eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
20°C
Ankara
20°C
Az Bulutlu
Pazar Açık
22°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
25°C
Salı Az Bulutlu
24°C
Çarşamba Az Bulutlu
23°C

Prof. Dr. Yücel ACER

Prof. Dr. Yücel ACER Anakara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Uluslararası İlişkiler lisans derecesi, Sheffield Üniversitesi’nden (İngiltere) Uluslararası Hukuk mastır derecesi, Bristol Üniversitesi’nden (İngiltere) Uluslararası Hukuk doktora derecesi almıştır. Halen Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalında, Milletlerarası Hukuk Profesörüdür. Uzmanlık alanları, Uluslararası Deniz Hukuku, Uluslararası Silahlı Çatışmalar Hukuku ve Uluslararası İnsan Hakları Hukuku dur. Birçok bilimsel makalenin yanında İngiltere’de basılmış Ege Deniz Sorunları ve Uluslararası Hukuk (The Aegean Maritime Disputes and International Law), “Uluslararası Hukukta Saldırı Suçu”, “Küresel ve Bölgesel Perspektiften Türkiye’nin İltica Stratejisi” ve “Uluslararası Hukuk Temel Ders Kitabı” başlıklı kitapların da yazarıdır. ABD’de, Hawaii Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde doktora sonrası çalışmalar yapmış, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Kara Harp Okulu, İzmir Ekonomi Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Atılım Üniversitesi’nde dersler vermiştir. Halen, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalı Başkanı olarak ilmi faaliyetlerini sürdürmektedir.

    Antalya Diplomasi Formu ve Kriz Dönemlerinde Konuşmak 

    Yine de konuşmak, konuşmaya devam etmek gerek. Öldürülen binlerce masum insana rağmen. Öldürmek yerine konuşmak gerekir. Ölümleri durdurmak için neler yapılabileceğini ve yapılması gerektiğini konuşmak gerekir. Hem de ciddi şekilde konuşmak gerekir. 

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl üçüncüsü yapılan Antalya Diplomasi Forumu’nun açılışında yaptığı konuşmada bir yandan binlerce masum Filistinlinin acımasızca öldürülüşüne vurgu yaparken diğer yandan da kiriz dönemlerinde diplomasinin yani konuşmanın öne çıkması gerektiğinin altını çizdi.   

    Batılı ülkelerin diplomasideki geleneksel merkezi rollerine inat üçüncüsü yapılan ve dünyanın özellikle bastırılan, ezilen ve sömürülen devletlerini Türkiye’de toplayan Antalya Diplomasi Forumu’ndayız. Açılış konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vurguladığı gibi kriz zamanlarında diplomasi için toplanmak gerekir teması ve “birlikte düşünelim, birlikte harekete geçelim” söylemleri ön plana çıkarılmakta.  

    Gündemdeki tek mesele İsrail’in Gazze’de gerçekleştirmekte olduğu insanlık dışı sivil katliamların durdurulması ve Filistin’in kalıcı barışa kavuşturulması olmasa da, Filistin doğal olarak asıl gündemi oluşturmalı ve oluşturmakta. Benimde konuşmacı olduğum garantörlük seçeneğinin tartışıldığı oturumdan, dışişleri bakanlarının katıldığı panellere kadar birinci gündem bu. Birinin söylediği gibi Filistin meselesini ne zaman konuşmayı bırakırsak Filistin o zaman gerçekten kaybedecek. Uluslararası hukuku ve temel insani değerleri kurulduğundan beri ihlal etmeyi sistematik hale getirmiş ama karşılığını hiç görmemiş İsrail’e karşı neler yapılabileceği her geçen gün daha da ciddi bir şekilde konuşulmalı.  

    Filistin dışişleri bakanı Dr. Riad Malki’yi bir panelde dinliyorum. Filistin’e yardım edemeyen, İsrail’i durduramayan dünyanın “güçsüzlüğünden” ve “cesaretsizliğinden” bahsediyor. Paneli yöneten hanımefendi “Batılılara karşı çıkıp Filistin’i savunan Güney Afrika ve Nikaragua gibi ülkeler varken Arapların neden sessiz kaldığını soruyor ama her zaman olduğu gibi cevap, herkesin bildiği bir sır olarak kalıyor. Moderatör AB’nin, Filistinlilere yardım için kurulan UNRWA’ya yardımı kesmesinin edenlerini de soruyor. Bu soru karşısından birilerinin Batılı ülkelerin ne denli insani değerlerden uzak durduğunu, bu değerleri siyasi amaçları ve çıkarları için ne denli araçsallaştırdığını söylemesi gerekir ama yine bu önemli sorunun cevabı Ortadoğulu üst düzey siyasetçilerce üzerinde pek durulmadan geçiştiriliyor.  

    Rusya’dan Mısır’a, Lübnan’dan Ermenistan’a dışişleri bakanları düzeyinde katılım varken, sözleşmişçesine batılı ülkeler Forum’da gözükmüyor. Yani mağdurlar burada suçlular ortalarda yok. Bu bir yandan dünyanın bir nevi Kuzey ve Güney diye psikolojik olarak da kabaca ikiye bölündüğünü gösteriyor. Kuzeyliler ya da batılılar dünyanın geri kalanını ezmeye, kullanmaya ve sömürmeye farklı yöntemlerle devam ediyorlar. Türkiye gibi buna karşı duran, durabilen ve bu anlamda da ön plana çıkmaya çalışan ülkeleri de alttan alta yalnızlaştırmaya, zorlamaya ve aşağıda tutmaya özel önem veriyorlar. Bu tür zirvelere katılmayarak da aslında bunu yapmaya çalışıyorlar. 

    Bu bir açıdan memnuniyet verici. Türkiye mazlumların sesi olmayı başarıyor, ya da mazlumlar Türkiye’ye bir merkez olarak bakıyor ya da en azından bakmaya başlıyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılış konuşmasında söyledikleri de bunu gösteriyor. Dünyanın mevcut sistemi iflas bayrağını çekmiştir diyor. Her canilik bu sistemin tabutuna bir çivi çakıyor diyor.  

    Bu aynı zamanda bir dönüm noktasında olduğumuzu da gösteriyor. Yeni bir küresel sistem arayışının olunması gerektiğini hatta kısmen de olduğunu, bu arayışın nihayetinde, er ya da geç yeni bir sistemin doğmasını, bunun da daha adil işleyen bir sistem olacağını düşünmek mümkün. Tam da bu dönemde çok önemli bir geçiş zamanını yaşadığımızı düşünebiliriz. Bu anlamda buna sadece tanıklık etmek değil aynı zamanda katkı vermek gerek. Katkının sadece devletler düzeyinde değil aynı zamanda sivil toplum düzeyinde yani dünya kamuoyu düzeyinde de olması gerekir. Hepimizin, Batının şiddeti ve komploları bizi “hizaya getirmenin” bir aracı olarak kullandığı bu canice düzenin değişmesine katkı vermemiz elzem.   

    Yücel Acer 

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    1. Levent Çağıran dedi ki:

      İnşallah dönüm noktasıdır. Bundan sonra gerekli ciddi adımlar atılır. Yücel hocam.