Milli Şairimizi, çağdaş ileri bilginin Batı’da bulunduğunu dolayısıyla Avrupa’daki fen ve tekniğin önemini hatırlatmaktadır. Zira “Batı’nın maddî gelişmişliği Doğu’nun varlığı için bir tehlike oluşturmaktadır. Doğu’nun var oluşu bilim ve teknoloji alanındaki geri kalmışlığından bir an önce kurtulmakla mümkündür. Doğu toplumları üç asırdır kaybettiği ya da takip edemediği bilimi Batı’dan almalıdır. Bu nedenle Osmanlı’da içtimâî bir devrim gerçekleştirmek için, Âkif, gençlerin eğitim amacıyla Batı’ya gönderilmesini; bu gençlerin de Batı’dan alınacaklar konusunda seçici olmalarını ister.[1]
Nurettin Topçu’da Âkif’e katılarak, Batı’nın ilmine tâlip olmak gerektiğini, maddî hayattaki cazibelere kapılınmaması gerektiğini ifade etmektedir:
“Batı’nın ilim ve irfanını alacak yerde, madde ve cinsiyet hayatında yaşattığı cazibeye çabucak teslim olduk. Ruhu ve dimağı olan münevverin eliyle Batı’ya uzanacak yerde midesiyle derisinin hazlarının yaşatan ahlakın eliyle uzandık. Esasen taklit kötü ve tehlikeli bir yenileşme usulüdür; benliği kaybettiricidir. İnkılabımızın aşısını yine kendi mazimizden almamız lâzımdı. Mâzide bizi yükseltmiş olan temeller yıkıldığı için çöküyoruz. Bizzat bu temelleri sağlamlaştırmakla işe başlamalıyız. Bir milletin varlığı yabancı temeller üstüne kurulamaz[2]:
Aşılarken de vurun kendine kendinden aşı.[3]
Yabancı Okulların Cazibesine Aldanmak
Batı’nın, İslâm coğrafyası üzerindeki emellerini ve amaçlarını Safahat’ında seslendiren Mehmet Âkif, ülkemizdeki yabancılara ait okullara Müslüman çocuklarının gönderilmesi hususunda ikazlarda bulunur. “Mehmet Âkif, Tanzimat’tan sonra açılmaya başlamış ve ülkenin her tarafına yayılmış olan yabancı okullarda, Cizvit, Frere, Amerikan v.s. gibi Hristiyan tarikat mekteplerinde pek çok Müslüman’ın çocuklarını okumak için vermesini de eleştirir ve bu durumun Türk toplumuna açabileceği zararlara da dikkati çeker.” [4]
Ülkemizdeki yabancı okullara karşı Âkif’in kaygılanması yersiz değildir. Nitekim o, bunun gerekçelerini makul bir şekilde izah etmektedir. “Çünkü buralarda çoğu derslere Türk-İslâm düşmanı papaz ve misyonerler girmektedir: ‘Biz ne hamiyetsiz adamlar ve ne vazifesiz babalarız ki mevcut mekteplerimizi işe yarar hale getirmek, yahut yeniden adamakıllı müesseseler yapmak tarafına hiç yanaşmayız da geleceğimizi teşkil edecek ciğerpârelerimizin terbiyesini o geleceğin hayalinden bile ürken yabancılara bırakıyoruz…’”[5]
[1] Cevat Özyurt, “Mehmet Âkif’de Doğu, Batı, Gelenek ve Modernlik”, Doğudan Batıya Düşüncenin Serüveni, ed: Bayram Ali Çetinkaya, 2. baskı, İstanbul 2017, c. 9, 473.
[2] Nurettin Topçu, Mehmet Âkif, 6. Baskı, İstanbul 2011, 53.
[3] Âkif, Safahat, İkinci Kitap, Süleymaniye Kürsüsünden, 188.
[4] Mahmut Babacan, “Burdur Milletvekili Mehmet Âkif’e Göre Eğitim ve Kalkınma”, Uluslararası Mehmet Âkif Ersoy Milli Birlik ve Bütünlük Sempozyumu (12-14 Ekim, 2011) Bildiriler Kitabı, İstanbul 2011, 463.
[5] Babacan, “Burdur Milletvekili Mehmet Âkif’e Göre Eğitim ve Kalkınma”, 464.