eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Melek KARADENİZ

Tarih Öğretmeni. İdarecilik yapıyor. Stk faaliyetlerine destek veriyor. Muhtelif gazete ve dergilerde yazı çalışmalarına devam ediyor.

    Akif Bugün Yaşasaydı Onlara İthaf Ederdi!

    21.yy, tarihinin en büyük soykırımlarından birini yaşıyor. Hani savaşlarda erkekler, erce savaşır, erce öldürür, erce öldürülürdü ya. Bu öyle değil. Bu kahpece. Emzikli bebeler öldürülüyor. Anasından yeni doğmuş yavrular.

    Batı medyası, ABD medyası halkı uyanmasın diye, yayınlamıyor bile görüntüleri. Mazlum Yahudi algısı uyandırılmaya çalışılıyor.

    Gerçekleri söyleyen birkaç Yahudi çıkarsa eğer, bu sefer İsrailliler tarafından linç ediliyor.

    Sosyal medyada vahşeti seyreden ve dini, dili, ırkı ne olursa olsun ‘’İnsan ‘’ olan herkes ise bu katliamı kendi çapında protesto ediyor.

    Ey koca dünya…Ey 2023.. 21. yüzyıla katliam yüzyılları arasına girdin ya.

    Yahudi, Hitlerin II. Dünya Savaşı’nda kendisine yaptıkları zulümleri kınarken, kendisi Hitlerin zulmüne rahmet okutacak bir katliam yapıyor. Bugün İskoçya’da insanlar açtıkları pankartta ‘’Hitler, Yahudilerden daha merhametli’’ dediler.

    Su yok, elektrik yok, yiyecek yok… Binalar canlılara mezar… Oksijen yok, hava yok, yaşam alanı yok… İnsanlık yok daha ne olsun.

    Lakin ilginç bir şey var. Filistinlilerin cesareti, kahramanlığı, yiğitliği, inancı… Anlatılır gibi değil, Filistinli gençlerin, İsrail askerleri tarafından götürülürken, onları deli eden bir zafer gülümsemeleri vardı ya. Şimdi o gülümsemeyi enkazların önünde, sekiz on yaşlarında çocuklar yapıyor…

    Yıkılasın İsrail, enkazını göreceğiz!

    Attığın her bir bomba, senin geleceğini de vuracak bir gün.

    Sen zulmünle insanlığın uyanmasına sebep olacaksın. Belki Filistinlileri öldüreceksin ama dünyanın uyanışı karşısında çaresiz kalacaksın.

    Kahhar olan Allah; ahını alacak masum bebelerin, anaların gözyaşını, Rabbi dindirecek, Onlar Rablerinin katında; yavrularıyla, eşleriyle cennete girmenin huzurundalar belki, şu an.

    Ey Dünya! Zalimleri de yutacaksın bir gün elbet. Toprağın sıkacak bedenlerini, kurtların kemirecek vücutlarını. Ey Dünya, önce sen başlayacaksın onlardan intikam almaya… Sonra cehennemin kayya kuyuları. Sonra cehennem zebanileri…

    Mehmet Akif Ersoy, bugün yaşasaydı Çanakkale Şiir’ini, Filistinliler için yazardı. Şiirin sadece birkaç kelimesini değiştirdim, orijinali parantez içerisinde. Bugün, Yirmi birinci yüzyılın kahramanlık destanını Filistinli çocuklarla analar yazdı.

                                   Gazze Şiiri ( Çanakkale)

    Şu Gazze (Boğaz) harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?

    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.

    -Tepeden yol bularak geçmek için Mescid-i Aksa’ya (Marmara’ya)-

    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.

    Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!

    Nerde-gösterdiği vahşetle ‘bu: bir Avrupalı’

    Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,

    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

    Eski Dünya, yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,

    Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.

    Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,

    Amerika’yla (Ostralya’yla) beraber bakıyorsun: Fransa (Kanada)!

    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:

    Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.

    Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…

    Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!

    Ah o yirmibirinci (yirminci) asır yok mu, o mahlûk-i asil,

    Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle sefil,

    Kustu Filistinlinin (Mehmetçiğin) aylarca durup karşısına;

    Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.

    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz…

    Medeniyyet denilen kahpe, hakikat, yüzsüz.

    Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbâb,

    Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

    Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;

    Beriden zelzeleler kaldırıyor a’mâkı;

    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;

    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

    Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,

    Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.

    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;

    O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer…

    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

    Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.

    Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,

    Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.

    Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,

    Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.

    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler…

    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!

    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

    Alınır kal’â mı göğsündeki kat kat iman?

    Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?

    Çünkü te’sis-i İlahi o metin istihkâm.

    Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,

    Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;

    Bu göğüslerse Hudâ’nın ebedi serhaddi;

    ‘O benim sun’-i bedi’im, onu çiğnetme’ dedi.

    Asım’ın nesli…diyordum ya…nesilmiş gerçek:

    İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.

    Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…

    O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,

    Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i…

    Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

    Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?

    ‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın.

    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb…

    Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.

    ‘Bu, taşındır’ diyerek Kâbe’yi diksem başına;

    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

    Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,

    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;

    Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan,

    Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;

    Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,

    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,

    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;

    Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;

    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…

    Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,

    Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin’i,

    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran…

    Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

    O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;

    Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;

    Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın… Heyhât,

    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât…

    Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

    Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

        Melek KARADENİZ

                                                                                                                                                    

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    1. Ahmet Kağan Karabulut dedi ki:

      Tebrik ediyorum kardeşim

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Allah razı olsun

    2. Ahmed YAHYA dedi ki:

      Teşekkürler

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Allah razı olsun.

    3. Hüseyin Efil dedi ki:

      Felaketi iliklerine kadar yaşamış büyük Akif,ruhuna dokunan acı ilhamı şiirle bezemiş,milletinin kahramanlık destanını yazmıştı.Allah bir daha da bu millete istiklal marşı yazdırmadın diye duasını da eklemişti.Şimdilerde sorunlu bir bölgede yaşam mücadelesi veren insanlar var.Zaman ve mekan hoyratça dövülüyor ,zalim yeni yöntemlerle insanlığı insan nev ‘i olmaktan çıkarıyor.Olup biteni biçare yazan ,mahsun ,kederli bir biçimde tarihe not düşen yazarlarımız var.İyi ki de varlar.Eksik olmasınlar…Çare nedir?Mazlum milletler zalimlere ve vahşet bezirganlarıyla nasıl mücadele etmeli?Umarım bu konuyu da enine boyuna yazabilecek,karanlık çağa ışık tutabilecek,aklın ve mefkuresizliğin girdabındaki bizlere yol gösterecek yazıları da okur,kendimize geliriz.Zira dağıldık ,darmadağınık olduk…

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Allahım yardımcıları olsun.

    4. Fatma Apan dedi ki:

      Çok güzel ifade etmişsiniz

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Allahım yardımcıları olsun.

    5. Enes dedi ki:

      Elinize sağlık hocam

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Allah razı olsun

    6. Selma KARNAS dedi ki:

      Acı anca bu şiir ile hissedilir anlatılabilir olmuş kaleminize sağlık Melek hocam

      1. Melek KARADENİZ dedi ki:

        Allah razı olsun.

    7. Zümra dedi ki:

      Keşke herkes sizin gibi bu konuya dikkat çekse hocam… Sesimize daha çok ihtiyaçları var