Tekfir, aşırılığın sonuçlarından ve meyvelerinden birisidir. Hariciler aşırılıklarından tekfir bataklığına düşmüşlerdir. Guluv veya aşırılık ölçüsüzlüğü beraberinde getirmekte ve insanın başını döndürmektedir. Genelleme de aşırılığın cüzlerinden birisidir. Araplar ‘tamim tabsittir’ yani genelleme basitliğe götürür demişlerdir. Bir şer’i tekfir bir de havai tekfir vardır. Şer’i tekfir dinde sınırları tutmaktır. Dinde zaruri olarak bilinenleri inkar çığırıdır. Havai tekfir ise meşreplerin kendilerine uymayanları tekfir eğilimidir. Bir de muayyeni tekfirden kaçınmak gerekir. Yani isimleri ve akımları tekfirden kaçınmaktır. Mesela Mutezile kafirdir demek genellemedir. Bu yönde tekfir, iman-küfür sınırlarını tayin eder. Lakin tekfirde keyfilikten kaçmak gerekir. Nitekim Hariciler bu yönde maksadı aşmışlar ve küffara inen nasları Müslümanlara hamletmişlerdir. Bu da iç kargaşaya veya çatışmalara tekfir boyutunu eklemiş oldu. Tekfirin alt basamaklar tafsik yani muayyen kesimleri fıska mal etmektir. Yine küfrün alt basamakları arasında tebdi yani bidata mal etme ve tatil meselesi vardır. Mutezile bazen Cehmiye bazen de muattıla kalıbıyla anılır. Selefiler kimi zaman Cehmiye akımına Eş’arileri de ilave etmişlerdir. Halbuki Cehmiye akımını söndüren Eş’ari mukabelesi olmuştur. Selefiler sıfatlar meselesinde harfi anlayışa sahiptirler. Bu da ispatına gerek olmayanı ispat etmeye girer. Teşbihten kaçınan zümreleri muattıla olarak damgalarlar. Bu naslarla ilgili değil anlayışlarıyla ilgilidir.
Aşırılık umulmadık akımlarda da görülebilir. Her zümreye uzanabilir. Hatta aşırlıktan fersah fersah kaçınan sufiler de bile bulunabilir. Onlarda aşırılık bazen ifrat değil tefrit makamında, boyutunda tecelli eder. İnsanın mizacı aşırılığa meyyaldir. Lakin aşırılığın en fazla yapıştığı zümrelerden birisi Haricilik diğeri de Vehhabiliktir. Her iki akım da hem silahlı kalkışmaya hem de aşırılığa müncer olmuştur. Vehhabiler yöntem olarak selefi olarak anılmayı yeğlerler. Vehhabi söylemini kabul etmezler. Yani kendilerini nakilci olarak görürler. Toptancıdırlar ve bir akımı ve zümreyi toptan mahkum ederler. Sözgelimi tasavvufun zühd ve ihsan mertebesiyle alakasını unutarak toptancı bir yaklaşımla Salih Fevzan gibilerinin ifadesiyle şeytanın hilesi tuzağı olarak anarlar. Halbuki genelde hak ile bağlantısı bulunan yolların şaibeli tarafları da olabilir. Sırça köşkte oturan başkasına taş atmasın derler. Bu yüzden toptan davranışlar haksızlığa kapı aralar. Salih Fevzan’a göre tasavvuf erbabı sünnet yolundan sapmıştır. Tasavvuf, ehlini sünnet yolundan ayırarak bidat yoluna sokar!
Salih Fevzan gibi ağzı bozuk selefiler Diyobend yoluna ya da Davet ve Tebliğ cemaatine kabirciler veya mezarcılar kulpu takmaktadır. Kendilerine Vehhabi denilmesinden hoşlanmayanlar maalesef başkalarına kolayca kuburi/mezarcı damgası vuruyorlar. Bu da çifte standarttır. Bunun ötesinde Diyobendi yönteminin teröre kapı araladığını ileri sürüyorlar. Daha önce de Müslüman Kardeşleri ve türevlerini terör örgütü olarak damgalamışlardı. Selefiler Diyobendileri de Birelviler gibi kabre perestiş etmekle suçluyorlar. Peki! Birelviler Diyobendiler hakkında ne diyorlar? Vehhabi diyorlar. Burada çapraz bir çelişki yumağı var. Bu durumda Diyobendiler çok yönlü hasımlarının çapraz ateşine tutulmuş bulunuyor. Vehhabilere nazaran Diyobendiler muhalifleri için nezih ifadelerde bulunuyorlar. Gönülleri bozuk olmadığından ağızları da temiz kalıyor. Olgun davranışlar sergiliyorlar. Tebliğ cemaati siyaset dışı cemaatlerden birisidir. Bunu pratik nedenlere bağlı olarak yaparlar. İslam’da siyaset olduğunu kimse inkar edemez. Lakin güncel siyaset olgun bir zeminde yürütülmezse rahnelere ve ümmet içinde ayrılık gayrılıklara neden olur. Tefrikaya ve ayrışmalara sebebiyet verir.
Diyobendilerin veya bu akıma dayanan Taliban hareketinin de amaçlarından birisi tevhidi yaymak ve sünneti ihya etmektir. Selefiler tatilden bahsediyorlar ama tecsim meselesini teğet geçiyorlar! Son sıralarda Suudi Arabistan’da Diyobendilere cephe almak genel bir eğilim haline gelmiştir. Halbuki selefi camia içinde onlara insaf nazarıyla bakanlar da az değildir. Muhammed Hassan bunlar arasında sayılır.
Bir kavme olan düşmanlığınız sizi adaletsizliğe sevk etmesin.
Mustafa Özcan