hâle getirilir. Tarlalar irili...
    07.01.2025 14:51
    Çetin bir kışın ardından havalar ısınmaya başlar. Dağların güney yamaçlarında karlar yavaş yavaş erir. Dağlar avlu gibidir. İrili ufaklı köylerin kimi esikte, kimi kesikte sıra sıradır. Seslensen öbür köyden duyulur. Ahali için tek maişet kaynağı mal, davardır. Bahara kadar ahırlar...
    09.10.2024 10:57
    Düğün, aile kurmada tapu yerine geçer. Zamanımıza kadar korunarak gelen millî değerlerimizdendir. Evlilikler genellikle görücü usulüyle yapılır. Aşk hikâyesine dönüşenlerde vardır. Beşik kertmesi seyrektir. Huyu suyu bilinen kız ve oğlanın seçilmesinde hayır görülür. Soyun bozulacağı endişesi ve miras kaygısı nedeniyle akraba evliliği önemlidir. Oğlan evlendirmek başlı başına bir iştir ve meşakkatlidir. Evlenecek çağa gelmiş...
    17.08.2024 22:01
    Deşirici; toplayan, deşiren, devşiren anlamlarına gelmektedir. Evinin geçimini sağlamak için yiyecek, içecek ve giyecek toplayan deşiriciler; zaman zaman dilencilerle karıştırılmışlardır. Deşiriciler; kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, ruhun daha huzurlu olmasına her fırsatta vesile olmuşlardır. Omuzlarında, heybelerinin yükü kadar sosyal ve ahlaki...
    17.08.2024 21:43
    Haberleşmenin mazisi insanlık tarihi kadar eskidir. Geçmişte insanlar, birbirlerine karşı duygu ve dileklerini göze, kulağa hitap eden işaretleşme yöntemlerini kullanarak gerçekleştirmişler; ilerleyen süreçte bu ihtiyaçların büyük bir kısmı mektupla karşılanır hâle gelmiştir. Mektup, gideceği yere posta ile taşınır. Posta, ilk...
    17.08.2024 21:23
    İnsanlık tarihinin en eski mesleklerinden biri olan çerçilik ve bugünkü modern alışveriş merkezlerinin atası olan çerçiler, vaktiyle üretim ve imalat sektörünün sevkiyat halkası olarak faaliyet göstermişlerdir. Çerçi; Farsçada “carcı, haberci”; Moğolcada bir yerden bir yere haber götüren, buyruk ulaştıran, parça,...
    16.08.2024 22:00
    Sunuş: İhsan Yalçınkaya bir kültür tarihçisi. Yitik kültürün izini süren yazılarıyla  dikkat çekiyor. Geniş kesimler tarafından da çokça ilgi görüyor. Yaşanmış ama bitmemiş bir hikâyenin tamamlayıcı parçalarını tarihin dehlizlerinden keşfedip tekrar gün yüzüne çıkarıyor. Kültür tarihçisi Melek Karadeniz’in kendisiyle yaptığı...
    16.07.2024 12:28
    Anadolu’da “dam tutmak”, ev yapmak olarak bilinir. Civarda nam salmış duvar ustalarından sıra alınır. Dam tutma işi yaklaştıkça herkesi bir telaş sarar. Evin erkekleri him kazar. Kağnı ile taşlıktan taş getirilir, dereden su getirmek için fıçılar hazırlanır. Ustanın sevdiği yemekleri...
    08.05.2024 15:21
    Halı ilk olarak Anadolu, İran ve Türkmenistan’da dokunmuştur. Bu coğrafya, halı kuşağı olarak anılır. Halının yüzlerce yıllık geçmişi vardır. Ortak hafıza ürünüdür. Renk ve süs zenginliğinin yanı sıra kültürel çeşitliliği barındıran bir hüviyet taşır. Yün, ustalıkla döndürülen kirmenle eğrilerek ip...
    06.03.2024 14:00
    Anadolu’nun mümbit topraklarının yanında çorak, kıraç ve meşakkatli toprakları da vardır. İnsanın tabiat ile mücadelesi Anadolu’da hiç bitmez. Yükselen yoksulluk nidaları yüreklere taşınır. Bakmaya, görmeye, söz dinlemeye gerek yoktur. Bozkırda yaşamanın usulü hep aynıdır. Soğuğu soldurur, sıcağı kavurur. Geçim derdi...
    10.12.2023 12:00
    Osmanlı Devleti 1866 yılında konargöçer aşiretlerin iskân işini ele aldı. Fırka-i Islahiye adlı bir komisyon kuruldu. Emrine askerî birlikler verildi. Başına Derviş Paşa getirildi. Komisyonun görevi: Devlet nüfuzunun varamadığı Çukurova’daki aşiretleri uzağa gönderme, sonra da iskâna tabi tutmaktı. Devlet tarafından...
    14.11.2023 13:42
    Dağların karı erirken tabiat yeşermeye başladı. İklim desenleri her geçen gün değişmekteydi. Almaçatı Yaylası’nda kış, öfkesini bahara terk ediyordu. Kevenlitapur’un dolambaçlı oyuklarından süzülerek derme çatma evlerin arasına doğru inen içme suyu da her geçen gün azalmaktaydı.  Toros Dağları’nın kuytularına saklanmış...
    15.08.2023 08:56
     Pazarören mezunları, suyunu içip havasını teneffüs ettikleri, hayatlarının şekillendiği Pazarören’de bir araya geldiler. Pazarören’den mezun olan her öğrencinin ayrı bir anısı vardı bu okulda. Okulu ziyaret eden mezunların aklına gelen ilk hatıra; idare binasının önüne asılan “Kazandı” listesi oldu. Mezunlar,...
    22.06.2023 12:23
    “Doğan Büyük Türkçe Sözlük” te çeşmeler; “İçme veya kullanma suyu akıtılmak maksadıyla yapılan hazneli, borulu musluklu yer. İlahi feyz kaynağı. Hakk’ı bulan kâmil kimsenin kalbi. Kaynak, su kaynağı, pınar ve göz.” olarak tarif edilmiştir. Özgün yapısı ve süslemeleriyle ülkemizde su...